SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

‘Beşiktaş ve F.Bahçe taraftarı…’

Galatasaraylıların sevgilisi Felipe Melo, agresifliğini herkesin takdir ettiğini düşünüyor: Sokakta bana “Fenerbahçe’ye gel, Beşiktaş’a gel” çağrısı yapıyorlar. Bence bunun da böyle olması lazım: Bir oyuncu sahada agresif olmalı.
Avrupa’da 10’uncu sezonunuz. Üç ayrı ülkede futbol oynadınız: İspanya, İtalya ve Türkiye. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu dönemi? – Bu üç ülkede de çok şey öğrenme fırsatım oldu. Tabii ki farklı kültürler, farklı gelenekler, farklı futbol anlayışları var. Bu sayede çok önemli tecrübe edindim.
Galatasaray’a gelirken beklentiniz nasıldı? Her sezon Şampiyonlar Ligi’nde tur atlayan bir takım bekliyor muydunuz? – Buraya gelirken hep tarih yazmak düşüncesi vardı aklımda. Gelmeden önce kimse bunları düşünemez ama bu anlayışla başlayınca başarılar da otomatikman geliyor.
Galatasaray 25 sezon önce de Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı final oynamıştı. Yıllardır bu başarıyı tekrar etme hedefi var. Bunun için ne lazım? – Yarı final mi? Bunun yorumunu ancak bir kahin yapabilir. Sonuçta maç maç bakmamız lazım. Şampiyonlar Ligi’nden ziyade şimdi lig maçlarına hazırlanıyoruz. Buna konsantre olmamız lazım.
Türkiye Ligi Avrupa’nın 5 büyük liginden biri değil ama şöyle bir algı da var: Bu lig sert ve burada oynaması zor. Böyle mi gerçekten? – Hayır. Tabii rekabet seviyesi çok üst seviyede bir ligde oynuyoruz. Mutlaka sertlikler var. Ama rekabet olduğpu sürece sertlik ve zorluk da olacak. Ama Türkiye’de oynamaktan ve bu çekişmenin içinde yer almaktan dolayı mutluyum.
Geçen sezondan beri takımdaki taktikler sık sık değişti. Bunun getirdiği bir sıkıntı var mı? – Fatih Terim’le oynadığımız sistem farklıydı, şimdi Mancini’yle oynadığımız farklı. Ne olursa olsun profesyonel oyuncular olarak hemen uyum sağlamamız gerekiyor. Bir taktikte daha defansif, diğerinde daha ofansif rol üstlenebilirsiniz ama ben orta sahada oynadıktan sonra hiçbir sorun yaşamam. Bence herhangi bir sıkıntı yok. Şu var: Beni sağ bek ya da sol açık oynatsalardı bu tip pozisyonlara uyum sağlamam daha zor olabilirdi.
Türkiye’de size sahada asabi veya sinirli gibi bir etiket yapıştırıldı. Bundan şikayetçi misiniz? – Hayır hayır. Agresifim
Galatasaray çok uluslararası bir takım oldu. Soyunma odasında ve antrenmanda hangi dillerde konuşuyorsunuz? – Hoca İngilizce konuşuyor. Çevirmen Mert Türkçe ve İspanyolcaya çeviriyor. Ben de Portekizce, İtalyanca ve İspanyolca biliyorum. Yalnız Portekizcem çok iyi değil... (gülüyor)
İstanbul’da herkese göre bir yaşam var Yaklaşık iki buçuk yıldır İstanbul’da yaşıyorum. İstanbul’daki yaşamı çok seviyorum. Ailemle burada çok mutluyuz. Çok güzel, sakin bir evde oturuyoruz. Daha çok ailemle zaman geçirmeyi seviyorum. İstanbul çok büyüleyici, güzel bir şehir. Burada yemek, alışveriş anlamında çok seçenek var. Üstelik sadece benim içindeğil her gelir grubu için bu böyle. İstediğiniz her şeyi, her mutfaktan restaurantı bulma imkânınız var.
Böyle bir şehirde asla canınız sıkılmaz. Mesela bundan önce yaşadığım Torino’yu bir günde gezebilirsiniz ama bu şehir öyle değil. Zaman harcamanız geliyor. Bir şey söylemek gerekirse Türk tatlılarını çok seviyorum, özellikle de baklavayı. Bir de çayı seviyorum.
Röportaj: Alp Ulagay / Hürriyet