SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Gülmek haram bize

16 Mayıs 2014

BU ülkede keyifli olmak gerçekten çok zor. Son olarak Soma'dan gelen acı haber yüreklerimizi kavurdu. Kabullenmek gerçekten mümkün değil. Neden acaba hep böyle kara tablolarla karşılaşıyoruz? Kader desen değil. Galiba hep “bir şey olmaz” mantığının ve o kafanın sonucu tüm bu yaşanan acılar sıkıntılar. Kaza deyip işin içinden çıkmanın bir anlamı var mı sanki? Hep üzüntü hep göz yaşı, iş işten geçtikten sonra önlem anlamaya çalışmak hepsi kelimenin tam anlamıyla bir acayip bilmece. Olmuyor bir türlü beceremiyoruz bazı şeyleri doğru dürüst yapmayı. En keyifli günümüzü bile bir sorun yumağı haline getirmekte sanırım kimse elimize su dökemez. Bakın işte Fenerbahçe onca sıkıntıya, onca soruna rağmen rakiplerinin önünde büyük bir farkla şampiyonluğu kucaklamış. Analarının ak sütü gibi helal olan bu görkemli zaferi en büyük coşkuyla kutlamak da tabii ki doğal hakları. Ama ne oluyor, kutlama töreni bir anda kabusa dönüşüveriyor. Sayın Başkan öfkesini kontrol edemeyip, bu en güzel günde patlayıveriyor ve kutlama bir anda geri plana…

GELİN olaya şöyle bir bakalım. Haksız mı başkan… Bana sorarsanız hiç haksız değil. Tamam üslubu sert, belki de o görkemli güne yakışmayacak cinsten. Ancak kendilerine taraftar diyen ve kulübün gerçek sahibi olduklarını iddia eden o gurubun işleri bu noktaya tırmandırmasının fitili ateşlemesinin ne anlamı var. Her şeyden önce bu sezon sahada emeklerini ortaya koyan, terlerini akıtan ve gerçekten önemli bir başarıya imza atan o futbolcu topluluğuna karşı yapılanlar koskoca bir ayıp. Siz eski kaptanınız Alex'i sevebilir, onu özleyebilirsiniz. Ancak bunu dile getirmenin yeri o düğün şöleni olmamalı. Orada önce bu sezon şampiyonluğa ulaşanların hakkını teslim edeceksiniz. Onları kutlayacak ve bağrınıza basacaksınız.

BÖYLE bir günde sorun yaratmak şölene gölge düşürmek taraftarlık anlayışı ile bağdaşan bir olay değil. Belli ki bir sorun var can ile canan arasında. Bunu herkes biliyor. Sayın başkanın önceleri birlikte olup sonradan dışladığı bu gruba karşı tutumu ve davranışı da ortada. Akılları sıra hesap soracaklar başkandan. Rantları kesildiği, tribünlerde eskisi gibi at oynatamadıkları için rahatsızlar ya. Tanıyorlar da başkanı. Neye sinirlendiğini biliyorlar. Alex'i bahane edip, yakıyorlar fitilin ucunu. Aziz Yıldırım da bir anlamda düşüyor onların bu önceden planlanmış tuzağına.

KAVGA gürültü bağırış çağırış. Gölgeleniyor güzelim şampiyonluk kutlaması. Televizyonlar, gazeteler herkes atlıyor bu kendiliğinden ortaya çıkan ilginç olaya. Her yerde Fenerbahçe Başkanı ile bir grup taraftar arasındaki kavganın yorumları yapılıyor. Yani kavga şampiyonluk kutlamasının önünde. Bu mu Fenerbahçe'nin hak ettiği? Elbette değil. Ama olan oluyor. Başkan biraz sakin kalabilse, bu denli sert bir çıkış yapmasa belki de sorun bu kadar büyümeden çözülecek. Ama yaşanan sıkıntılar, belli ki sinirlerini germiş başkanın. Dayanamayıp patlaması belki de en büyük hatası.

ASIL üzücü olan ise, yaşananlardan sonra ortaya çıkan bildiri savaşı. Fenerbahçe bir kenara itilip başka bir kavga sahneleniyor. Doğrusu bu da yakışmıyor koskoca camiaya. Yani neresinden bakarsanız yanlışlarla dolu bir gece. Faturası ise ortada. Biz ne kadar fair play, sportmenlik, spor içinde dostluk barış diye bağırsak da anlayan pek yok. Bu durumda rakip takımların taraftarları yöneticisi bir birine girmiş buna anlam veremedik demenin bir değeri de yok. Baksanıza aynı kulüp içinde bile kavga her tarafı sarmışken, neyi savunup konuşacağız? Galiba herkesin birbirini anlamasını bekleyerek boşuna hayal kuruyoruz. Gülmek bize haram derken, Soma'dan böylesine acı bir haber gelince de iyice karalar bağlayıp, kahroluyoruz. Tüm ulusun başı sağ olsun. Kederli ailelere Tanrı sabırlar versin diyerek bu tatsız yazıyı noktalayalım.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek