SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Usta kalemlerden derbi yorumu

Mehmeh Şehirli - KADIKÖY’DEKİ dev maç iki takımın hocasının satranç maçı gibiydi. Fenerbahçe’nin kanatları iyi kullanan, üçüncü bölgede yaptığı presler sonucu kaptığı toplarla pozisyon üreten sistemini iyi analiz eden Mancini, Ceyhun’u ilk 11’de oynartarak orta alan üstünlüğünü eline geçirmeye çalıştı. Sağ kanada Bruma’yı koyarak Caner’in hücum etkinliğini azaltmak isteyen Mancini’nin planlarındaki tek hata, sol kanatta görevlendirdiği Burak’ın Gökhan’ı takip etmemesiydi. GALATASARAY’IN alan dağılımını iyi yapması nedeniyle Fenerbahçe istediği futbolu oynamakta zorlandı. Sarı-kırmızılı ekibin ortayı iyi kapatıp kapacağı toplarla hücuma çıkma yönündeki planı nedeniyle hata lüksü olmayan Fenerbahçe yan pas yapmak zorunda kaldı. Fenerbahçe’nin imdadına Chedjou yetişti. Neden olduğu amatörce penaltıyla Fenerbahçe’nin ekmeğine yağ sürdü. Bu golün sonrası Galatasaray daha çok hücumu düşünürken, Fenerbahçe büyük boşluklar buldu ama bunları kullanamadı.
Selçuk Dereli - F.BAHÇE belki de sezonun en rahat maçını oynadı. Sahanın her yerinde üstünlüklerini kabul ettirdiler. Savunmada, hücumda ve orta sahada hatasız oynadılar. Topa çok hakim olmalarının yanında, topu etkili de kullandılar. Sarı-lacivertli takımda kötü oynayan futbolcu yoktu. Gökhan Gönül arı gibi çalıştı. Mehmet Topal ve Bruno Alves de öne çıkan diğer isimlerdi. Galatasaray cephesinde ise sezonun en kötü performansı vardı. Topu iyi kullanamadılar. Hücum hattında Drogba ve Burak pas alamadı. Savunmada yapılan hatalar ise sonucu belirledi. Mancini henüz Türkiye Ligi’ni tam olarak anlayamadı. Burada en büyük görev Tugay Kerimoğlu’na düşüyor ancak şu ana kadar sahaya yansıyan bir şey göremedik.
Kaan Koç YABANCI olmadığımız bir derbi “çılgınlığı” izledik; futbol melekelerinden yoksunmuş gibi oynayan 22 adam, birbirinden hoşlanmayan 2 mahallenin halı saha performansını sergiledi sanki. İki takım tarafından da terkedilmiş bir saha merkezi, sağlıksız derin koşular ve genellikle kısır kalıp rakibe değil kendi takımına zarar veren kanat kullanımları… Tüm bunların karşısında tahterevallinin karşı tarafında duran tek bir unsur kötü derbide denge taşlarını yerinden oynattı; Fenerbahçe’nin tempolu ve doğru presi…
İskender Baydar - HER ne kadar Alex Ferguson’a mal edilse de, Danimarkalı Teknik Direktör Ebbe Skovdahl şöyle demiştir vakti zamanında: “İstatistik mini eteğe benzer; çok şey gösterir ama asıl görünmesi gerekeni göstermez.” Galatasaray’ın 1999 yılından beri Kadıköy’de kazanamaması ve basın tarafından ısrarla bunun vurgulanması da böyle bir istatistikti benim açımdan.
GÜRKAN KUBİLAY: Fener şampiyon olur İki koç da çıkardığı kadroyla, "Orta sahada yaratıcılıktan çok, dayanıklılığı yüksek adamlarım olsun, en azından kaybetmeyeyim" diyordu. Mancini tüm takımın F.Bahçe'yi kendi yarı alanında karşılamasını istemiş, bunu yapacağını da daha önceden tahmin eden Yanal, takımına"Bol top çevirin, iki beki de uzun toplarla savunma arkasına kaçırın" talimatı vermişti. Bu talimat G.Saray'ın iki ön kenar adamı Burak ve Bruma savunmaya yardım etmeyince tutar göründü ancak Topal, Emre ve Cristian özellikle Gökhan'a "doğru zamanlamalı" top atamayınca pratikte iyi işlemedi. Webo ön alanda çok bastı, Sowdikine en etkili oynayan adamdı. F.Bahçe'yi tehdit edecek tek adam Drogba gibi gözüktü. Böylesine kilit maçları çözecek tek formül duran toplardı. Nitekim tek gol de penaltıdan geldi. İkinci yarıda F.Bahçe skoru koruma içgüdüsüyle geri çekildi ancak Burak ve Bruma çok kötüydü. Egemen ve Topal ilk toplara mükemmel bastılar. Kuyt'ın sakatlığı nedeniyle oyuna giren Emenike güçsüzdü. Üstelik savunmaya da yardım etmeyince Yanal'ı bile çıldırttı. Ama mükemmel oynayan Webo, Yanal'ın çıkarmaya hazırlandığı Cristian'a şahane bir gol attırınca G.Saray'ın gardı iyice düştü. Son üç yıldır, ligi kimin şampiyon bitireceğini, kupayı kimin alacağını, Avrupa'da ne yapacaklarını, en az 15 hafta önceden yazarım. Okuyucularım bilir. Hiç yanılmadım. Bu sefer şimdiden tahminimi yazıyorum. Nasıl iyi çalıştığını çok iyi bildiğim Yanal'ın F.Bahçe'si şampiyon olur...
EMRE BOL: Orantısız güç Daha önce bu kadar, "Korkak" bir Galatasaray izlediğimi hatırlamıyorum. 6-0'lık maçta dahi büyüklüğüne yakışır bir şekilde cesurdu sarı-kırmızılılar! Mancini'ye maç öncesi, "2-0'lık mağlubiyet uyar mı?" dense, emin olun kabul ederdi! Tam 6 oyuncuyla savunma yaptı Galatasaray... Yani kafalarında sadece beraberlik vardı. Fenerbahçe, maçın başından sonuna kadar oyunu domine eden taraftı. Zira sahada Galatasaray diye bir takım göremedik! 5-3'ün maçıydı aslında... Yani Mehmet Topal ve Felipe Melo'nun... Topal, savunmayı toparladı, orta sahada Galatasaraylı oyunculara top göstermedi. Ve en önemlisi Melo'yu sahadan sildi. *** Fenerbahçe'nin önde oynayan oyuncuları biraz daha hareketli olabilseler fark daha da artabilirdi. Özellikle Emmanuel Emenike... Farkı arttırması için oyuna giren Nijeryalı, "farkın artmasını önledi" desek yeridir! İkinci yarı, "İçeride mi, dışarıda mı?" belli olmayan bir penaltı pozisyonu dışında Galatasaray'ın attığı tek bir şut yok! *** Sahada iki büyük vardı ama, "orantısız güç" kullanan Fenerbahçe derbiyi rahatça kazanmasını bildi. Dün gece sahaya çıkan Galatasaray, şampiyonluk yolunda Fenerbahçe'ye rakip olamaz! Sarılacivertliler bu sezon Kasımpaşa ya da Sivasspor'la çekişecek gibi. Ne dersiniz?
SERKAN KORKMAZ: Futbol hayattır! Cuma, arkadaşım Hacı Hasdemir'i kaybettik. Sayısız derbi maç takip ettik birlikte. Allah tüm sevenlerine sabır versin. Bir gün sonra da Savaş Ağabey'i; yeri dolmayacak kadar gerçek ve özel bir insan ve bir haberciyi. Futboldan en çok böyle zamanlarda medet umuyorum; devam edebilmek için. Cuma günü stent tedavisi uygulanan Ersun hoca için de öyleydi. Maçtan bir gün önceki görüşmemizde o kadar hevesliydi ki; ''Hocam; bu maça çıkmasan mı'' diye soramadım bile. Futbol, onun için de ''hayat'' demekti. Ve maç… Fenerbahçe karşısında Galatasaray'ın önde kurduğu savunma başta işe yarıyor gibiydi. Evsahibi takım forvetleri Burak Yılmaz'dan bile çok ofsayta düşüyordu. Ama itiraf edeyim ki; Fenerbahçe forvetinin ofsayta düşmediği bir pozisyonla golü bulacağından emindim.
METİN TEKİN: Temponun yerine mücadele Önce şunu söylemek istiyorum: Evet, iki teknik adam da kafalarında maç öncesi bir senaryo, bir strateji belirlediler ama gerçekten böylesi isimlerin yer aldığı bir sahada futbol becerileri ve futbol keyfi seyretme anlamında çok yetersiz bir maçtı. Fenerbahçe maçı 2-0 kazanmış olsa bu iki takım için de geçerliydi. Dün akşamki maçın karakteri mücadele ve stresti...Önce, Ersun hocanın penceresinden baktığımızda, diğer maçlara göre belki orta sahanın pas becerisini yükseltmek için Emre ve Cristian'ı sahaya sürmüştü. Ama hücum zenginliğini yine her zamanki gibi Webo-Sow-Kuyt üzerinden planlıyordu. Zaman zaman tempo yapmaya çalıştı ki, oyun anlayışında mücadele karakteri bazen baskın çıkabilir. Tipik o anlamda oynamak istediği bir maçtı Ersun Yanal'ın. Özellikle Galatasaray'a karşı oynarken tempodan daha çok mücadeleyi ve temaslı oyunu ön plana çıkardı. Bu da oyunu zaman zaman sertleştirdi. Salih Uçan değişikliği topa sahip olmak için geç kalınmış olsa da doğruydu. Kuyt- Emenike ise zorunluluktandı.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Alışılmamış bir kurgu Mancini'nin öncelikle Fenerbahçe'nin oyun kurgusunu bozmak üzere kurduğu taktik plan, ilk 45 dakikada tam anlamıyla tuttu. Takım halinde onsekizin biraz uzağında tek blok halinde topun arkasına geçip oyunu sürekli domine eden Fenerbahçe'ye ne pozisyon bulma nede tek duran top kullanma şansı dahi vermediler. Neden Fenerbahçe bu tabloda büyük pozisyon sıkıntısı çekti? Çünkü ne dün geceki forvetler nede orta saha oyuncuları rakibin önde kurduğu çizgi defansın arkasına sarkma özelliklerine sahip değillerdi. Dünkü kadroda bu tipte bir tek Gökhan Gönül vardı, zaten bütün arkaya sarkma girişimlerini de Gökhan denemeye çalıştı. GEREKSİZ BİR PENALTI Galatasaray iyi takım savunmasına karşın hücumda çok etkisiz kaldı. Çünkü Mancini'nin uyguladığı 4-3-3 ve 4-2-1-3 düzenleri hem eldeki kadronun yapısına uygun değil hem de Fatih Terim döneminde alışılmamış bir kurgu. İlk yarıda sadece defansif tedbirleri tutan Mancini'nin hesabında olmayan ise deneyimli Chedjou'nun yaptığı çok gereksiz penaltıydı.
LEVENT TÜZEMEN: Teslimiyetçi ruh Mancini ilk röportajında, "F.Bahçe ile aramızdaki 6 puanlık farkı kapatmak için zamanımız var. F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzon'u tanıyorum. Puanlara 28 Ocak'ta bakmak lazım" demişti. 10 Kasım 2013 tarihi itibarıyla G.Saray ile F.Bahçe arasında 9 puan fark var. F.Bahçe hata yapmazsa puan farkı azalmaz.. Çünkü G.Saray'ın ritmi yok, uyumu yok, fizik gücü yok.. G.Saray yönetiminin bu kez galibiyet beklediği derbide Mancini de Kadıköy'de kaybetti ve G.Saray'ın 14 yıldır süren kazanamama kaderine adını yazdırdı. Yavuz Sultan Selim'in sözüdür: "Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.." Mancini'nin sahaya sürdüğü kadro kararsızlıkla korkaklık arasında sıkışmıştı. Türkiye'nin defans arkasına en iyi koşu yapan santraforlarından Burak'tan kanat oyuncusu yaratmak hatadır. Ceyhun gibi teknik becerisi kısıtlı, pas verme yeteneği dar sadece fizik gücüyle oynayan bir oyuncunun tercihi, Mancini adına "Önce gol yemeyelim, sonra bir tane atarsak kazanırız" şeklindeydi. Ve Mancini'nin planı Chedjou'nun neden olduğu penaltıdan sonra çöktü..
GÜRCAN BİLGİÇ: Kara kitap (!) yanılmaz Lucescu'nun kara kitabından bahsetmişlerdi bana. Uzakdoğu savaş stratejileri üstünde çok kafa yorduğundan. Temel prensip; sahaya çıkmadan önce rakibin maçı kazanamayacağına inanması, inandırılması... Kadıköy derbilerinin geçmişi, bu ezberi Galatasaray'ın kafasına öyle bir yerleştirdi ki, Boğaz Köprüsü'nü geçerken kaybetme korkusunu solumaya başlıyorlar. Bir ezberi bozdu Ersun Yanal... İkinci vitesi olmayan takımını bu kez düşük tempoya kodladı. Selçuk etkisiz hale getirilecek, Drogba topla kontrollü bir şekilde buluşmayacak ve fauller kaleden uzak bölgelerde yapılacak. Baroni haricindeki orta sahalar freni çekik sahadaydı. Emre ve Mehmet Topal sürekli olarak alan kontrolü yaptı, baskı uyguladı, öne çıkan beklerin arkasını kolladılar.
ERMAN TOROĞLU: Ersun Yanal'ın aşısı F.Bahçe'de tuttu Türkiye liginin genel görüntüsüne baktığımızda eğer sarı-lacivertlilerde bir gevşeme olmaz ise Fenerbahçe ligi şampiyon kapatır. Fenerbahçe'de kusursuz oynayan adam Mehmet Topal'dı. Galatasaray'da kim iyi derseniz ben bir kişinin ismini söyleyemem.
Ahmet Çakar - Galatasaray için çok şey kaybedildi. Hafta içi Kopenhag'da ve dün gece Kadıköy'de alınan mağlubiyetler G.Saray'ın ideallerine büyük zarar verdi. Tüm bu işlerin baş sorumlusu Fatih Terim'i zamansız ve gereksiz bir şekilde yollayan G.Saray yönetimidir.
RIDVAN DİLMEN: Mancini'nin de favorisi Fenerbahçe'ymiş! G.Saray'ın hocası Roberto Mancini, Kadıköy'e 1 puana gelmiş, çok net. Zaten oyunun sonlarına doğru Ceyhun'u çıkarıp Engin'i oyuna alması, Semih'i çıkarıp Aydın'ı sokması maç öncesi düşüncesini ortaya çıkarıyor. Sarı-lacivertli takım, bu sezon iyi gidiyor, iyi de maçlar oynadı. Dün iyi oynamadı ama çok mücadele etti.
Serhat Ulueren 6-0 yenilirken bile daha iyiydiler Şimdi birileri kalkıp da “Kadıköy’de büyü var, bu stat okunmuş” ya da “G.Saray çok şanssız, F.Bahçe çok ballı” gibilerinden laflar etmeye kalkmasın. G.Saray kötü oynuyor hem de çok kötü. Golü düşünmeyen ve yeter ki fark yemeyelim düşüncesindeki bir takım değil 14 yıl, 114 yıl geçse yine kazanamaz. İddia ediyorum bu iki takım Kadıköy’de arka arkaya 100 maç yapsın, 90’ını F.Bahçe kazanır 10 maç da ite kaka berabere biter.
Sinan Engin - İki stent iki gol Bir G.Saray takımını bu korkak, bu kadar savunma ağırlıklı şekilde oynatması hataydı. Burak’ı sol tarafa alarak Drogba’ya yardım etsin, ileride takım çoğalsın diye düşündü. Başarılı oldu ama defanslar iyi oynadığı için istediklerini yapamadı.
Uğur Meleke: Geçtiğimiz günlerde bir okur dostumuzdan aldığım esprili bir e-postada şöyle yazıyordu: “Burak’ı boş bir futbol sahasına, yapayalnız bırakın. Taç çizgisi üstünde bir kaleden diğer kaleye dümdüz topu sürmesini isteyin. Başarılı olacağına dair şüphelerim var” Doğrusu bu şüpheleri ben de taşıyorum artık... Üstelik top sürme konusunda bu denli sorun yaşayan bir oyuncunun çizgide oynuyor olması da büyük bir ironi!
Kadir Çetinçalı: Koca 90 dakikada G.Saraylı yüreklerin ‘ah’ dediği tek pozisyon bile yok. Hakemin yarattığı penaltıyı bile atamayan, tükenmiş adamların çoğunlukta olduğu bir ekip G.Saray. G.Saray 3 Temmuz ve sonrasında F.Bahçe’yi Kadıköy’de üç yıldır yenemediyse, bu gidişle 50 yılda bile yenemez. Tamam Muslera yok ama büyük kaleci gerektiren bir maç değildi. Sneijder derseniz iyi ki yoktu, olsa F.Bahçe daha rahat ve farklı kazanırdı.
Güntekin Onay: Türkiye'nin en kaliteli 2 kadrosu denilen maçta net gol pozisyonu sayısı 2 değil. Oyun yok, bol temaslı mücadele futbolu var... Eh o zaman derbiyi izlemeye ne gerek var? PTT 1. Lig maçları açık kanalda. Oradaki futbolun dün akşamkinden pek de farkı yok açıkçası...
Ersin Düzen: lyon Euro’luk futbolcuların sahada olduğu derbideki gollere ve penaltılara bakıyorsunuz, resmen skandal. F.Bahçe’de başta Emre Belözoğlu olmak üzere Mehmet Topal ve Cristian Baroni, orta sahayı ele geçirdi. Yaptıkları presle G.Saray’da ne orta sahanın beyni Selçuk İnan’a ne de Felipe Melo’ya top oynattılar. Egemen Korkmaz ve Bruno Alves, 90 dakika boyunca tek bir hata dahi yapmadılar.