SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Rıdvan Dilmen’den flaş yorum

Galatasaray'ın Chelsea ile 1-1 berabere kaldığı karşılaşmayı yazarlar değerlendirdi...

G.SARAY’DA İzet Hajrovic’in ilk 11’de başlaması büyük bir hataydı. HÜCUMDA hiçbir varlık gösteremedi. Savunmaya katkısı da sıfırdı… ZATEN Mancini de hatasını anlamış olacak ki devre bitmeden onun yerine Yekta Kurtuluş’u sahaya sürdü. MÜCADELENİN ilk yarısında G.Saray istediklerini yapamadı. Bu arada Terry’nin elindeki ikinci topu sahanın ortasına fırlatmasıyla Burak’ın golünü engellemesi, Kasımpaşalı Donk’la Almeida’nın pozisyonunun başka bir versiyonuydu… İKİNCİ yarının başlama düdüğüyle birlikte sarı-kırmızılılar ipleri eline aldı. CHELSEA kendi sahasından çıkmakta bile zorlandı. Sürekli vakit geçirmeye çalıştılar… Özellikle kaleci Cech’in oyunu ağırdan almasıyla ikinci sarıyı görmeden maçı tamamlaması tam bir skandaldı. Yere yatan diğer Chelsea’liler de kalkmak bilmedi. Selçuk’un direkten dönen topu sağ baş yoldururken hemen arkasından Chedjou’nun attığı golle tribünler ateşlendi. Dün alınan beraberlik gerçekten mücadelenin hakkı değildi… G.Saray kesinlikle galibiyeti kaçırdı. MEHMET ŞEHİRLİ/AMKSPOR
Gözüm öncelikle Drogba ile Sneijder'ın üstünde. Sonra Melo var. "Neden" demeyin, bu üçlü, sözleşme skalasında da ilk üçteler. Kalitelerine, farklılıklarına inanıldığı için transfer edildiler ve diğer oyuncuların gönül koyması pahasına bol sıfırlı rakamlarla anlaştılar. Onlar, Süper Lig için değil, Şampiyonlar Ligi'nde bu takıma katkı sağlamaları için alındılar. Kariyerleri, önceki takımlarından elde ettikleri tecrübelerini aktarsınlar, dengeleri bozsunlar diye sahadalar. 28. dakikaydı ilk tehlike şutu G.Saray'ın.. Telles'den geldi. Beraberlik golünün sahibi ise Chedjou... 80'de Drogba oyundan çıktı. Sneijder'a kalan, gol anındaki korner atışını kullanmak oldu. Bunları rakibi küçümsemek adına yazmıyorum. Chelsea organizasyonu ve bünyesindeki diğer oyuncuları ile önünde zaten Galatasaray'ın... Ama bir amacın kahramanları olarak, bir proje gibi transfer edilenlerin daha çok sorumluluk alması, daha fazla işler üretmesi, takımdaki diğerlerinden daha farklı olmasını bekliyorum. GÜRCAN BİLGİÇ / SABAH
G.Saray Muslera da dahil takım halinde maça öyle kötü başladı ki Chelsea'nin golü erkenden geliverdi. Bozulan moralleri toparlayabilmek için belli bir süre geçti. Ardından Galatasaray oyunu dengeledi ve atak girişimlerine başladı. Ama bilindiği gibi Chelsea'nin en büyük artısı çok garantili, sağlam takım savunması idi. Kanatlara işlerlik kazandırmaya imkan vermiyorlardı. Drogba mevcut fizik yetersizliği ile çok deneyimli, güçlü stoperler Terry ile Cahill'in arasında alışılmış, önemli santrfor icraatlarını sergileyemedi. Rakip geride alan daralttığından Burak Yılmaz da istediği genişliği bulamıyordu. Mancini 30. dakikada Yekta-Hajrovic değişikliğine giderek takım tertibinde yaptığı büyük hatayı adeta itiraf etmiş oldu. Devre arasında transfer edilmiş, uluslararası deneyimi olmayan, arkadaşlarını tanımayan ve ligde de görev almayan bir oyuncuya Chelsea maçında forma vermek hangi mantıkla bağdaşır? ÖMER ÜRÜNDÜL / SABAH
Hani derler ya 'Elimizden kaçırdık' diye, hakikaten öyle oldu. Maça ismi gibi, kadrosu gibi tehlikeli bir takım olarak başladı Chelsea; golü de buldu. Galatasaray toparlanmadan acaba maç ikiye üçe mi gidiyor diye düşünüyorduk. Ama 25. dakikadan sonra Galatasaray oyuna ısındı. Rakibine daha fazla pres yapmaya başladı. Mancini, Hajrovic'i çıkarıp, Yekta'yı göbeğe koyunca, dizilişte de 4-2-3-1'den 4-3-3'e dönünce oyun üstünlüğünü ele aldı Galatasaray. Geriye kalan dakikaları hemen hemen tek kaleye yakın da oynadı. Topun rakipte kalmasını engelledi, özellikle orta sahada yaptığı presle savunma arkasına koşu yapabilen Chelsea'nin üç oyuncusu Hazard, Torres ve Schurrle'yi topla buluşturmadı Galatasaray. Galatasaray özellikle içerde oynadığı Şampiyonlar Ligi maçlarını ki, buna ligi de katabiliriz, farklı oynuyor. Karşılamadan önce turun favorisi Chelsea idi. Ama dünkü oyun turun ortada olduğunu gösterdi. Tabi ki 1-1'lik sonuç Chelsea için avantaj gibi gözükse de Galatasaray'ın bu kuvlardaki farklı oyunu beklentileri de yükseltiyor ve dünkü performansı da 'Neden olmasın!' dedirtiyor. RIDVAN DİLMEN / SABAH
Son 5 yılda Avrupa’da 3 final oynayan, 2’sini kazanan bir takımı yenememişsin. 388 milyon euroluk, fiyat ortalaması G.Saray’ın en pahalısına eşit (yani ekonomik olarak 23 Muslera’ya sahip olan) finansal bir devi, Chelsea’yi geçememişsin. Drogba’ya göre senden 10 kat, Mancini’ye göre de 4 kat iyi bir takımı mağlup edememişsin. Bunda bir olağanüstülük yok. Olağanüstülük şurda: Beraberliğin nedeni rakibin kaliteli ayakları değil. Seni, kaliteli adamlarının müthiş oyunuyla değil, zavallı bir oyunla, sadece futbolun en yalın ilkeleriyle durdurmuşlar. Çok basitçe, ne yapacaklarını bilerek sahaya çıkmışlar. 45 dakika sahaya iyi yayılmışlar. Alanı doğru parsellemişler. Takım şeklini bozmamışlar. Takım boyunu korumuşlar. Yani bugün İngiltere 4’üncü Ligi’nde de her takımın uyguladığı basit futbol ilkelerini yapmışlar sadece. Ve bu temel ilkeler, İstanbul’dan istediklerini alarak çıkmaya yetmiş. Zaten üzücü olan da bu. UĞUR MELEKE / VATAN
İkinci yarıdaki olağanüstü alan oyunu Galatasaray’ın bu seviyede oynadığı en iyi oyunlardan biri. Tempo açısından birincisi. Mourinho’nun İnter’de zirveyi bulduğu ‘otobüs’ savunmasına karşı yapılan iş çok ama çok iyi. Tabii bu oyunun gerektirdiği kadar pozisyon sayısı yok. Ancak zaten üst seviyede onlara bundan daha fazla pozisyon bulacak fazla da takım yok. Bu oyun öncelikle Yekta’nın Hajroviç’in yerine oyuna girişiyle başladı. Galatasaray ancak böyle orta sahadaki pas istasyonu sayısını artırdı. Ve bu sayede Chelsea’nin orta alanda yaptığı presi kırıp, oyunu geniş alana yığabildi. Yoksa maç başında Torres’in arkasındaki 5’li oyunun merkezindeki presi yıldırıcıydı. Başta Selçuk, oyun merkezine çok iyi bir pres uyyguluyorlar, top kapıyorlar, oyun kurdurmuyorlardı. MEHMET DEMİRKOL / FANATİK
Kabus gibi bir ilk yarıydı. Mourinho’nun Chelsea’si öyle bir savunma yaptı ki, izlerken benim içim sıkıldı. Adı, pozisyonu ne olursa olsun, egolarını soyunma odasında bırakmış Chelsea’li oyuncular sahanın her yerinde olağaüstü bir savunma yaptılar. Eboue’nin kaleye 70 metre mesafede dahi olsa yaptığı pas hatasına da cezayı kolayca kestiler. Üç pas, kolay ve güzel bir gol... Galatasaray’ın koca 45 dakikada Hajrovic’in kaleyi tutan tek şutu dışında bir tehdit yaratamaması ikinci yarıya da pek olumlu, bakamamamızı sağladı. Ancak burada da geldiğinden beri yaptığı onca güzel işe rağmen, bizlerden hakettiği övgüyü yeterince alamayan Mancini sahne aldı. İlk yarıda 4-4-2’den, Hajrovic’i çıkartıp Yekta’yı alarak 4-3-3’e dönen İtalyan hoca, ikinci yarıya da Hakan’ı çıkarıp Semih’i oyuna sokarak 3-5-2’ye dönerek başladı. 3-5-2 ve Yekta’nın varlığı oyunun kontrolünü Galatasaray’ın ele almasını sağladı. Yekta büyük oynarken, Melo ve Selçuk’u rahatlattı... Drogba formdaki günlerini hatırladı... Dönen topları kazanan, sağ kanattan-sol kanattan gol arayan Galatasaray, Drogba’nın indirdiği topta Selçuk’la belki direğe takıldı ama aradığı golü de yakaladı. HAKAN CAN / FANATİK