SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Hıncal Uluç’tan bomba açıklamalar

Ünlü yorumcu Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi'nde yaptığı haftalık söyleşisinde Galatasaray hakkında çok ses getirecek açıklamalarda bulundu. Uluç, Başkan Duygun Yarsuvat'ın Mayıs 2014'ü bile zor göreceğini iddia etti.

Güncellenme: 10:42, 28/10/2014
Hıncal Uluç’tan bomba açıklamalar

Galatasaray’daki düşüş devam ediyor. Avrupa maçlarının ardından ligde de bir maçta 4 gol birden gördü. Prandelli topun ağzında görünüyor. Bu noktaya nasıl gelindi, Galatasaray’daki kötü gidişatla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Galatasaray, Fatih Terim’in ayrıldığı günden bu yana Mancini dahil, bir gerileme halinde… Gerek bireysel, gerek takım olarak gerileme halinde… Maçtan sonra Mustafa Denizli, Maraton’da çok ağır bir eleştiri yaptı. “Galatasaray, takım ruhunu da bireysel ruhunu da kaybetmiş” dedi. Doğru…

Kaybetmişliğin bu kadar güzel ilan edildiği bir gün olamaz. Gündüz bir maç oynanıyor. Mersin İdman Yurdu 2-0 geriye düşüyor. Bir oyuncusu da atılıyor ve 10 kişi kalıyor. Buna rağmen maçı 4-0 kazanıyor. Trabzonspor, Gaziantep’e karşı 2-0 mağlup durumda, sonra 3-1 mağlup durumda, sonra 4-2 mağlup durumda ve 90+4’te attığı golle maçı 4-4 bitiriyor.

Bunların arkasından Galatasaray çıkıyor, Başakşehir’den 4 yiyor; hiçbir şey yapmadan… Neredeyse pozisyonu yok! Mesela; Fenerbahçe’ye o muhteşem şutları atan Sneijder’in bu maçtaki şutlarına bak; üfler gibi, geri pas gibi!..

Galatasaray bu hale gelmiş. Artık ‘bu hale kim getirdi, niye getirdi, nasıl getirdi’ diye tartışma zamanı değil. Şimdi, ‘Bu halden nasıl çıkacak?’ diye konuşma zamanı… Ama cumartesi günü Galatasaray kongre yapıyor, iki tane aday var; Duygun Yarsuvat ve Alp Yalman… Daha o günün sabahı, ikisi de “Kazanırsak Prandelli ile devam edeceğiz” diyor!

Yani Galatasaray’da neyin ne olduğunu farkında olmayan, iki başkan adayı var ve hangisi kazanırsa kazansın, Prandelli devam edecek! Ortada kangren olmuş bir yara var, kesilmezse hasta ölecek; Galatasaray’ın başkan adayları halen kibarlık peşinde!.. Ay sevsinler Duygun hocamı, ay sevsinler Alp kardeşimi!.. Elini masaya vurup, ‘Ben Florya’dan girdiğim gün, Prandelli oradan çıkacaktır’ diyebilecek birisi yok Galatasaray’da!..

Hala Abdurrahim Albayrak, Prandelli’nin peşinde dolanıyor! Bunlar mı kurtaracak Galatasaray’ı!.. Emanetçi!.. Mayıs 2015’te seçim yapacağını ilan ederek, emanetçiliğini ilan eden Duygun Yarsuvat, Prandelli’nin peşinde koşan Abdurrahim Albayrak ve -bir türlü aklım almıyor- bunlara alet olan Ali Dürüst mü Galatasaray’ı kurtaracak?

Oyuncular da İtalyan hocayı terk etmiş görünüyor.

Prandelli oyuncuları bitirdi. Ama Prandelli’den evvel Ünal Aysal bitirdi. Son iki yılda Galatasaray tarihinin en çok para kazandığı dönemi yaşadı ve üstüne Galatasaray, tarihinin en çok para harcadığı dönemi de yaşadı. 41 kişi var kadroda! 23 tane transfer var! Ama Şampiyonlar Ligi’nde 3. hafta, Süper Lig’de 7. hafta bitti; Galatasaray’da Muslera’nın dışında yeri garanti bir tane adam yok! Bir gün ilk 11’desin, ertesi gün, 18’de yoksun; ertesi gün yine ilk 18’desin! Oyuncularla alay eder gibi…

Oyuncu, oynatılarak kazanılır, Telles’i sen tribünde oturt, oturt; sonra Şampiyonlar Ligi maçında ilk 11’de sahaya sür! Yok ya!.. Böyle bir ayıp, böyle bir rezillik olur mu?

