SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Yılan hikayesi: Fernandes

27 Aralık 2013

Eskiden, bir tepedeki kuyuda bir yılan varmış. Ve bu yılanın köyden bir adamla dostluğu bulunurmuş; adamın ne vakit başı sıkışsa bu dostuna gidip yardım ister, yılan da kuyusundan çıkarttığı bir altını ona verirmiş. Yıllar böyle geçmiş, gel zaman git zaman adam hastalanmış ve yataklara düşmüş. Bir gün yanıbaşında çaresiz bekleyen oğluna “falanca dağa git orada bir kuyu var, başında bekle, bir yılan çıkacaktır. Dosttur o yılan, korkma; benim oğlum olduğunu söylersen sana yardım eder, ilaçlarımı alabilirsin” demiş. Çocuk düşmüş yola, çıkmış dağa, bulmuş yılanı. Sahiden de söylediği gibi babasının, bir yılan çıkıvermiş ağzında bir altınla. Çocuğun elinde değil düşmüş aklına; “demek bu kuyu ağzına kadar altınla dolu, yılanı öldürürsem bütün altınları alırım.” Alıp bir taşı vurmuş yılana, yılan da o can havliyle ısırıp oracıkta öldürmüş çocuğu… Aylar sonra bizim adam iyileşip eski dostundan özür dilemeye gitmiş; “yılan kardeş, benim çocuk bir densizlik etti, affet beni, gel tekrar dost olalım eski günlerdeki gibi” demiş. Yılan “yook” demiş “sende bu evlat acısı bende de bu kuyruk acısı oldukça biz dost olamayız…”

Bİ’ ALEX DEĞİL

Fernandes ve yaşanan sorunlarla ilgili en açıklayıcı hikaye bu sanırım. Niyetim tabii ki yılan benzetmesi yapmak değil, anafikir açık; başka “yıldızlar” gibi Fernandes’ten de verebileceğinden fazlası istendi, gözde büyütüldü ve hem o hem biz bunun altında ezildik sonunda. Manuel’in İstanbul’a çok bağlılığı ve bunun sebebinin de gece hayatı olduğunu sağır sultan biliyor artık. Ama bu konuda ilk ve tek oyuncu değil Fernandes. Tıpkı bi’ Alex olmayan ama Alex zannedilip harcanan tek orta saha oyuncusu olmadığı gibi…

ARTIK KUYU BOŞ

Artık Fernandes’in Beşiktaş’ta hatta belki Türkiye’de sevilen adam olup başarı göstermesi imkansız. Sahada her daim “ben size değil siz bana uyarsınız” şiarıyla oynayan Manuel, mühim melekelere sahip olsa da, bu tek adamlık rolünü üstlenebilecek kudrete sahip olmadı. Ve bunun aksine biz de ona ilah gözüyle baktıkça yine gözümüzde yarattığımız bir gölge, gerçeğini paramparça etti. Tıpkı diğer birçok yabancı oyuncuya yaptığımız gibi. Kuyuda her seferinde 1 altın vardı, yetinebilsek bize yeterdi ama biz kuyuyu da kendimizi de taşa tuttuk. Şimdi hem kuyu hem ellerimiz boş. Yine…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek