SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Nerede o eski şutörlerimiz

6 Eylül 2014

12 dev adamımız İspanya'daki Dünya Kupası'nda ilk hedefine ulaştı. Turnuva öncesinde gruptan ikinci sırada çıkmayı planlayan ekibimiz için bu amacına ulaşmak bir başarı olarak nitelendirilebilir mi? Bunu ilk aşamada söylemek çok kolay değil.

Daha önceki turnuvalarda özellikle yurt dışındaki organizasyonlarda ilk turları hüsranla kapadığımız düşünülürse, geldiğimiz noktayı iyi olarak nitelendirebiliriz. Ancak sergilediğimiz inişli çıkışlı basketbol ve sürekli yürekler ağızdaki oyun doğrusu ilerisi için biraz endişe verici. Öncelikle takımımızın iyi yönlerinden söz edelim. En sevindirici nokta, kadronun hiç pes etmeden oyunu son saniyeye kadar mücadele içinde sürdürmesi. İlk Yeni Zellanda maçındaki ve Finlandiya karşısındaki muhteşem ve mucizevi geri dönüşler bu özelliğimizin en belirgin göstergeleri. Etkili savunmamız var

Saha içi lideri ve yıldızı olmayan takımımızın sergilediği birliktelik ve bunun ardından gelen etkili savunma mücadelesi bir başka artı değerimiz. Belli ki Ergin hoca başarıya giden yolun anahtarının savunma olduğu fikrini tüm takıma yerleştirmiş. Zorlu Amerika maçı dahil, tüm karşılaşmalarda savunma direncini sergileyip bunu uygulamamız işin bu yönünü hallettiğimizi açıkça ortaya koyuyor. Ancak… Aynı şeyi hücum organizasyonları için söylemek o kadar kolay değil. Savunma ile bir yere kadar maça ortak olabilirsiniz. Ama kazanmak için skor üretmenin şart olduğu basketbolda skorunuzu 60'lı sayıların üzerine taşıyamazsanız, o zaman yaptığınız savunmanın da tek değeri kalmaz. İlk tur maçlarında gördük ki, bu takımın en önemli eksikliği dışarıdan isabetli atış bulamamak. Bazen bomboş atışların kaçması, hemen hepimize ‘nerede o eski keskin şutörlerimiz' sorusunu sordurmadı mı? Bugüne kadar iyi nişancı dış atıcılara sahip olan 12 dev adamın bu kez dış silahsız kalması gerçekten düşündürücü.

Yanlıştan sıyrılalım 

Eğer şutunuz girmiyorsa, o zaman yapmanız gereken şey, hızlı dış adamlarınızın çabuk bir şekilde potaya yönelip ya kendilerini skor bulması ya da bu noktada uzunları topla buluşturmaları olmalıdır. Ancak bu uygulamayı Dominik maçı dışında pek sıkça gerçekleştirmediğimizi hemen söyleyelim. Geçmişte yaşadığımız hüsran dolu ve çabuk kırıldığımız turnuvalardan sonra böyle bir noktaya gelmek önemliydi. Ancak daha ileri noktalara gitmek istiyorsak ilk turdaki yanlışlarımızdan süratle uzaklaşmamız gerektiğini hemen vurgulayalım. Savunma yetmez

Öncelikle hedefe varmak takımımızın kendine olan özgüvenini elbette artırmıştır. Ancak bu ikinci turda karşılaşacağımız ilk rakip olan Avustralya ilk turda oynadığımız rakiplerden daha tecrübeli ve etkili bir takım. Sadece savunma ile onları geçemeyiz. Bu maçta hem savunma sertliğimizi artırmak, hem de hücum seviyemizi daha üst düzeylere çıkarmamız son derece önemli. Eğer fikstürün bize açtığı şanslı yol -ki bu yarı finale kadar güçlü bir basketbol ülkesiyle karşılaşmayacağız anlamına geliyor. Şansızımı iyi kullanmak istiyorsak, bu inişli çıkışlı maç içinde değişen tempolardan kurtulmamız ve dirençli mücadelemizi sürdürmemiz gerek. Ergin Ataman ve öğrencilerinin bu dersleri çıkarıp, gereğini yapacağına inanıyorum.

 

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek