SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

İlk yarının belli bölümleri hariç, başa baş giden bir maç olmadı. Gençlerbirliği devreye girerken, ilk golünü bulmasaydı, skor böyle olmazdı. Trabzonspor, ilk golünü 30. saniyede bulmasaydı, 3 gollü mağlup olmazdı. Öne geçtikten sonra, Colman'ın da liderliğiyle oyununu kabul ettirdi. Ama o son dakikadaki Gençler golü, maçın sonucunu yüzde 100 değiştirdi. İkinci devre daha sert bir maç bekliyorduk ama 2 Gençler golü beklemiyorduk. En azından 1 Trabzonspor golü gelir dedik. Malouda, Adrian, Olcan başrollerdeydi. Hiçbir şekilde oyuna girmediler. Akçay'ın takımı öne taşımaktan aciz, takımı eksik oynatan bu oyuncularla maçı tamamlama isteği kabul edilemez. Mustafa Akçay, rotasyonlu kadro sistemiyle takımı bugünlere taşıdı ancak Polonya dönüşü, yorgun kadroyu çok koşan Gençlerbirliği'ne yedirdi. Adrian ile Gosso'yu karşılaştırmayalım bile! Kaleci Zeki, bu kadar kabahatli bir takımın en masumu. Giray ile Aykut'u gördükten sonra Mustafa Yumlu'nun hemen dönmesini beklemekten başka çare yok. Yumlu iki kişilik oynuyormuş da haberimiz yok. Gençler hak etti Galip gelse, kongreden, yönetime pek çok konuyu halledebilecek derecede bir karşılaşmaydı doğrusu. En kötüsü de şu; Avrupa'dan havalı dönüp, ligde hem de 2 fark yaptığı maçtan mağlup ayrılmak… Karizmayı çizdirdi, okyanusu geçti, Ankara çayında boğuldu Trabzonspor… Bir de Bosingwa notum var; büyük oyuncu, büyük golcü, ince ara pasçı anlamına gelmez. Bunlardan daha fazlasıdır. O tekme o kariyere yakışmadı. Gençlerbirliği, başta Gosso olmak üzere, Jimmy Durmaz, Petroviç, Doğa gibi oyuncularının kendilerini aşan oyunuyla hak ederek kazandı.