SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Mehmetçik Basri

6 Kasım 2013

“Coşkulu bir destandı! Yürekliliğin, çılgınlığın ve fiyakanın simgesiydi” diyor şair Ülkü Tamer o efsaneyi anlatırken…

Yüzü kanlı, başı sargılı ve gözlerinde parlayan inanç içimi titretiyor kapaktaki meşhur fotoğrafta. Uzun süre bakıyorum. Bir kitap kapağına ne çok şey sığdırılabilir?

Sanırım en fazla bu kadar…

“YALNIZ BIRAKMAM”

Tribünlerde bayrak olmuş o fotoğrafta gözlerimin içine bakan Mehmetçik, 15.05.1955 yılında 3-2 kaybedilen bir Galatasaray maçında bir ara kafasına sert bir darbe alır. Kaşından akan oluk oluk kanı bastırmak için kenarda yapılan pansumana rağmen oynamaması gerekir, durumu iç açıcı değildir. Ama dinlemez kimseyi, “arkadaşlarımı yalnız bırakamam” deyip tekrar sahaya dalar. Yara hızla açılır ve takımda kimse Mehmetçik'e pas vermez. Daha da hırslandırır bu durum onu; kazanılan bir korner Nedim Günar tarafından kullanılırken ceza sahasına inen topla Mehmetçik'in kanlar içindeki kafası buluşur. Top ağlarda, Mehmetçik yerde baygın… Bu golle hem mağlup olunan Galatasaray maçının hem de futbol tarihinin önüne geçen Mehmetçik'in çok kez kafası yarıldı, çenesi kırıldı, kaburgaları ve ayağından yaralandı ama F.Bahçe formasını bir kez olsun yalnız bırakmadı.

METİN OKTAY’IN 11’İ

Metin Oktay'ın “keşke aynı 11'de oynuyor olsaydık” dediği, Lefter'in kendi 11'ini kurduğunda ilk yazdığı isimlerden biri olan Mehmetçik için en doğru tanımlardan birini de Yaşar Kemal yapmıştı. İnce Memed'in 6. basımından sonra kitabını Basri Dirimlili'ye hediye eden Yaşar Kemal, şu cümleyle imzalıyordu ilk sayfayı; “Dağların İnce Memed'inden, Sahaların İnce Memed'ine…” Bir an durursak; ben neden bir seçim sonrası Mehmetçik Basri'den bahsediyorum? Açıklamak lüzumsuz, nedeni gayet anlaşılır. İlk bakışta anlaşılmasa bile sebebi, mutlak hissedeceksiniz. Sahada ve idareci odalarında Mehmetçik Basri olmalıydı diyorum bugünlerde…

ZAMANIN AYNASI!

Eğer bugünümüzü, Aziz Yıldırım'ın seçimi kazanmasını ve hatta Ersun Yanal'ın F.Bahçe'deki oyunculardan beklediği “total futbolcu” özelliklerini anlamak istiyorsak yeğeni Serhat Kaner'in yazdığı “Fenerbahçeli Mehmetçik Basri” kitabını okumalıyız. Bir futbolcuyu anlatmıyor bu kitap çünkü; çubukluyu dik tutan bir sevgi ve inancı döküyor önümüze. Kırgınlıkları, zaferleri, birçok yazar, futbolcu ve idarecinin anlatımıyla Mehmetçik Basri, bu kitapta ayna tutuyor yüzümüze. Düne, bugüne ve yarına dair son söz de Mehmetçik Basri'nin yeğeni Serhat Kaner'e söylediği cümle olsun; “Bizim zamanımızda ve önceki zamanlarda Fenerbahçelilik onur demekti. İşte sana en güzel miras, bunu her zaman hatırla ve hatırlat…”

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek