SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Usta gazeteciler Bilal Meşe ve Şansal Büyüka Milliyet gazetesindeki söyleşilerinde gündemdeki olayları değerlendirdi. İşte Şansal Büyüka’nın değerlendirmeleri:

‘Görünen köy, kılavuz istemez' deyimi, bu haftaya damgasını vurdu, Trabzonspor- Fenerbahçe maçı yarıda kaldı maalesef! Mustafa Denizli, taaa Azerbaycan'dan mesaj gönderdi: “Balık baştan kokmasın” diye… Yöneticilerin de kendilerini değiştirmesi gerektiğini savundu. Kokmayı bir kenara bırakın, çürüdü arkadaşlar çürüdü! Trabzonspor-Fenerbahçe maçı öncesi, yöneticilerin yaptıkları açıklamaları anımsayın, yeter! Biz de artık, bu kavgaya yeter diyoruz! Futbolumuzu katletmeyelim. Herkes bu geminin içinde… O gemi batarsa, herkes boğulur! Artık herkesin aklını başına alma zamanı gelmiştir. Şapkanızı önünüze koyun, ağzınızdan çıkacak kelimeleri iyi tartın, iş çığrından çıkmasın! Yoksaa, futbolumuz elden gidiyor, beyler… Eserinizle gurur duyun!

‘Futbol iflas etmiş' Ve sözü burada Usta gazeteci Şansal Büyüka'ya bırakıyor, Karadeniz'deki olaylı maçı öne çıkarıyoruz, mecburen… “İşin kötüsü şu; Futbolun çivisini çıkardık. Kötüye prim vere vere, küfrü bile görmezden, duymazdan gele gele, sahadaki adaleti sadece kendimize isteye isteye gerçekten de futbolun çivisini çıkardık. Düşünün bu ülkede “penaltıydı”, ya da “değildi” demek bile kusur haline geldi. Biz hakça, adil bir yönetimi sadece kendimiz için istiyoruz. Sahada adalet, ama sadece kendimiz için adalet! Peki ya rakibe saygı, ya rakibin adaleti, o ne olacak ? Onu düşünen yok.'Ben kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım' anlayışı iliğimize, kemiğimize kadar işlemiş. Eğer Ampute Ligi'nde , engelli bir futbolcumuz, hakemi koltuk değneğiyle dövüyorsa, zaten kepenkler inmiş, ülkenin futbol kültürü, olduğu kadarıyla, iflas etmiş demektir.”

‘Öfkeyi pompalıyoruz' Usta'nın, çıkan olaylarla söyleyeceği o kadar çok kelime var ki, yutkunuyor, ateşe körükle gitmemek için susuyor:

“Trabzonspor-Fenerbahçe maçı için ne diyeyim Bilal, ne diyeyim? Olacaklar belli değil mi? Türk futbolunu bu kadar sarıp sarmalayan öfke, hakaret dolu bildiri savaşları. Camiasına karşı popülaritesini arttırmaya çalışan, ama futbolun kültürünü bir türlü özümseyemeyen Başkan ve yöneticilerle bundan farklı ne beklenebilir ki? Öfkeyi pompalıyoruz, karşılığını alıyoruz. Bana kimse “tahrik” falan demesin. Daha maçın birinci dakikası, oyun duruyor, üçüncü dakika oyun duruyor. Olur mu? Üstelik Trabzonspor kendini yakarken, adeta Fenerbahçe'nin de yolunu açtı. Ama şunu söylemeliyim: Maç tatil edilene kadar sahada, güvenli, kaliteli, soğukkanlı, fırsat bulan, tecrübesini konuşturan bir Fenerbahçe takımı vardı. Maçın hükmen sonlanacağını düşünürsek , bu maç Fenerbahçe için üç puandan çok daha fazlası anlamına geliyor.”

‘Kalite ve tecrübeye sahip' Fenerbahçe maçı yarıda kaldı. Hükmen galibiyet kararı çıkacak. Trabzonspor'un sahasının uzun süreli kapatılacağı ileri sürülüyor. Yani, Fenerbahçe kazanıyor, Galatasaray kovalıyor? Zirve yarışı ne kadar daha sürer sizce?

“Hep söylüyorum. Bu fark Fenerbahçe'ye elbette büyük avantaj sağlıyor. Kaldı ki, Trabzonspor deplasmanından gelecek olası bir hükmen galibiyet, Fenerbahçe'ye bu yarışta ciddi bir moral ve ivme katacaktır. Trabzonspor maçının tatil edilene kadar oynanan ilk yarısında şunu da gördük. Sakatları iyileşen Fenerbahçe , her deplasmandan çıkabilecek bir kadroya, kaliteye ve tecrübeye sahip, bu unutulmasın… Galatasaray ‘ın mutlaka deplasman galibiyetlerine ihtiyacı var.”

Yorumcuların hepsi mi yanılıyor? Gündeme damgasını vuran bir başka gelişme ise Bilic'in basın toplantısını terk etmesi. Usta, bu konuda da susmanın yanlış olduğunu savunuyor:

“Bilic'in maç sonu canlı yayını, daha sonra basın toplantısını terk etmesini yadırgadım. Bilic, Motta ‘nın pozisyonu için “penaltı” isyanı yaptı ama ertesi günü baktım , hakem yorumcularının tamamı “penaltı değil” diye birleşmiş. Bunların hepsi birden mi yanılıyor. Ben uzun zamandır ilk defa eski hakemlerin bir pozisyonda “penaltı değil” diye birleştiğini gördüm. Kaldı ki Biliç “görmedim” dediği Franco pozisyonuna 20 metre mesafedeyken, görüp “penaltı” dediği Motta pozisyonundan 80 metre uzaktaydı!”

1998'den beri… 11 Şubat 1998 tarihinde Otto Bariç'e gelen taşla başlayan Trabzonspor- Fenerbahçe husumeti, 3 Temmuz'daki şike sürecinde tavan yaptı, kulüpler arasındaki ayrışma her geçen gün daha da artmaya başladı. Son yaşanan olaylar da bunun en açık göstergesiydi.

‘Sırtımda tur attırırım' Usta ile birlikte Beşiktaş'ı kantara koyduk. Olimpiyat Stadı'ndaki iklim şartlarını konuştuk. Beşiktaş için o stadın dezavantaj olduğunu ileri sürdük:

“Beşiktaş bu kadar eksik kadrosuyla, iyi oynamadığı bir maçtan sonra, üstelik bu hava koşullarında üç puan alıyorsa, bu zirve yarışında çok büyük bir avantaj sağlar. Unutulmasın, şartların, oyunun kötü olduğu bir maçı hasarsız tamamlamak, göz kamaştırarak alınan bir galibiyetten daha önemli. Çünkü iyi oynarsan zaten kazanacaksın, sorun yok. Önemli olan kötü oynarken kazanmak. Beşiktaş tüm şartların aleyhine olduğu bir maçı kazanarak bu avantajı yakaladı. Unutulmasın, Beşiktaş zirve mücadelesi veren takımlar arasında deplasmanların en rahat kazanan, en az puan kaybeden takımı. Bu kadar eksiğin olduğu bir takımda “o niye oynamadı , bu niye oynamadı” diye eleştiri yapmayı adil bulmam, vicdani bulmam. Eskişehirspor maçında çıkabilecek, en iyi Beşiktaş kadrosu sahadaydı.”

Ağabey, ‘Bitsin, kendimi İnönü Stadı'nda asarım' söyleminizin yankıları devam ediyor: “Hep söylüyorum, yazıyorum. Fikret Orman'ı beğeniyorum , takdir ediyorum, başarılı buluyorum. İnönü Stadı'nı Ağustos ayında bitirirse, gücüm nereye kadar yetiyorsa Başkan'ı sırtıma alır o statta tur attırırım. Bırakın Ağustos'u o stadın Eylül-Ekim aylarında bitmesi bile çok büyük başarı olur. Yaptığı az buz inşaat değil. Neredeyse İnönü'de yatacak. Bu kadar kapsamlı bir işi Ağustos ayında bitirirse, Guinness Rekorlar Kitabı'na girer. Bu kadar zor ve karmaşık işi Ağustos ‘ta bitirmek için bu kadar inat ve ısrar etmesi her türlü övgüyü hak ediyor.”

Ağabey, Başkan Fikret Orman'ın Devler Ligi'yle ilgili ilginç bir açıklaması var, biliyorsunuz: “Başkan'ın ‘ligde üçüncü olan Şampiyonlar Ligi'ne gitmiyor ‘ ifadesini, bilmemekten çok, Bilic'e ve futbolculara bir gönderme olarak algılıyorum. Başkan doğru söylüyor. Fenerbahçe ligi ilk ikide bitirirse ve bir yıllık cezası daha olmazsa, normalde ligin üçüncüsü Şampiyonlar Ligi ‘ne gidemez. Başkan bana göre bu ifadesiyle hocasına, takımına, ‘Başkalarına güvenmeyin, ikinci olun , şampiyon olun, Şampiyonlar Ligi'ne direkt gidin' mesajını veriyor. Haksız mı ? Herkes parasını takır takır alıyor, elde iyi bir kadro var. Üstelik şampiyon olursan hem direkt gideceksin , hem de 35-40 milyon euroyu kasaya indireceksin. Başkan bunun farkında. Keşke herkes farkında olabilse…”

Peki, ağabey, Atatürk Olimpiyat Stadı?  “Beşiktaş ‘ın sezon sonuna kadar zaten iç sahada 4-5 maçı kaldı. Ha Olimpiyat'ta oynamış , ha da başka yerde. Bir de önümüz bahar… Ben Olimpiyat'ta devam edeceğini düşünüyorum.”

İki takımlı Cim-Bom Aslantepe'de adeta ikinci bir takım yaratan 55 bin taraftar var. Sahada bir Galatasaray, tribünde başka Galatasaray olunca, rakipler karşılarındaki iki takıma birden direnemiyorlar!

Olaylı maç için kafamızda yanıtları alınacak çok soru var, var olmasına da her şey ortada! Başkanları, yöneticileri, bu oyunun baş aktörleri futbolcuları sağduyuya davet ediyoruz Usta'yla birlikte. Ve bir de Fırat Aydınus olayı gündeme damgasını vurdu ağabey:

“Kardeşim, ben son dönemlerde duyduklarıma, gördüklerime, yaşadıklarıma inanamıyorum. Futbolcu küfür eder kulübü sahip çıkar, hakem küfür eder MHK destek verir. Bu nasıl iş anlamadım gitti. İnsanız, hata yaparız. Aydınus ‘un tavrına göz yummak yanlışa prim vermek anlamına gelir. Ama adamı da bir hatası için ipe götürmeyelim. Bu süreçte Galatasaray'ın ve özellikle Lutfi Arıboğan'ın yaklaşımını son derece soğukkanlı ve yapıcı buldum.”

Rotayı, yeşil sahalara çevirmek, daha doğru… Galatasaray, sahasında Aslan kesiliyor, ne var ki, deplasmanlarda kuzu gibi oluyor ağabey?  “Galatasaray ‘ın bu iç saha , dış saha çelişkisini gördükten sonra söyleyecek tek şey var. Aslantepe'de tribünlerde adeta ikinci bir Galatasaray takımı yaratan 55 bin taraftar… Sahada bir Galatasaray, tribünde bir başka Galatasaray takımı olunca , rakipler karşılarındaki iki Galatasaray'a birden direnemiyorlar!”

Ağabey, Drogba ile sözleşme olayı gündeme geldi. Yazılı medyada bu konuda çelişkili haberler var: “Drogba 36 yaşında ve Galatasaray'ın karşısına iki yıllık sözleşme talebi ile çıkıyor. Bu durumda Galatasaray Yönetimi'nin işi ağırdan alması kadar doğal bir şey olamaz. Drogba bir yıla “evet” dese sanırım Galatasaray bugün imza attırır. Drogba müstesna kariyerine rağmen bu yaşlılık gerçeğini kabul etmek zorunda. Son Chelsea maçındaki Drogba performansının, – iyi ya da kötü-Galatasaray Yönetimi'nin yaklaşımını değiştireceğini düşünmüyorum.”

Yayınlanma Tarihi:11:44,