SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Transfer pazarı

Devre arasına girince neredeyse takımların tamamı transfere hız verdi. Bazı takımlar elindeki oyuncuları tutmak isterken bazıları ise dışarıdan takviye yapmaya hazırlanıyor. Umarım takımlarımız ihtiyaçlarına göre hareket ederken maliyeti düşük futbolcuları da bulabilirler.

Transferin flaş takımlarından olması beklenen Beşiktaş, Ronaldinho'yu kadrosuna katarak hem ihtiyacı olan mevkiye oyuncu alıp, hem de forma satışından kasasını doldurma peşinde. Eğer bunu başarırlarsa bana göre de doğrusunu yapmış olacak. Diğer oyuncu transferini sıkıntıları olan savunmaya yapmayı planlayan siyah-beyazlılar, umarım agresif savunmacı eksikliğini kapatabilirler. Beşiktaş'ın bir diğer ihtiyacı da gol yollarında görünüyor. Eğer Almeida'ya alternatif oluşturamazlarsa çok sıkıntı çekerler.

Galatasaray'a gelince… Eğer bir aksilik olmaz ise Alex Telles ve Hajroviç transferlerini gerşekleştirmiş görünüyorlar. Bunu başarırlarsa uzun zamandan bu yana sorun yaşadıkları savunmanın solu ve orta sahanın sağında önemli bir sıkıntıyı çözmüş olacaklar. Diğer bölgeler açısından pek beklenti yok diyebiliriz. Ancak yerli kadrolarını güçlendirmeleri de şart.

Fenerbahçe'de ise işler ilk yarı açısından çok iyi gittiğinden olsa gerek transferde fazla bir ses yok. Savunmada bazı sıkıntılar yaşanıyor. Ancak orta alanda bir oyun kurucu alırlarsa ikinci yarıda da sıkıntı yaşamazlar. En azında Ersun Yanal korkulu rüya görmez. Trabzonspor'un bir çok mevkide eksikleri var. Ancak en elzem olanları gol yollarında ve savunmanın solunda görünüyor. Yerinde transfer yapmazlarsa ligde üst sıralara tırmanma şansları düşük.

Ligin diğer dikkat çeken taransfer haberi Konyaspor'dan geldi. Takımına geldiği günden bugüne kısa sürede kazandırdığı puanlarla dikkat çeken Mesut Bakkal, Hleb tercihiyle tüm bunların yanına bir artı daha koymuş oldu. Bana göre Hleb Konyaspor'a faydalı olmasının yanında, oynadığı futbol ve karekter yapısıyla da dikkatleri üzerinde toplayacak.

Şapkanızı önünüze koyun!

DEVRE arası, takımların olduğu kadar hakemlerin de imdadına yetişti. İlk yarı boyunca kritik hataları ve maçların sonucuna tesir eden kararlarıyla her zaman gündemin başında yer aldılar. Maçların neticesine etki etmeyi bırakın, yaptıkları kural hatalarıyla hala gündemdeler. Üstelik Kasımpaşa-Beşiktaş maçında yaşanan pozisyon için daha karar bile verilemedi. Hakemlerin iyi eğitilmediğini bu sütunlarda sürekli yazdık. Çünkü kritik kararlarında ne bir standart ne de yeterli yardımlaşma var. İlave çizgi hakemi uygulaması doğru bir düşünce olmasına rağmen bundan çok fazla yararlanılamadı. Hakemlerin bazıları görev paylaşımında onlara fazla sorumluluk vermediler. O zaman insanın içinden ‘ne gerek var çizgi hakemine, yardımcı hakeme çıkın maçı kendi başınıza siz yönetin' demek geliyor. Onun için hakemler maçları tek başına yönetme gayretinden uzaklaşmalılar. Çünkü futbol artık çok hızlandı.

Sadece yukarıda saydıklarım değil, hakemlerin en büyük sorunlarından bir tanesi de kendilerine olan güveni kaybetmiş olmaları. Her pozisyon bir diğerinin tıpa tıp aynısı olmaz. Hele oyun kurallarında yazdığı gibi asla cereyan etmez. O pozisyona yorum katmak gerekir. Yani inisiyatifi oyunun ruhuna uygun ve çağdaş bir şekilde yorumlamalılar. Zaten bunu başarılı yapan hakemin kalitesi de ortaya çıkar. Bizim liglerimizde hekemler çok büyük baskı altındalar. Bana göre MHK bu baskıyı ortadan kaldırmalıdır. MHK olarak bazen kendileri bile başarılı olan hakemlere görev vermekten çekiniyorlar. Hatta bazen başarılı olandan çok, MHK'da veya federasyonda adamı olana maç veriliyor. Bu ifade yalnızca benim fikrim değil, görüşme fırsatı bulduğum bir çok önemli hakemin de düşüncesi. O nedenle MHK bu devre arasını iyi değerlendirerek hem hakemlerine adil davranmalı, hem de onlara doğru bir eğitim vermelidir.

Ayağınızı yorganınıza göre uzatın

KULÜPLERİN büyük çoğunluğu borç batağının içinde. Transferlerde yapılan yanlışlıklar, kulüplerin amatörce yönetilmesi ve ayrıca gelirlerin üstünde yapılan harca- malar ise bunun asıl sebebi.

Zaten tribünlerden seyirci kaçtığı için önemli bir gelir kapısından olan kulüplerde çoğu zaman ciddi ekonomik sıkıntılar yaşanıyor. O nedenle kulüp yöneticileri harcamaları doğru planlarken, yeni gelirler için de doğru projeler geliştirmeli. Aksi takdirde (ki bunun örnekleri çok) kulüpler için geri dönülemeyecek yollara girilmiş olur. Bunu da futbola gönül vermiş hiç kimse temenni etmez.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek