SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Kocaman’dan flaş Alex açıklaması!

Kocaman’dan flaş Alex açıklaması!

Torku Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman, gollerden sonra sevinmediği yönündeki eleştirilere patladı; "Böyle salaklık olabilir mi?"

Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman, Habertürk Gazetesi’ne özel bir röportaj verdi. Deneyimli hoca, çocukluk yıllarından, kariyerine; giyim tarzının eleştirilmesinden, gol sevinçlerine kadar birçok özel konuda açıklamalarda bulundu.

İŞTE KOCAMAN’IN SÖZLERİ…

“Bütün ev Galatasaraylıydı. Geride olduğumuz zaman dalga geçtikleri için tuvalete kapardım kendimi. Sonra annem kapıyı çalardı; “Çık, Aykut gol attı öne geçtiniz”… Dalga geçme sırası bende olurdu. Tabii azınlık olduğum için benimki birkaç gün sürerdi; babamla kardeşimin suratına pis pis bakıp gülerdim. Sonra büyüdüm, büyüdük… Biz büyüdük ve kirlendi dünya… Gazdan kaçışan çocuklu anneler, küfürlere dayanamayıp stadı terk eden kaleciler, rakip sahaya bayrak dikince kahraman ilan edilen teknik direktörler, birbirini vuranlar, çocuk gibi atışan koskoca yöneticiler…”

Futbol değişti, futbolcu değişti, futbolsever değişti, o değişmedi. Hep “insan” kaldı. Peki Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra neler yaşadı? Seyircisiz tribünlere ne diyor? Peki ya geçenlerde futbolu bırakan Alex? Taraftarlar, araları düzelecek mi ölüyor meraktan.

Doğduğum, büyüdüğüm topraklarda, Konya'da, Fenerbahçe'den ayrıldığından bu yana özel röportaj vermeyen Aykut Kocaman'la buluştuk… Mütevazı bir hayat kurmuş kendine, otomobilini kendisi kullanıyor, ofisi ultra sade. Kahve makinesi var bir tane, şahane kahve yapıyor. Hani “Somurtkan” diyorlar ya herhalde bin kişiyle fotoğraf çektirmesine şahit oldum, Konya halkı onu çok seviyor. Aykut Hoca bildiğiniz gibi… Hocayla sohbetimiz futbolla başladı, Konya'da hafta boyunca anma etkinlikleri düzenlenen Mevlânâ'nın paha biçilmez felsefeleriyle sürdü. Bol bol tandır, etli ekmek yedik. Ayrı düşmeyelim diye ayran değil, karanfilli şerbet içtik. Sema gösterisi izledik. Mutlu mutlu döndüm İstanbul'a.

‘ANTRENÖRLÜK DAHA ZOR'

– Futbolcuyken yaşadığınız şampiyonluk mu daha değerliydi, hocayken yaşadığınız mı? İlk şampiyonluk çok değerliydi tabii ama antrenörken olan çok daha zorlu ve komplike… 30 senelik meslek hayatımda antrenörlük yılları daha zorlu bir süreçti ve zorluk değerliliği de beraberinde getiriyor.

– Konyaspor'da neler yaparsınız, iyi gidiyorsunuz… Konyaspor'la ilgili bir sıkıntı vardı, neden daha devre bile olmadan bir takım antrenör değiştirir?

O sıkıntıları tespit, sonra tedavi etmeye çalışıyoruz. Tabii bir yandan da aşağıdaki girdaptan kurtulmak amaç. İlk hedef sıralamada yükselmek, sonra ilk 6'da yer almak… Böyle tarihi, sosyo-ekonomik kapasitesi yüksek bir şehrin takımının da hak ettiği yerlerde olması gerekiyor. Bunu yapabilirsem çok mutlu olacağım.

– İçine atan biri misiniz, az demeç verirsiniz, röportajdan hoşlanmazsınız, uzun cümlelerden hoşlanmazsınız…

Tam öyle değil aslında, bir çeşit koruma duygusu… İnsanların ilgisi çekecek taraflarımın öne çıkarıldığını görmekten çok sıkıldım. Bir de aynı anıları tekrar etmekten…

– Ama 1996'da yaşananı o zamanki çocuklar şimdi okudu mesela…

Haklısın ve doğru noktadasın, ben sadece meramımı anlatıyorum. Yoksa severim konuşmayı ama kendini ifade yönteminin yaptığın iş olması gerektiğini düşünüyorum.

‘ALEX’E HAYATINDA SONSUZ BAŞARILAR DİLİYORUM'

– Biliyorum hakkında hiç konuşmadınız, üzerinden çok zaman geçti. Alex'le durum ne, barışır mısınız?

Öncelikle benim bir küskünlüğüm yok. Benim tercih ettiğim bir süreç değildi yaşadığımız, bunun net olarak bilinmesini istiyorum. Fenerbahçe tarihinde ve taraftarın gözünde Alex'in nasıl bir noktada olduğunu bilerek, olumlu bir şekilde yönetmeye çalıştım durumu…

– Futbolu bıraktı…

Evet. Sosyal medyada Fenerbahçe'de yaşadıklarıyla, tabii benimle de ilgili olumlu şeyler yazmış. Bir süreçti bitti. Akıllı insanların geçmişe takılı kalmak yerine yaşadıklarını değerlendirmelerinde fayda var. Artık futbolu da bıraktı Alex. Ona hayatında sonsuz başarılar diliyorum. Mutluluklar ve başarılar, eğer antrenörlük yapacaksa…

– Ne olsun isterdiniz?

Beni anlamasını çok isterdim ya da “İsterim” diyeyim. Aslında sen sorduğun için söylüyorum. Üzerinde düşündüğüm bir şey değil. Sen ne düşünüyorsun?

– Taraftar sizin olaydan sonra üçe bölündü. Aykut Hocacılar, Alexciler ve ikisinden de vazgeçemeyenler… Ben üçüncü gruptaydım ama keşke ilk iki grup olmasaydı. Arada kalmış Fenerbahçelilerin de beni anlamasını çok isterdim, daha da önemli olan sanırım bu. Bizim işimiz sorun yaratmak değil, neden-sonuç ilişkisi kurarak var olan sorunları çözmeye çalışmak… Ben de bütün benliğimle bunun için çalıştım.

– Sizden bir sürü şey öğrenebilirdi…

Futbolcular toplum tarafından hemen kabul edilen, özenilen yetenekli insanlar, egoları yüksek çünkü el üstündeler. Ve gençler tabii. Bir laf var: “Gençler bilebilse yaşlılar yapabilse”… Hayatı anlatan çok güzel bir söz. Pek çok arkadaşım ben de dahil, futbol oynarkenki hayata bakışımızla antrenör olduktan sonraki bakışımız arasında dünya kadar fark var. Siyahla beyaz kadar…

– Fenerbahçe'ye gelse ne hissedersiniz?

Ben meslekte yürürken de o gün Trabzon maçından sonra konuştuğum gibi olmak istiyorum. İyi olan, iyi düşünen, doğru yapan emeklerinin karşılığını alsın isterim. Fenerbahçe'nin başına böyle biri gelsin, Alex ya da başkası. İnsanlar iyi oldukça, iyilerin sayısı arttıkça, kalite yükseldikçe hepimiz yükseliriz.

Bugün