SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

İşte Toroğlu’nun Sabah gazetesinde yayınlanan olay köşe yazısı:

Kaliteli kumaş ancak ütü tutmuyor. Gece İstanbul kaldırımlarına sürte sürte şekli bozuluyor. Onun düzelmesini bekleyeceğinize durakta otobüs bekleyin. Rakipler Gökhan’ı da çözdü. Hâl böyle oyunca Beşiktaş 9 kişi kalıyor

Sezon başından beri birkaç hafta hariç (özellikle Bursa maçı) Beşiktaş’ı izlediğimde büyük takım havası görmüyorum. Zaman zaman iyi oynayan küçük takım havasındalar. Büyük takım sahaya çıkar, kötü bile oynasa eğer 4-5 pozisyona giriyorsa en az üçünü gol yapar. Rakibini baskı altında tutar, bırakın rakibi baskı altında tutmayı Beşiktaş hakemi bile baskı altında tutamıyor… Zaten tribünde bayan seyirciler var. Saçma sapan bağırma çağırma ile futbolcuların da ritmini bozuyorlar.

MAÇ ODUNLARI ATTI AMA…

Hayat ile futbol paralel giden şeylerdir. Mesela bir iş yaparsın o yaptığın işte nehir her zaman odun atmaz. Bazen çalı çırpı atar. Sen o odunu attığı zaman kenara istifleyeceksin. Yarın lazım olur diye. Çünkü o nehrin çalı çırpı atacağı günler de gelecek. Bu söylediğim cümleye bakın, bir de dünkü maçı izleyin, aynı şeyleri göreceksiniz. İlk 20 dakika Beşiktaş bol bol pozisyona girdi. Belki 5 tane. Yani maç ona odunları attı. Ama istifleyemedi. Sonra zaten çalı çırpı geldi, ondan sonra da bir gol yedi. Dua etsinler ikinciyi yemediler.

NEŞTERİ VURACAKSIN!

Peki o zaman çözüm ne? Bu takıma kesinlikle etkili 2-3 futbolcu lazım. Fernandes iyi bir kumaş. Ama kumaş defolu. Çünkü gece gezdiği için o İstanbul kaldırımlarına sürte sürte kumaş bozuluyor. Ütüsü bozuluyor, şekli bozuluyor. Düzelir mi? Kesinlikle hayır. O zaman neşteri vuracaksın, kesip atacaksın. Eğer acırsan acınacak hale düşersin. Eğer Fernandes top oynayacak diye beklerseniz daha çok beklersiniz. Gidin durakta belediye otobüsü bekleyin daha iyi. Gökhan’a bakıyorsunuz. Onda da”tık” yok. Sol ayakla sağ açığa geçiyor, sol ayağının içiyle önce içe sonra dışa doğru çalım atıyor. Rakipleri artık öğrendi. Yemiyorlar. O zaman kanat değiştir. Onu da herhalde Gökhan yemiyor ve son zamanlardaki Gökhan ortaya çıkıyor. Görünen çok net. Bunu 20 veya 30’uncu dakikada anlıyorsunuz. Beşiktaş takımında Fernandes de oynamıyor, Gökhan da. Yani Beşiktaş 9 kişi mücadele ediyor.

BU YIL BİR ŞEY BEKLENMEZ

Beşiktaş’ı defansta kalabalık görüyoruz. 4 kişi, 5 kişi, 6 kişi. Rakipten hep fazlalar. Ama rakip hep pozisyona giriyor. Demek ki bu işte bir hata var. Beşiktaş topyekün defans ve pres yapamıyor. Tek tek pres yapıyorlar ve oyundan düşüyorlar. Yani kaçak oynuyorlar. Bu sezon için bu takımdan fazla bir şey beklenmez. Bunu yöneticiler mutlaka görüyorlar ama zaman zaman ara gazı vererek ümidi korumak istyorlar. Haliyle de stadın bitmesini bekliyorlar.

ÖNDER ÖZEN HÂLÂ KEFiL Mi?

Sahaya bakıyorsunuz Beşiktaş için işler hiç de iyi gitmiyor. Peki kenardaki teknik direktör ne yapıyor, bilemiyorum. Galiba o da benim gibi karşılaşmayı seyrediyor. Ama onun benim gibi maç izlemeye hakkı yok. Duruma el koyması gerekiyor. Hatta sorumlularından hesap sorması… Bilic’in nasıl bir teknik direktör olduğunu Beşiktaş’ı yönetenlere veya şu anda futboldan sorumlu kişi olan Önder Özen’e sormak lazım. Ama 2 ay önce Önder Özen de “Bilic muazzam, ona kifilim” diyordu. Kefillik hâlâ devam ediyor mu bilmiyorum. Öyle ya da böyle bu Beşiktaş’ın daha iyi olması lazım. Artık Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı’na gelenler uyandı. Zemine uygun ayakkabı getiriyorlar. Beşiktaş- Kasımpaşa karşılaşmasında da kayanlar oldu ama geçmişe oranla daha az. Demek ki alınan tedbirler işe yaramış…

OYNAYANI KORUYUN, BOZANI DEĞİL

Hakemlerin geneli Beşiktaş maçlarında şuna dikkat etmiyorlar. Almeida hava topuna çıkacakmış gibi gösteriyor, hem topa çıkmıyor hem de eğiliyor. Arkadaki rakip topa yükseliyor, Almeida eğilince haliyle havadan inerken onun sırtına basıyor. Maalesef futbolu bilmeyen hakemlerimiz buna faul çalıyor. Burada art niyetli olan Almeida, rakipler değil. Hakemler evlerde pozisyonları izlesinler, aralarında tartışsınlar. O zaman görürler. Bakın hakem kardeşlerim; futbol oyun kuralları yol gösterir. Ama şunu unutmayın; oynayana prim verin bozana değil. Ondan sonra da bana “FIFA böyle diyor, UEFA böyle diyor” diye hikaye okumayın. FIFA da, UEFA da futbolda güzelliğin yanında; aldatmacanın, sahtekarlığın değil.

Yayınlanma Tarihi:13:48,