SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Omurga yumuşaklığı

8 Aralık 2013

Fenerbahçe bu sezon tek bir sorunla boğuşuyor; omurga yumuşaklığı. Dünkü takım dizilişini gözünüzde canlandırıp sahayı enine 3 eşit parçaya bölün; ortada kalan merkez oyuncuları arasında maksimum 2 kişinin kaçak dövüşme şansı var. Bu sayı arttıkça takımın saha iletişimi ve önalan hakimiyeti düşüyor. Bu düşünce de arka 4'lüye yardım gecikiyor, bireysel hatalar telafisiz oluyor.

ÜRKEK DEV

Rize'nin golünde Alves altıpas üstünde patlamış mısır yiyip pozisyonu izliyordu. Alves, artıları bir yana, ürküten bir adam; alabileceği toplarda dağıtıp kahraman oluyor ama alamayacağını anladığı pozisyonlarda etliye sütlüye bulaşmadan manzarayı seyrediyor. Futbol karakteri bu. Yine bir diğer merkez Cristian'ı namı sınırları aşmış gamsızlığı ve Emenike'nin tekrar asla merkez santrafor olamayacağını ispatlayışı omurga yumuşaklığına yetti de arttı bile. Rize'nin hayli geride kurulan savunma hattının arkasına kaçıp saklanan Emenike, özgüvensizliğinden dolayı “bana sadece gol vuruşu gelsin” deyip durdu. Ama tabii futbol öyle bir şey değil. Düşünün, Webo'nun golünden sonraki takım sevincinde bile pozisyon alamadı Emenike! Korktu; pet şişeler geliyor diye kenardan. En büyük artısı fizik gücü olan bir santrafor nasıl olur da ürkek oynar?

SESSİZ VE ANLAMSIZ

Öne geçemedikçe 3. bölgedeki her topu gol telaşıyla yok eden, deplasmanda yine aynı huya sarılıp yüksek toplardan vazgeçmeyen, rakibi gol tehlikelerinden çok oyunu bırakmayışıyla tedirgin eden bir takım gördük yine. Ve bir şey daha; takım, kendi standartlarına hayli uzak kalsa da gol atma refleksini sürdürdü. Sahaya atlayan takım elbiseli, deri montlu arkadaş gibi; sessiz ve anlamsız görünüp biraz da hırpalandı ama yine de istediğini başardı Fenerbahçe.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek