SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbol basit: 1620!

11 Kasım 2013

YABANCI olmadığımız bir derbi “çılgınlığı” izledik; futbol melekelerinden yoksunmuş gibi oynayan 22 adam, birbirinden hoşlanmayan 2 mahallenin halı saha performansını sergiledi sanki. İki takım tarafından da terkedilmiş bir saha merkezi, sağlıksız derin koşular ve genellikle kısır kalıp rakibe değil kendi takımına zarar veren kanat kullanımları… Tüm bunların karşısında tahterevallinin karşı tarafında duran tek bir unsur kötü derbide denge taşlarını yerinden oynattı; Fenerbahçe'nin tempolu ve doğru presi… Galatasaray göbek üçgeni Ceyhun – Selçuk ve Melo'nun top kullanma ilhamı o kadar düşük seviyedeydi ki, takım adına bütün sorumluluk Drogba'dan beklendi. Orada da devreye Egemen-Alves ikilisi girdi. Galatasaray'da oynadığınızı düşünün, hangi takım arkadaşınızdan “lütuf” beklersiniz? Ama bunu 10 adam aynı anda yapıp sahaya karakter koyamaz ve bir de Chedjou, U15'teki kardeşlerimizin bile yapmayacağı telaş dolu bir saçmalığa imza atarsa kaybedersiniz. Futbol basit. “Acaba?” diyen her zaman kaybeder. Burak'ın Mancini tarafından git gide kanat forvette harcanması da cabası. Fotoğraf: Penaltı Fenerbahçe ise üretkenlik girişimi adına sezonun en düşük oyunlarından birini sergiledi, Cristian'ın yerlerde sürünmesi, özellikle ilk yarı herkesin sürekli sağlıksız ters top telaşı ve ritmik pas eksikliği hayli sırıttı. Hal böyle olunca 2-0'a kadar Sow iyice çizgiye, Webo kalabalık savunmaya hapsoldu. Ama bunların ötesinde bir şey 90 dakika boyunca çok iyi başarıldı; mental çevikliği düşük olan rakibe düşünme süresi tanımadı. O kadar ki, Drogba'nın 45'ten sonra zihinsel olarak ne kadar dağıldığını hatırlayın. Didier, Galatasaray'a geldiği günden beri sanırım ilk kez bu kadar koptu bir maçtan. Tam 18 maç, 1620 dakika geçti, sonuç değişmedi. Neden mi? 90. dakikada Melo'nun penaltıyı nasıl kullanamadığını (!) ve Volkan'ın kurtarıştan sonra bütün takımla yaşadığı o hırs görüntülerini hatırlayın. Futbolun basitliğini anlayacaksınız…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek