SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbolun içine ettiler

4 Kasım 2014

BİZ eskiden Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi maça beraber gider, yanyana maç izlerdik diye nasıl anlatıyoruz çocuklarımıza, ileride de şöyle diyeceğiz; Ah yavrum biz eskiden derbi maçlarını dolu tribünlerde izlerdik. Biletler satışa çıktıktan 10 dakika sonra tükenirdi. Bırak tribünleri, stad öyle bir dolardı ki, aradaki merdivenler bile görünmezdi. Sonra birileri çıktı, tribünlerdeki tezarühatlardan rahatsız oldu. Sen misin, “Her yer Taksim, her yer direniş” diye bağıran… “Bundan sonra kartlı sistem gelecek arkadaş” dedi. Passolig diye bir şey ürettiler… Amaç hükümet aleyhine slogan atılmasını önlemekti. Bu sistemle tribünlerde hükümet aleyhine bağıranları tek tek tespit edeceklerdi. Seyirci yemedi. Fişlenmektense maça gitmem daha iyi diye düşündüler. Mesela Çarşı Grubu… Gezi olaylarında en ön saflarda yer alan Çarşı Grubu, takımını sahada yalnız bırakma pahasına passolig kartı almadı. Beşiktaş-F.Bahçe maçına baktım, bir derbi karşılaşması ama tribünler adeta bomboştu… 80 bin kapasiteli Olimpiyat Stadı'ında bir grup seyirci kapalı tribünde öbeklenmiş, kara kartallara destek vermeye çalışıyordu… Ama asıl seyirciler tribünde yoktu. Biraz amiyane tabir olacak belki ama, ne yazık ki hükümet aldığı bazı kararlarla futbolun içine etti. İnsanları futboldan soğuttular. Maç aldınız, maç sattınız dediler.

KOSKOCA kulüp başkanlarını içeri tıktılar, sonra serbest bıraktılar. Şimdi mahkemeler o insanları tekrar yargılama kararı aldı. Velhasıl söylemek istediğim şu;

BİR taşla iki kuş vurdular. Hem futbolun içine ettiler hem de passolig kartlarını dağıtan yandaş bankayı ihya ettiler. Onurları kirletilen insanlar, kırılan onurları, ve zedelenen kişilikleriyle, şimdi adalet huzurunda kendilerin aklamaya çalışıyorlar.

HOROS DÖVÜŞTÜRSELER DAHA İYİ

HAYATIMDA bir kez horoz dövüşüne tanık oldum. Çilli horoz ile Kınalı'nın savaşıydı. Kazanan, saldırganlığıyla nam yapan Kınalı horoz oldu… Melih Gökçek'in oğluna ait Beyaz TV'sinde yayınlanan Beyaz Futbol programının da horoz dövüşünden bir farkı yok. Ertem Şener ortaya oturmuş dövüşü idare ediyor. Bir Ahmet Çakar'ı dolduruyor, bir Rasim Ozan Kütahyalı'yı… Çok sevdiğim dostlarım, arkadaşlarım Sinan Engin ile Abdülkerim Durmaz da onlara alet oluyorlar. Tabii ki ekmek parası kazanmak için hepimiz çalışmalıyız ama bu kadar da küçülmenin bir anlamı yok. Ahmet Çakar çıkıp ekranda diyor ki, “Bu maçın hakemi Bülent Yıldırım değildi. Son anda hakem değiştirdiler” Kim değiştirdi? Merkez Hakem Kurulu… Merkez Hakem Kurulu Başkanı kim? Zekeriya Alp… Zekeriya Alp böyle işlere girer mi? Hayatta girmez. Dünyanın en efendi, en dürüst insanlarından biridir kendisi… O zaman atıp tutmanın manası yok. Ahmet Çakar insanları töhmet altında bırakacağına sussun daha iyi… Bu insanlar Türk futbolunu tartışacağına, oturup horoz dövüştürseler daha iyi. Bir de Rasim ile Çakar çıkmışlar Emre'yi futbolun teröristi ilan ettiler…Esas futbolun teröristi kim herkes biliyor… Bu programlara RTÜK nasıl izin veriyor anlamış değilim…

 

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek