SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Gençlik ateşi tecrübeye boyun eğdi

Gençlik ateşi tecrübeye boyun eğdi

Dünya Kupası'nda sergilediği performans ile herkesin beğenisini kazanan Fransa, Almanya'nın tecrübesini aşamadı.

Tarık Eryiğit / Amkspor.com

Şarap denilince akla ilk gelen ülke Fransa’dır…Fransızların masalarında eksik ermedikleri bu şaraplar tüm dünyaya yayılmış ve ülke bir numaralı şarap üreticisi olarak nam salmıştır. Üretiminin üzerinden yıllar geçtikçe lezzeti artan bu şarapların değerleri de aynı oranda artış gösterir. Bu şaraplar ilk üretildiğinde ise yıllandıkça lezzet kazanacağının ipuçlarını verir…

İşte Fransa’nın 2014 Dünya Kupası’nda sergilediği performans da henüz yıllanmamış kaliteli bir şarap tadındaydı. Turnuva başlamadan önce kimsenin favori olarak göstermediği ‘Horozlar’, grup maçlarında ortaya koydukları performans ile futbol otoritelerini şaşırttı. Maç boyunca skor ne olursa olsun gol arayan, savunmada güvenliği elden bırakmayan Fransa, bir anda en büyük favoriler arasında gösterilmeye başladı.

Fransa, dinamik ve hızlı futbolu, orta sahada yapılan presle başlayan başarılı savunması ile turnuvanın en derli-toplu takımı görüntüsünü verir. Grup maçlarında ve ikinci turda oynadığı rakipler de kendisi gibi tecrübesiz olunca, Deschamps’ın öğrencileri turları birer birer geçmeye başlar. Ta ki karşılarına Almanya gibi turnuva tecrübesi yüksek bir takım çıkıncaya kadar.

ASIL HEDEF AVRUPA ŞAMPİYONASI

Turnuvaya büyük bir beklenti ile gelmeyen, daha çok evinde düzenleyeceği 2016 Avrupa Şampiyonası’na hazırlanan Fransa, üst düzey uluslararası tecrübeye sahip olmayan bir takım olarak dikkat çekiyor.

Öyle ki karşılaşmada ilk 11 oynayan futbolculardan sadece üç tanesi (Lloris, Evra ve Valbuena), tüm kadroda ise 4 (Bir de Sagna ekleniyor) ülkenin 2010 Dünya Kupası’ndaki kadrosunda da yer alıyordu. Bundan sadece iki yıl önce düzenlenen 2012 Avrupa Şampiyonası’na ise kadroda yer alan 23 futbolcudan sadece 9’u katılma şansı buluyordu.

Üstelik bu futbolcuların çoğu yedek olarak kalıyor, karşılaşmanın sonlarına doğru oyuna girme fırsatı yakalıyordu. Bugün takımı hücuma taşıyan bir numaralı isim olan Valbuena bile son Avrupa Şampiyonası’nda ilk 11 oyuncusu olarak kullanılmıyordu.

GÖZLER RİBERY’Yİ ARADI

Lahm’ı sağ beke yerleştiren ve orta sahanın ortasını Schweinsteiger ile Khedira’ya teslim eden Almanya, Fransızların hızını kesmeyi başarır. Duran toptan buldukları gol ise karşılaşmanın ‘Panzerler’in istediği ortamı ortaya çıkarır.

Artık genlerinde savunma olan, (Üstelik İtalya gibi sert değil, disiplinli) Almanya, maçın kontrolünü eline alır. Birkaç pozisyon dışında, o anlarda da Neuer klasını konuşturur, rakibine pozisyon vermez ve maçı tek golle kazanmayı bilir.

Disiplinli bir şekilde kapanan, herkesin birbirinin açığını kapattığı Alman savunmasını aşmanın tek yolu vardı. Adam eksilterek pozisyon yaratan, asist ve bitiricilik yeteneğine sahip bir yıldız… Bu isim turnuvanın başından beri yokluğu aranmayan Ribery’den başkası değildi.

Savunmayı sadece ceza sahası etrafına dizilerek yapan rakipleri karşısında baskıyı arttırma şansı bulan ve gole ulaşan Fransa, Ribery’nin yokluğunda Alman savunmasını aşmayı başaramadı.

UMUT VERDİ

2014 FIFA Dünya Kupası’nda çeyrek final oynayan Fransa’nın iki yıl daha yıllanmış bir şekilde evindeki Avrupa Şampiyonası’na katılacağını düşünmek futbolseverleri heveslendiriyor.

Fransa, 1998 Dünya Kupası ve 2000 Avrupa Şampiyonası’nda Didier Deschamps’ın kaptanlığında sergilediği başarıları bu kez aynı ismin teknik direktörlüğünde başarabileceğinin sinyallerini açıkça verdi.