SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Felaket senaryoları

15 Aralık 2013

Ersun Yanal'ı neden “Şair Yanal” diye andığımı yakın zamandaki bir yazımda aynı başlıkla açmıştım. Yine Şair Yanal deyişiyle başlamalı bu yazıya; çünkü Fenerbahçe, son dönemde oynadığı futbolla birçok taraftarının daha önce tanık olmadığı bir performans ve ziyafet sunuyor. Yanal'ın ışıltıları şimdilik saymakla bitmez; oyuncu iletişimi ve idaresi, maç önü ve içi formasyon dönüşüm ve dinamizmi, bireysel eğitim – yönlendirme ve hatta kulübü temsili… Ama yine de “acaba” içeren bazı soruları not düşmek lazım:

1- Hemen herkesin hemfikir olduğu konu; takımın yerli santrafor yoksunluğu nasıl çözülecek? Golcü hücum 4'lüsünden 2'sinden yoksun kalındığında Yanal mecburi formasyon değişikliği yapıp Caner'i öne çekmek zorunda kalacak. Yerli santrafor ya da içe kat edebilecek bir açık birincil ihtiyacı Yanal'ın.

2- Ligin 2. yarısında olası bir puan kayıpları dizisi yaşanırsa gündeme düşecek cümle belli; “Yanal'ın takımları 2. yarı düşer.” Bu cümleyi söyleyenlerin neredeyse tamamı bunu temellendirmekte güçlük çekiyor, tamam ama Yanal olası bir kriz baskısını bertaraf edebilir mi?

3- Bu sezon başından beri Sow, mental ve yaklaşım olarak takımdan kopuk bir tablo sergiliyor. Ne yazık ki Sow, sanki her an fitili alev alabilecek bir bomba gibi. Kimi insanlar bulundukları grubun “tek ve en parlak” cevheri olmak ister, sahne önü yıldızıdırlar. Sow da öyle; şu anki “eşit popülarite ve başarı ortaklığı” yüzünden sıradan hissedip öne çıkmak istiyor sürekli.

4- Alternatifsizlikten dolayı sınıf atlamayıp şu an Arsenal ya da Chelsea'de değil de Fenerbahçe'de oynayan meşhur tembel G. Gönül'ün yokluğunda Topuz tam güven veriyor mu?

5- Son ve en kısa ve en zor soru; futbol bu, oynanan bu keyif dolu oyun sürer ama şampiyonluk bir şekilde elden kayarsa, Aziz Yıldırım Ersun Yanal'ın arkasında duracak mı?

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek