SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Mesele Letonya’yı yenmek değil

13 Ekim 2014

BİZ abartmayı seven bir toplumuz, aynı zamanda gündelik başarıların geleceği kurtaracağına inanan… 2002'de Dünya 3.'lüğü apoletini taktığımızda “Türk futbolu çağ atladı” naraları atılırken gerçeği bir türlü göremedik. Bu tesadüfi bir başarı değildi tabii ki, 90'lı yılların başında temeli Piontek ile atılan bir futbol devriminin sonucuydu. Ama istikrar sağlanmadığı, sistematik çalışma sistemi kullanılmadığı taktirde devamının gelmeyeceği çok açıktı. Öyle de oldu zaten… Bugün bir kez daha karşılaşacağımız 3 milyon nüfuslu küçük Baltık ülkesi Letonya, 19 Kasım 2003'de, tarihi başarıdan 1.5 yıl sonra acı gerçeği yüzümüze vurmuştu aslında.

EURO 2004 yokuz, 2006 Dünya Kupası yine yokuz… EURO 2008 bir yarı final daha. Ama devamı 2010, 2012, 2014 yok oğlu yok. EURO 2016 şansını ise neredeyse başlarken kaybetmek üzereyiz. 6 takım arasında ilk üçe giremeyerek bir tarih yazabiliriz! Ne yazık ki geriye giden Türk futbolu milli takım bazında dibe vurma aşamasına geldi. Yeniden ayağa kalkmamız gerek. Ama bu Fatih Terim ile olmaz, Yıldırım Demirören federasyonuyla hiç olmaz. Beşiktaş'ı ne hale getirdiği ortada olan bir başkanın Türk futbolunun başına geçirilmesi (!) zaten bu günlerin habercisiydi,

ÜLKEDE futbolun yeniden ivme kazanması için sistemin ve mentalitenin değişmesi lazım. İçine girilen kısır döngüden çıkılmadıkça, akla ve yeniliklere imkan tanımadıkça bu gidişin sonu kötü. Altyapı hamlesi atılacak ilk adım olmalı. Ümit Milli Takım niye var, ya da üst yapıyla koordinasyonu nasıl işliyor? Eğer düzgün işliyorsa neden son 3 yılda sadece 2 futbolcu -Oğuzhan ile Muhammed- o da sakatların çokluğunda kendine A Milli Takım'da şans bulabiliyorlar. Çek Cumhuriyeti'ne ya da İzlanda'ya kaybetmek önemli değil. Hatta hatta bugün Letonya'yı yenmek de sorunu çözmeyecek. Sadece günüm kurtaracak ve bizi sporun, futbolun doğasından uzak insanların yönetimine mecbur edecek.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek