SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Bursaspor Teknik Direktörü Christoph Daum, yakın bir zamanda aralarında Bundesliga ekiplerinden Schalke 04’ün de bulunduğu çok sayıda kulüpten teklifler aldığını doğrulayarak, “Çok sayıda teklif gelmesine rağmen kimseyle bir görüşmem olmadı. Aklım her zaman Bursaspor’da” dedi.

Alman çalıştırıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçmiş yıllarda Türkiye’de çalışmış bir teknik direktör olarak Bursa’ya da büyük bir heyecan ve mutlulukla geldiğini her fırsatta söylediğini hatırlattı.

Bursaspor’a geldiğinde hedefinin, yeşil-beyazlı kulübü başarıya taşımak olduğunu dile getiren Daum, “Aynı şekilde motivasyonum devam ediyor. Hiçbir zaman Türkiye’de ve Bursa’da bulunmaktan mutsuz olmadım, olmuyorum da. Bunu her yerde dile getirmişimdir. Her zaman dediğim gibi burası benim ikinci vatanım” ifadesini kullandı.

Daum, bir süre önce yeşil-beyazlı kulüpteki görevinden istifa etmeyi aklından geçirdiğini ancak sonrasında bunun kimseye fayda sağlamayacağını düşündüğünü anımsatarak, bu çerçevede sezon sonunda yönetim kuruluyla bir görüşme yapacağını belirtti.

Gelecek sezon görevine devam edip etmeme konusundaki kararını yönetim kuruluyla yapacağı görüşmenin ardından vereceğini anlatan Daum, “Öncelikle sezon sonunda yönetimle birlikte yeni stratejimizi önümüze bakarak konuşacağız. Amacım; elimden geldiğince bu kulüpte başarı sağlamak. Bursaspor Kulübüne, başarı için yardımcı olmak istiyorum. Bu benim görevim ve bunu hep de böyle görmüşümdür” dedi.

Son dönemde, Bundesliga ekiplerinden Schalke 04 başta olmak üzere bazı ülkelerin çok önemli kulüplerden teklifler aldığını ifade ederek, “Kimseyle görüşmedim, kesinlikle görüşmek de istemiyorum. Çok sayıda teklif gelmesine rağmen kimseyle bir görüşmem olmadı. Aklım her zaman Bursaspor’da. Burada bir görevim, sorumluluğum var. Bursaspor’un teknik direktörüyüm. Avukatıma ve bana teklifler geldi, konuşmayı bile istemedim. Kestim olayları. Çünkü sorumluluk alanım Bursaspor’dur” diye konuştu.

“KORKAK FUTBOL OYNATTIĞI” İDDİASI

Spor kamuoyunda ortaya atılan yeşil-beyazlı takıma “korkak futbol oynattığı” iddiasına katılmadığını anlatan Daum, ofansif futbolu seven bir teknik adam olduğunu bildirdi.

Müsabakalarda top kendilerinde olsun olmasın baskılı oynamayı sevdiğini kaydeden Daum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aslında atak futbolla ilgili istediğimiz, Avrupa’da büyük takımların oynadığı futbolun yüzde 90’ı onlarla örtüşüyor. Bakıldığında genel olarak 4-2-3-1 sistemi oynanıyor. Bu sistemde beklerin çok ofansif oynaması, ileride çoğalması gerektiğini düşünüyorum. 5, 6, 7 futbolcuyla atağa katılan bir takım olması gerekiyor. Bunu yapamadığınız veya golleri atamadığınız zaman bu sorular ortaya çıkacaktır, devamlı sorulacaktır. Ofansif yönden futbolcularımı desteklemeye çalışıyorum. Futbolda şöyle bir şey var; denge çok önemlidir. Yalnız ofansif değil, defansı da düşünmeniz gerekiyor. Tek ayak üzerinde durmaya benzer. İki ayağınızın üzerinde durmanız gerekiyor ama ben ofansif yönden destekliyorum.”

Yeşil-beyazlı kulübe geldiğinde sezon sonunda Avrupa kupalarına katılmayı hedeflediklerini ve şu anda bundan şaşmadıklarını kaydeden Daum, Ziraat Türkiye Kupası’nda da finale ulaşmak ve kupayı almak için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini söyledi.

“ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI’NIN STATÜSÜ DEĞİŞMELİ”

Daum, Türkiye Futbol Federasyonundan (TFF), Ziraat Türkiye Kupası’nda statü değişikliği yapılmasını istedi.

Kupada grup mücadelelerini lider tamamladıklarını ve bu nedenle diğer grubun ikincisi Galatasaray ile yarı finalde eşleştiklerini anımsatan Daum, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu müsabakalarda yapılan maçları tüm kamuoyu gördü. Bu kupanın gelecekle ilgili doğru yönde olmadığını düşünüyorum. Baktığınız zaman Galatasaray ile yarı final yerine finalde eşleşmek için son oynadığımız Akhisar Belediyesi maçını kaybedebilirdik. Takımım bunu yapmaz. Çıkar, bizim yaptığımız gibi aslanlar gibi oynar ve grup birinciliğini elde ederler. Statü ile ilgili bunu iyi düşünmek gerekli. TFF’nin, Ziraat Türkiye Kupası’nda statü değişikliği yapması gerekli. Son maçların nasıl geçtiğini biliyorsunuz. Bunu iyi düşünmek gerekli. Kupada gelecekle ilgili endişelerim var.”

KULÜPLERE ÇİRKİN VE KÖTÜ TEZAHÜRAT NEDENİYLE VERİLEN CEZALAR

Alman çalıştırıcı, son dönemlerde statlarda yaşanan olaylar, çirkin ve kötü tezahüratlara ilişkin cezalar konusunda TFF’nin bir adım atması gerektiğini anlattı.

Son iki maçı, cezalı olmalarından dolayı sadece kadın ve çocuk taraftarlarının önünde oynadıklarını dile getiren Daum, şöyle konuştu:

“Bize bayan ve çocuk taraftarlar pozitif olarak gelmiştir. Genel olarak bakıldığında, kendimize ‘Cezalarla belirli bir yere gelinir mi?’, ‘Bir şeyler değişir mi?’ sorularını sormamız gerekiyor. Bunun için farklı bir çalışma yapmak lazım, taraftarlarla birlikte bir adım atma gibi. TFF’den böyle bir atılım olmalı. Yanlış anlaşılmasın, TFF bununla sorumlu değil. Tüm takımların taraftarlarını da içine alarak bir çalışma içinde olması gerekiyor. Belirli bir yere geldiğinizde belirli cezalar kaçınılmaz oluyor. Kesinlikle tavsiyem şu olurdu; taraftarlarla bu olayı gerçekten birlik beraberlik içinde çözmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Futbolda duygusallık, sevinç, üzüntü vardır. Futboldan duyguları uzaklaştıramazsınız. Futbolda fiziksel temas görmek istemiyoruz. Irkçı olayların konuşulması ağır ithamlardır, görmek istemiyoruz. Bunları kimse sahalarda görmek istemiyor. Bu sadece Türkiye’nin problemi değil. Güney Amerika’da, İtalya’da zaman zaman oluyor sıkıntılar. Futbol hayatımızın parçasıdır. Görmemezlikten gelinemez. Belirli çözüme gitmek gerekir. Örnek olarak İngiltere’de holiganlarla inanılmaz problem vardı, e-bilet sistemiyle bunu aştılar.”

ALMAN FUTBOLUNDAKİ YÜKSELİŞ

Daum, son yıllarda hem kulüpler hem de milli takımlar düzeyinde Alman futbolunun büyük çıkış yapmasında sistemli bir çalışmanın büyük katkısı olduğunu dile getirdi.

Alman futbolundaki en büyük ilerleme unsurunun, çok iyi bir altyapı çalışması olduğunu anlatan Daum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece gençlere değil, hocalara da inanılmaz yatırım yapıldı. Altyapı hocalarına yatırım yapmanız çok farklı bir olaydır. Yaş grupları arasında iyi organize olundu. Okullarda çok iyi derecede entegresyon çalışması vardır. Bütün bu yatırımların ardından olayların üst seviyede ortaya çıkması da kesin görünüyor ve başarıyı da getiriyor. Alman Milli Takımına baktığınızda tüm oyuncular böyle bir süreçten geçti. Bu çalışmalar sadece 1. Lig takımlarında değil 2. Lig ve 3. Lig takımlarında da yapıldı. Ayrıca tüm kulüplerin finansal durumları kontrol altında. Bir kulübün borcu çoksa o kulüp lisansını alamıyor ve o ligde oynayamıyor. Bu da çok önemli. Bundesliga’da bütçe olarak 2 milyar avronun üzerinde para dönüyor. Onun da etrafında olan 5 milyar avroluk bir para ortaya çıkıyor. Burada da doğal olarak ekonomik güç ortaya çıkıyor. Kulüp bazındaki başarıların ardından bu, milli takıma da yansıdı. Sonuç olarak Alman futbolunun gelişmesinde birçok etken önemli rol oynuyor.”

Ülkesindeki yükselişi Türkiye’nin de yakalamaması için hiçbir neden olmadığına dikkati çeken Daum, “Bundesliga’da 1963’ten itibaren profesyonelleşme olmuştur. İngiltere’ye, İspanya’ya baktık; ‘Nasıl yapıyorlar, o güzel olan şeyleri nasıl entegre ederiz?’ diye. Öyle bir süreçle başladı, devamlı öğrenmek ve devamlı bakmakla. O nedenle bunları Türkiye de gerçekleştirebilir” ifadesini kullandı.

Bursaspor’un çok iyi bir altyapıya sahip olduğunu, Enes Ünal, Batuhan Altıntaş, Ozan Tufan gibi altyapıdan yetişmiş çok yetenekli oyuncuların bulunduğunu kaydeden Daum, onların, profesyonelliğin en üst seviyesine ulaşacak potansiyelleri olduğunu, bu çerçevede genç oyunculara destek olmaya çalıştıklarını bildirdi.

Daum, Bursaspor’un, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’un ardından şampiyonluk ipini göğüsleyerek büyük bir başarıya imza attığını dile getirerek, yeşil-beyazlı takımın yeniden aynı başarıyı yakalaması için belirli adımlar atılması gerektiğini, bunları da konuştuklarını anlattı.

Öncelikle Bursaspor’un kalitesini yükseltmek için çalışmalar yaptıklarını söyleyen Daum, “Öncelikle kulübüm, ileri düzeydeki bir futbolcuyu satmak zorunda kalmayacak. Bu konuda bağımsız olacak. Yeniden şampiyonluk için bir sürü faktör vardır ama Bursaspor’da bunu gerçekleştirecek potansiyel var” değerlendirmesinde bulundu.

OĞLUNUN, BİR TÜRK KIZIYLA EVLENMESİ

Christoph Daum, geçen yıl ekim ayında nişanlanan oğlu Marcel ile Filiz Kulak’ın düğün törenlerinin, sezonun tamamlanmasının ardından Almanya’da gerçekleştirileceğini söyledi.

Çiftin resmi nikah işleminin yapıldığını ifade eden Daum, “Arkadaşlarımın, dostlarımın hepsi futboldan olduğu için düğün merasiminin, sezonun tamamlanmasının ardından yapılmasını düşündük. Mayıs ayında Köln’de tören olacak. Büyük bir düğün merasimi yapılacak. En büyük mutluluğum bir Türk kızımın olmasıydı. Filiz’in ailemize gelmesi benim için sevindirici. İleride torunuma bir Türk ismi vermeyi çok isterim ama bu Marcel ile Filiz’in kararı. Onlar anlaşırsa çok güzel Türk isimleri biliyorum” ifadesini kullandı.

BURSASPOR TARAFTARLARINA BİRLİK MESAJI

Daum, son dönemlerde yeşil-beyazlı taraftarlarla aralarında yaşanan sıkıntılara da değinerek, şöyle konuştu:

“Her zaman aklımda bu olay vardır; birlikte güçlüsünüzdür. Geçmişte Bursaspor’u dışarıdan her zaman gerçek bir aile gibi, inanılmaz güçlü görüyordum. Yeniden oraya gelmemiz gerekiyor. Seçilen bir yönetim vardır ve onun arkasında durursun. Seçimler olduğunda farklı durumlar o zaman ortaya çıkar. Bu yönetim seçilmiştir ve taraftarların, onların arkasında durmalarını tavsiye ederim. Hiçbir taraftar grubu, diğerinin üzerinde değildir. ‘Bu taraftar daha iyi’, ‘Bu taraftar daha kötü’ diye bir durum yoktur. Herkesin bu duygu içinde Bursaspor çatısı altında kendilerini evlerinde hissetmesini canı gönülden istiyorum. Hedefimiz şu olmalı; Bursaspor’un dışarıya her zaman pozitif ve başarılı gösterilmesi gerekiyor. Birlik olmamız gerekir ki dışarıya karşı kuvvetli olalım, dışarıya Bursasporumuzu ona göre gösterelim. Bu olayların sonuçlara endeksli olduğunu ben de biliyorum. Bu sezon inişli çıkışlı bir grafik çizdiğimiz için istikrarı yakalayamadık. Bursaspor için de kolay değil. Sezon başı hoca gitti, yeni hoca geldi. Futbolcular değişti. Burada bir istikrarı yakalamak kolay değil. En büyük olay, burada istikrarı yakalamak. Buna rağmen bu takım Ziraat Türkiye Kupası’nda yarı finalde ve ligde Avrupa hedefinden uzak değil, yakalayabilecek durumda. Buna rağmen başarı diye düşünüyorum.”