SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Federasyonun varlığı kriz sebebi

Yönetmek için değil durumu idare etmek için seçilmiş bir federasyonumuz var maalesef.

Sözde özerk ama her icraatında gücü elinde tutanlara göbeğinden bağlı.

Mesela şike davasıyla ilgili adım mı atılacak; “Adım at” demeden yerinden kıpırdamıyor.

Zaten “Adım at” da denilmediği için öylece duruyor.

Karar alıp son noktayı koyamıyor.

“Var” da diyemiyor “Yok” da diyemiyor.

İşi zamana yayıyor. İş zamana yayıldıkça sorun çözülmüyor, kronikleşiyor.

Mesela Milli Takım'a hoca mı lazım?

Yine bekliyor.

Beklediği işaret gelmediği için, daha önce iktidar eliyle göreve getirilmiş hocasına sahip çıkıyor ve “Kendisi görevinin başında, biz de evelallah arkasındayız” diye açıklama yapıyor.

Sonra aniden işaret geliyor. Eski hocayı o an kapının önüne koyup yenisiyle görüşmelere başlıyor.

Yeni hoca da, eski kulübü de zaten emir büyük yerden geldiği ve zaten bu durum işlerine geldiği için seslerini çıkartmıyor. Emre itaat ediyor.

Bir başka meseleye gelirsek…

Siyaset sporun iliklerine kadar işlediği için siyasetten acayip korkuyor mesela bizim federasyon.

Emre ve Sercan R4bia işareti yapınca; bir milletvekili bir başka ülkenin devrik liderinin atkısıyla protokol tribününde oturunca gözünü kapıyor.

Resmen yok sayıyor bu durumu.

Çünkü güce elinde bulunduranların rengini, tavrını, fikrini biliyor.

Görmek demek, göz göre göre güç sahibini kızdırmak demek…

Yine en iyi bildiği işi yapıp susuyor federasyon.

Fethiyespor, “Yüce Atatürk” tişörtleriyle sahaya çıkınca ise susmuyor; hemen durumdan vazife çıkartıp PFDK'ya sevk ediyor Ege takımını.

O da ne?

Atatürk'ün ardından Mandela geliveriyor.

Muhakeme yeteneğini tamamen kaybettiği, her adımını “Yaranır mıyım yaranmaz mıyım” düşüncesiyle attığı için, bu ülke insanın kalbindeki yerini çözemeyip Atatürk'ü siyasi simge sanma yanılgısına kapıldığı gibi, hayata veda eden ve ırkçılıkla mücadelede dünyada sembol olmuş Mandela'ya saygı tişörtlerini de bu kapsama sokuveriyor.

Sonuç olarak hem yerel hem küresel ölçekte şapa oturuyor. Atatürk kararı yüzünden ülke basınının bir bölümü, Mandela adımı nedeniyle de dünya basınının tamamı tarafından topa tutuluyor.

Yaranmak istediği kişileri bile zor duruma sokuyor, zan altında bırakıyor.

Öyle ki, daha önce rakip takım taraftarının muz sallama suretiyle ırkçı eylemde bulunduğu Didier Drogba'yla bir araya gelerek, olimpiyatlar öncesi Türkiye'nin ırkçı damgası yememesi için arabuluculuğa soyunan Spor Bakanı, bu kez Atatürk ve Mandela'yla ilgili toparlayıcı açıklama yapmak zorunda kalıyor.

Ortalığı yangın yerine çeviren federasyon, geri adım atıp Yüce Atatürk tişörtlerine ceza vermeyerek kurtulacağını sanıyor.

Ama artık mızrak çuvala sığmıyor… Bir türlü özerk, cesur ve tarafsız olamayan bu federasyon Türk futbolunu yönetemiyor.

Galatasaray, Juventus'u eledi diye rehavete kapılıp federasyonun yetersizliğini unutur ya da susarsa hata yapar… Aksine, Drogba ve Eboue'nin PFDK'ya sevk edileceği önce basına sızdırılıp, Juventus maçının ardından da uygulamaya koyulduğu için çok daha güçlü olarak haykırması lazım sarı kırmızılı camianın.

Yapıp yapamayacaklarını yaşayarak göreceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları