SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Roberto Mancini mi? Mircea Lucescu mu?

14 Mayıs 2014

HAFTALARDIR konuşulan “Mancini gidecek, Lucescu gelecek” söylentileri kafaları karıştırmaya devam ediyor. Ancak bana göre, son haftalarda alınan başarılı sonuçların yanına eklenen Türkiye Kupası şampiyonluğu, İtalyan hocanın devam etme olasılığını artırdı. “Peki hoca devam etmeli mi?” diye sorarsanız eğer; cevabım “Hayır” olur. Bu takımın ligdeki kötü gidişinden tamamen sorumlu olan Mancini'yi diğer başarıları kurtaramaz. O olmasa da kupa kazanılırdı zaten.

TAKIMI sadece bir kaç maçta kendi istediği gibi oynatabildi. Eğer sen sezon başında gelip hala bu takıma bir sistem oturtamadıysan, Galatasaray gibi bir takımda olmamalısın. Bu kadar üst düzey oyuncu topluluğunun bulunduğu yapı içinde başarıyı yakalayamıyorsan, gidiş kaçınılmaz olmalıdır. Takımın, tarihi bir fırsatı kaçırmasında baş rolü oynadı.

LUCESCU ise ülkemizdeyken tarzı itibarıyla futbolumuzun sistemine çabuk ayak uyduran bir görüntü çizmişti. Beşiktaş ve Galatasaray'daki teknik adamlık serüveninde hiç de yabana atılmayacak sonuçlar elde etti. Üstelik bunu yaparken de fazla zorlanmadı. Özellikle sarı-kırmızılı takımın başındayken bir çok soruna rağmen başarılı oldu. Futbolcu ve taraftar onu bağrına basıp benimsedi.

TAKIM içinde doğal otoriteyi rahatlıkla kurabiliyor ve Türk futbolunu yakından tanıyor. Üstelik bunu çalıştırdığı diğer yabancı kulüplerde de gösterdi. Lucescu getirilebiliyorsa eğer hiç vakit kaybedilmesin. Çünkü en doğru isim odur.

Arda Turan'a yakıştı

ARDA Türk futbolunun tartışmasız son yıllardaki en başarılı ismi. Ona ne desek az gelir. Oynadığı lig ve Şampiyonlar Ligi maçlarında üstün bir performans sergiledi. Hepimizin göğsünü kabartırken, geçmişte kendisini hiç hak etmediği bir şekilde eleştirenlere de en güzel cevabı verdi. Önümüzdeki hafta oynayacakları lig maçı ve Şampiyonlar Ligi finalinde kendisine başarılar diliyorum. Umarım bu performansını kalan bu iki önemli maçta da gösterir.

Tugay'a yakışmadı

DEFALARCA köşemden hal ve hareketlerini eleştirdiğim Felipe Melo bu yönde davranışlarına bir yenisini daha ekledi. Melo'nun karşılaşma içinde Tugay Kerimoğlu'na yaptığı hareket hiç hoş olmadı. Gol sonrası sevincinde Tugay hocayı yüzünden tutarak itti. Sözüm ona sevincin bir parçası gibi göstermeye çalıştı. Oysa Tugay hocanın otoritesini yerle yeksan etti.

TUGAY'IN maruz kaldığı bu davranış ona hiç yakışmadı. Peki Melo'ya yakıştı mı derseniz; eğer hadi ona da yakışmadı diyelim(!) Brezilyalı oyuncu bunu yaptı; peki Tugay ona nasıl izin verir anlamak gerçekten güç. Sevinmenin de bir şekli ve adabı olması gerekmez mi? Demek ki Melo bu tip davranışları hocalarına da rahatlıkla yapabildiği için her hafta ayrı bir vukuat işliyor.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek