SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Fikret Orman yaptığı konuşmada siyah-beyazlı takıma birçok haksızlık yapıldığını, bundan sonra haksızlığa maruz kalmak istemediklerini dile getirdi ve şunları söyledi:

“Üzerimize oynanan oyunlar Galatasaray maçıyla başladı. Hala devam ediyor. Şu andaki futbol liginde en mağdur kulüp pozisyonundayız. Haklı olmak da mağdur olmak da istemiyoruz. Biz hakkımızın teslim edilip, bu işlere ‘dur’ denilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ne zaman bir şey yapmaya kalksak başımıza bir şey geliyor. O gün genç bir hakemin ne işi vardı da Çaykur Rizespor maçına verildi. Onun test edilmesi için neden Rizespor maçı seçildi de İstanbul’da bizim taraftarımızın önünde olmadı? Ben hakem hocası ve TFF’yi eğiten Jaap Uilenberg’i hiçbir yerde görmezken, Rize’de ne işi vardı? Bunların hepsi soru işareti. Zorluk içinde, stadı olmadığı halde taraftarıyla bütünleşmeye çalışan, her olayda sahası kapatılan bir kulübün başkanı olarak, emeğe, alın terine, uğraşa ‘yazık’ diyorum.”

“Bazen kendimden çok korkarım. Sinir kat sayım biraz hızlı artar. Tipik bir Karadenizliyim. Bağırmayı çağırmayı çok iyi yaparım. Ama bunun bir sonuç getireceğini düşünmüyorum. Biz bu yolda devam etmeye gayret ediyoruz. Hakemler ve MHK de beni bağırttırmak için gayret ediyor. Benim de sabrımın bir sonu var. Allah daha çok sabır versin diye çok dua ediyorum. İçinizdeki siniri ve haksızlığı en az sizin kadar ben de hissediyorum. Ben de aynı duyguları yaşıyorum. Rizespor maçından sonra ‘tapelerle alakalı üzgün müsünüz?’ diye soruluyordu ama ben aslında maçın sonucuna üzülmüştüm. Çünkü Beşiktaş, Rize’de liyme liyme doğrandı.”

“Hem maddi hem manavi zarar görüyoruz”

“Yeni çıkan talimatla bayan seyirciler, TFF’nin davetlisi olarak geliyor. Onların küfür edilmesiyle sahamız tekrar kapatılıyor. Bayan seyircilerin tekrar küfür etmesiyle bu kez sezon sonuna kadar sahamız kapatılıyor. Daveti yapan Beşiktaş Kulübü değil, TFF. Bundan zarar gören ise biziz. Sonucunda oradaki olayda bizim hakimiyetimiz yok. Yarın yönetim kurulu toplantımız var. Belki hafta sonu yapacağımız maçı seyircisiz oynayacağız. Her geçen gün hem maddi hem de manevi olarak bu işten zarar görüyoruz.”

“Fernandes ile Almeida olmazsa olmaz değiller”

“Sezon sonunda sözleşmesi bitecek oyuncu bir tek Beşiktaş'ta yok. Ezeli rakiplerimizin hepsinde sözleşmesi biten oyuncular var. Bunlar konuşulmuyor ama bizde dönüp dolaşıp Fernandes ve Almeida konusu gündeme geliyor. Bunlar Beşiktaş’ın olmazsa olmazları değiller. Bunlar, Beşiktaş’ta oynadığı sürece bizim için değerli. Bir olayı buraya kilitlenmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Fernandes ile alakalı camia başkanı olarak tavrımızı net koyduk. Oyuncular bizim için çok önemli değildir. Bizim için önemli olan Beşiktaş’ın armasının asaletidir. O asalet ve duruş içinde olduğu sürece her oyuncumuza iyi yaklaşıyoruz. Beşiktaş formasını giyen bütün çocuklar bana bir santimetre uzak yada yakın değil. Burada bir isim zikrettiğim zaman ayrımcılığa girer. Hepsini aynı seviyorum.”

“Medeni bir taraftar kitlesine sahibiz”

“Türk sporunun problemi. Medeni bir taraftar kitlesine sahibiz. Bunu çok iyi uygulamaya devam ediyoruz. Aynı nezaketi karşı kulüplerden de bekliyoruz. Nezaketsiz insanlar ayıklandığı zaman bu durumun ortadan kalkacağını düşünüyorum. Taraftarımın çoğu daha agresif olmam yönünde istekte bulunuyor. Biz iki penaltı ile karşı karşıya kalıyoruz, siz iki penaltı atıyorsunuz. Bu laflara girmemeye gayret ediyorum. Gayret ettiğim zaman camiamız tarafından pısırık bulunuyoruz. İnşallah Türk sporunda nezaket olduğu bir dönem başlar.”

“Benim suratıma konuşsunlar”

“Beşiktaş Kulübü’ne aday olduğumuzda büyük Beşiktaş gemisi su alıyordu. Her tarafından delikleri vardı. Bu geminin batacağını, bizim de içinde olacağımız konuşuyordu. Beşiktaş’a inanarak bu işi yapmak için yola çıktık. Bu gemiyi yüzdüreceğimize inandık. Tek amacımız bu gemiyi istediğimiz limana götürmekti. Bu aşamada çok polemiğe girmedik. Bu sırada bildiğimiz dalgalar olurken, bilmediğimiz tayfunlar ve boralar oldu. Bunların içinde siyasi olaylar da vardı. Biz, ‘Beşiktaş, bir spor kulübü. Derdimiz kendimizi aşıyor. Kendi işimizi çözmeye çalışıyoruz. Biz bu işlerin içerisinde olmak istemiyoruz’ dedik. Bizim görevimiz, Beşiktaş’ın menfaatlerini korumaktır. Şahsi egolarımız, işimize yapacağımız ihanet olur. Şahsımla alakalı söylenen sözlere çok üzüldüm. Bunlarla ilgili maddi ve manevi davalar açacağım. Avukatlarım uğraşıyorlar. Bir de bunları konuşan yürekli arkadaşları da görmem lazım. Benim suratıma konuşsunlar.”

“Stadın yapımına Başbakan çok destek verdi”

“Bu stadın yapılması aşamasında Başbakanımızın çok büyük desteğini gördük. Onun desteği olmasaydı bu süreç mümkün değildi. Bu işin karşısında bakanlar duruyordu. Bakanlar bu işin olmaması için mücadele etti. Herkes Ertuğrul (Günay) Bey, bunun karşısında olduğunu düşünüyordu. Başka bakanlar da karşısındaydı. Spordan sorumlu bakanla ilgili o kadar çok olay yaşadım ki… Biz Başbakanımızdan hep destek gördük. Bu stadın izni alındıysa sayın Başbakanın çok iyiliğini gördük.”

“Oraya yapmış olduğumuz stat yasal izinlerle yaptığımız bir yerdir. Aldığımız izinlerin haricinde ruhsat harçları dahil olmak üzere devletin bir kuruşu yoktur. Bu stadı Türk gençliğine ve Türk sporuna bir tesis olarak yapıyoruz. Bu süreç içinde bunu yaptık. Bu takdir edilmesi gerekli olan bir şey. Beşiktaş’ın iç siyaseti var. Biz bu stadı bitirince tarihe geçecekmişiz. Siz bitirseydiniz de tarihe siz geçseydiniz. Bunlarla karşı karşıya kaldık. Bunları yapanlar maalesef Beşiktaşlı’ydı. Beni en çok rahatsız eden yer burası olmuştur.”

“Bu stadı Allah’ın izniyle 30 Ağustos’a yetiştireceğiz. Nisan sonunda kapalı tribünün olduğu yer bitecek. Mayıs sonunda eski açık tarafının kaba inşaatı bitecek. Haziran sonunda da yeni açık tarafının kaba inşaatı bitmiş olur. Temmuz’un 10’u gibi çim sahayı sermeye başlayacağız. İnşallah 30 Ağustos’a yetiştireceğiz.”

Yayınlanma Tarihi:22:49,