Galatasaray’ın UEFA şampiyonu olduğu sezon ki ilk 11’ini şimdi sor; ezbere sayarlar… 11 tane adam belliydi çünkü… Biri sakatlandığında, biri cezalı olduğunda onun yerine oynayacak kişi de belliydi. Bu Mancini ile Prandelli’nin ne yaptığı belli değil! Adamların ne kendilerine güvenleri kaldı, ne yanlarında kim oynuyor belli! Adam sahaya sağ açık giriyor, sol bekte bitiriyor!

Galatasaray, Huawei ile sponsorluk sözleşmesi imzaladı. Güç bela bulundu bu alakasız Çin şirketi… Bundan alınan para Yasin’in transferini bile karşılamadı. Bir sene Galatasaray göğsünde o şirketin reklamını taşıyacak, alınan para Yasin’in transfer parası değil! Yasin’in şu kadro ile kaç maç oynama şansı var Galatasaray’da?

Ünal Aysal’ın çilek merakı, manşet merakı, para harcama merakı yüzünden kadro şişirildi, şişirildi. İki tane rotasyon meraklısı İtalyan getirildi birbirinin ardına, onlar da o kadroyu alay eder gibi her hafta değiştirdiler. Sen kendini futbolcunun yerine koy; her hafta kadro değişiyor, her hafta yanında oynayan adam değişiyor, her hafta taktik değişiyor; nasıl oynayacaksın?

Şimdi bu böyleyken tekrar başa dönüyorum ve bunu iki gözü kör adam bilirken Galatasaray Başkanlığına talip olan iki aday da ‘Prandelli ile devam edeceğiz’ diyebiliyorlar! Kongrede de yuhalanmıyorlar! ‘Prandelli ile devam edecekseniz; buraya ne yüzle geliyorsunuz ey Yalman, ey Yarsuvat’ diyen bir tane kongre üyesi yok.

Böylece yıllar evvel ‘Bu kongrede üye olmak bana bir şey katmıyor’ diyerek istifa etme kararımın ne kadar doğru olduğunu bir kere daha gördüm.

Kongreye biraz daha yakın çekim yapalım isterseniz. Kulübü yeniden seçime götüreceğini söyleyen Yarsuvat 211 oy farkla seçildi. Yalman niye kaybetti? Kalıcı bir yönetime üyeler niye sıcak bakmadı?

Derin Galatasaray bir kere daha kazandı. Ama ‘derin Galatasaray kazansın’ diye en çok uğraşan İnan Kıraç değil; Alp Yalman’ın kendisi oldu.

Ben Alp Yalman’ı tanıyamadım. Alp Yalman benim tam 40 yıllık arkadaşım. Enseye tokat arkadaşım. Benim evimde kalan, evinde kaldığım bir arkadaşım. O kadar yakın. Alp, İstanbul’dayken yediğimiz içtiğimizin ayrı gitmediği yıllar yaşadık; şimdi Göcek’te…

İlk defa Alp’in kaybettiğine çok sevindim. Çünkü Alp Yalman Galatasaray tarihinin çok başarılı başkanlarından biri… Kazansa bu kafayla rezil olurdu. O tarihe bıraktığı güzel ismi de simsiyah yapardı. Allah korudu onu…

Şimdi bak; Ünal Aysal acele ile kongre kararı alıp, kaçtı. Aday falan yok ortada. Faruk Süren, Ali Dürüst başta Ünal Aysal’a gidip yalvar yakar oldular; nedense!.. Onun üzerine Alp, Göcek’ten beni aradı: “Hıncal, Galatasaray sahipsiz gibi bir durum var. Ünal Aysal bırakmış, yalvarıp yakarıyorlar. ‘Dönmem’ diyor. Kimse de çıkmıyor. Galatasaray sahipsiz kalmaz. Adaylığımı koymaya geliyorum.” “Harikasın. İşte Galatasaraylılık budur” dedim. Bunun ardından Alp, İstanbul’a geldi.

Bu arada şimdi öğreniyorum; Alp’in İstanbul’a aday olarak geleceği duyulunca Genç Galatasaraylılar -Bu Genç Galatasaraylılar, İnan Kıraç’a ifrit olan, liselilere ifrit olan, aklı başında Galatasaraylılar- gidip ‘Sen adaylığını açıklama. Biz 100-150 kişi toplantı yapalım. O toplantıda başkanlığa davet edelim. Daha anlamlı olur’ diyorlar. Alp ne hikmetse kabul etmiyor ve arkasından kendi adaylığını açıklıyor ve Genç Galatasaraylılarla bütün ilişkisini kesiyor.

Genç Galatasaraylıların liderlerini ben biliyorum. Bunların hepsi de Alp’in yanında… Onu da biliyorum. Bunların hiçbiri ile telefon konuşması dahi yapmıyor. Çocuklara sordum; “Adaylığını açıkladıktan sonra sizi aradı mı?” diye; “Hayır, ağabey” dediler.

Üstüne de Göcek’e gidip Adnan Polat’la üç gün kapanıyor. Adnan Polat ile kapanırsın kapanmazsın ama Galatasaray kongresinde Adnan Polat’tan, nefret eden yüzlerce insan var. Doğru ya da yanlış… Ama adamlar Adnan Polat’tan nefret ediyorlar.

Genç Galatasaraylıları bir tarafa itti bir de Adnan Polat’tan nefret edenleri karşısına aldı.

Ardından da en aklıma hayalime gelmeyen yanlışı yaptı. Durduk yerde kimse kendine bir şey sormamışken Aziz Yıldırım’ı ne kadar sevdiğini anlatmaya başladı. Bir kere, iki kere, üç kere… Galatasaray’a iki günde bir en ağır hakaretleri eden Aziz Yıldırım’ı ne kadar sevdiğini anlatmaya başladı! Fair-play, fair-play kafası olana yapılır. Fair-play, fair-play’in içine tükürene fair-play yapılmaz. Ona ceza verilir. Böylece üçüncü büyük Galatasaray kitlesini de karşısına aldı. Buna rağmen fark 211…

Yani Genç Galatasaraylıları kaybetti, Adnan Polat’tan haz etmeyenleri kaybetti, Aziz Yıldırım’dan nefret edenleri kaybetti. Buna rağmen de fark 211… Yani Alp Yalman, başkanlığı altın tepside Duygun Yarsuvat’a ikram etti.

Ben de diyorum ki; isabetli oldu. Çünkü bu kafadaki bir Alp Yalman’ın Galatasaray’da başarılı olmasına imkân yoktu, rezil olurdu. Mayısa kadar dahi gidemezdi. Galatasaray ocak ayında yeni bir kongre daha yapmak zorunda kalırdı. Alp kurtuldu; bir daha da sakın ola adaylığı falan düşünmesin. Otursun oturduğu yerde… Duygun da mayıs ayına kadar gider mi; valla o da zor.

Ünal Aysal bir daha gelir mi; gelmeyecek. Neden? Bütün planlar; mayıs ayına kadar bir emanetçinin kulübü yönetmesi ve ortalığın da o süre içinde yatışması üzerineydi. Ünal Aysal, mayısta büyük transfer vaatleriyle ortaya çıkacak ve ‘Şu kadar yatırım yapacağım. Yeni çilekler alacağım’ diye ortaya çıkacaktı. Hesap buydu.

Fakat Ünal Aysal, Galatasaray ile olan hesabını kapattı. Cumartesi günü yapılan kongreden iki gün evvel Ünal Aysal boğazına kadar borçtaki Galatasaray adına 7 milyon dolar daha kredi çekti. Bu 7 milyon doların 5 milyon dolarını Galatasaray’a verdiği paralara karşılık kendi cebine attı, 2 milyon dolarını da gene onun lafıyla Galatasaray’a borç veren arkadaşına verdi. Yani, Ünal Aysal Galatasaray ile hesabını kapattı. Mayısta dönmeyi düşünen Ünal Aysal için 5 milyon dolar kabak çekirdeği parası… Böyle bir şey yapmaz. Kıyamet koptu ‘Kendi parasını kurtardı, gidiyor’ diye. Bunu da göze alarak yaptığına göre Ünal Aysal, Galatasaray ile hesabını kapattı. Galatasaray bu durumdayken ne kadar etik; o da tartışılır.

Ama işte Ünal Aysal bu!..