SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

 

Fenerbahçe tarihinin en yüksek katılımlı kongresinde rekor oy alarak 11. kez koltuğa oturan Aziz Yıldırım, ilk röportajını AMK’ya verdi. Editör arkadaşımız Mustafa Kanarya ve muhabirimiz İrfan Yirmibeş’le birlikte Aziz Başkan’ı ziyaret ettik. Başkan hiç pazarlık yapmadı. “Ne istiyorsanız sorun” diye başladı söze… Biz sorduk, o yanıtladı…

3 Temmuz sürecinin ilk gününden beri duruşunu değiştirmeyen bir Aziz Yıldırım izledik. Mücadelenizle, söylediklerinizle Türkiye’deki insanın sempatisini kazandınız…

Biz haklı olduğumuz bir şeyde haklılığımızı haykırdık. Söylemlerimiz, tarzımız, hareketimiz haklılığımızı haykırmak içindi. Haklı olduğumuz için olayların gelişimini kamuoyuna açıkladık. Kamuoyu da sempatiyle baktı, ‘Bu adam çekinmiyor, hiçbir şeyden korkmadan kendi doğrularını söylüyor’ dedi. Benim doğrularım kimine göre yanlış olabilir. Beşiktaş ve Galatasaraylı belli kesim taraftar da, Türkiye'deki belli bölgedeki insanlar bu duruşumuzdan dolayı, doğruları söylediğimiz için, bize karşı sempatiyle yaklaştılar.

Bu kongre hesapta yoktu aslında. Ancak daha da güçlenerek çıktığınız görülüyor…

Bu dönem sıkıntılı dönem. Mahkemede hiç olmadık bir karar çıkarttılar. Kötü şöhret. Biz bunun üzerine kongre kararı aldık. Bizi 3 sene seçmişti kongre. Yine olağanüstü kongreye gittik. Burada bir seçim kongresi yapmadık. Burada amaç 3 Temmuz’un hesaplaşmasıydı. Kulüp içinde günlük yaşayanlar ile gerçek Fenerbahçeliler’in mücadelesi, Fenerbahçe’ye ihanet edenlerle, gerektiğinde hapise girenlerin mücadelesiydi. Dar ağacında olsam bile son sözüm Fenerbahçe diyenlerin mücadelesiydi. Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu sene Trabzonspor’a çalışanlarla mücadeleydi. Onlar utanmadan buralara geldi. Biz hepimiz Fenerbahçe’nin neferleriyiz. Biz çocuklarımıza Fenerbahçe’yi Cumhuriyet ilkeleriyle teslim edeceğiz. Sportif anlamda her branşta şampiyon olacağız. Yarın demesinler ‘Bunlar şike yapacaklar’ diye. Biz bu sene tarih yazacağız. Üyelerimiz tarihi yeniden yazdı…

İlhan Ekşioğlu gözaltına alındığında yerin 4 kat altında bir hücreye konduğunu, yan hücrede sizin olduğunuzu söylemişti. O an ne hissediyordunuz?

Biz gözaltında olduğumuz ve tutukluğumuzda dahi haklılığımızı düşündük. ”Korktu, çekindi” diye duydunuz mu hiç…

Başkan, şimdi Yargıtay kararı konuşulmaya başlandı. Yargıtay’ın cezanızı onaması durumunda başkanlığınız düşecek. Siz bu süreçle ilgili birçok gelişmeyle ilgili “tesadüf” demiştiniz. Yargıtay kararı bu dönemde açıklanırsa ne olur?

Ne olacak? Yine tesadüf diyeceğiz.

Peki bu yaşananları hak etmek için ne yaptınız?

Bana yaşatılanları hak edecek ne yaptım diye bana sormayacaksınız, onu bana yaşatanlara soracaksınız. Tekrar ediyorum. Ben hep aynı şeyleri söyledim. Biz şike yapmadık. Tüm maçlarımızı hak ederek kazandık. Bu bir şike davası değildir. Her şeyi Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’ın üstüne atmaya çalışıyorlar. Madem biz şike yaptık, kiminle yaptık bunu? Nerede bir görüntü? Sivasspor kalecisi Korcan’ın yediği golleri konuşuyorlar. Stoch’un yüzde yüzlük golünü kurtardı. Şike yapacak olsa, onu yerdi. Yahu o maçta bizim kalecinin yediklerini görmüyor musunuz? Ayağının altından top kaçırdı. O Sivas maçı 10 dakika daha sürse yenilebilirdik bile…

Ahmet Çakar çıkıyor, ‘Şu Avrupa maçında şaibe var’ diyor. Hangi bir savcı kendisini çağırıp bir soru sordu. Ben geçmişte şaibeli dönemler olduğunu söylüyorum. Bir savcı çağırıp da, ‘Başkan anlat bildiklerini de gerekeni yapalım’ demedi.

‘HER TARAF SARSILDI ÖNÜMÜZÜ KESTİLER’

Görev sürenizde çok çalkantılar da oldu. Son hafta kaybedilen şampiyonluklar, 3 Temmuz süreci gibi. Bunlar yaşanmasa ne olurdu?

Darbeyi yediğimiz zaman sadece futbol değil her taraf sarsılıyor. Bir yönetimi var, yönetimi çekimser kalıyor. Yarın ne olacağını bilmediği için yatırım yapamıyorsun. Yatırım yaparsan tersi olursa ne yapacağını biliyorsun.

Bizim önümüzü kesmeselerdi daha kuvvetli güçlenecektik. Biz o gücü kaybettik, hep yeniden güçlenmeye başladık. 2006'da biz şampiyon olsaydık, ondan sonra 2008'de, 2009'da da olurduk. 2007’de zaten olduk. Kadro güçlenirdi, arkadan bir Trabzon maçı geldi, döndük geriye. 2011'de şampiyon olduk, 1 sene olamadık, ertesi yıl yine şampiyon olduk. Kuvvetlendik, Emenike'yi aldık, takımı güçlendirdik, yine darbeyi yedik. Ben içerideyken bir yere geldik, ben çıktım yeniden düzenleme yapmaya başladık, bu sene de onun meyvelerini alıyoruz, inşallah başımıza bir iş gelmez. Zaten 2000'den beri ya 1.'yiz ya 2.'yiz. Bir kez 4., bir kez de 6. olduk…

‘BU KULÜBE DAMGAMIZI VURDUK’

Çok şey yaşadınız,  pişman mısınız?

Art niyetli değiliz. F.Bahçe Başkanı olarak yaşadıklarımdan hiç pişman değilim. Ben çocuklarıma da aileme de söyledim. Ben öyle bir görev yaptım ki, öldükten sonra bu yaptıklarım hep hatırlanacak. Şu anda 15 seneyi doldurdum. Rahmetli Şükrü Saracoğlu, ben ve Faruk abi (Ilgaz), biz üçümüz bu kulüpte damga vuran isimleriz yaptıklarımızla… Fenerbahçe'ye bu kadar süre başkanlık yapmak kolay iş değil. Fenerbahçe Türkiye'nin bir aynasıdır, yüzüdür. Herkesin fikri ayrı olabilir, ama bizim üst kimliğimiz Fenerbahçe'dir. Burayı da yönetmek öyle kolay değildir, Türkiye gibidir. Biz kulübü 15.5 sene idare edebiliyorsam bu benim için bir başarıdır. Öldükten sonra da benim aileme bıraktığım en büyük onur, ismim Aziz Yıldırım'dır. 15 yıl kulübe hizmet etmiştir Aziz Yıldırım, ama kötü mü iyi mi etti bunun kararını Fenerbahçeliler ve Türk spor kamuoyu verecektir.

HER ŞEYİMİ SATAR FARKI ÖDERİM

Fenerbahçe'nin borcu çok konuşuluyor. Ne kadar borç var?

Fenerbahçe’nin 1 milyar borcu var diyorlar, Barcelona ve diğer kulüplerin 1 milyar dolar borçları var. Onların da bizim gibi borçları çok, gelirleri de bizim gibi. Biz onların küçük modelleriyiz. Para çok, borç yok… Böyle bir sistem yok. Fenerbahçe’nin 463 milyon borcu var. 500’den yukarı ne çıkarsa ben ödeyeceğim. 700-800 ne çıkarsa ben taahhüt edeceğim. Her şeyimi satacağım, ben o parayı ödeyeceğim. Ama çıkmazsa bunu iddia edenler o parayı Fenerbahçe’ye versin.

Eskiden rakı kokularının içinde kongre olurdu. Faruk Ilgaz’ı düzelttik. Oradan buraya geldik. Ben betondan anlıyorum, bunu yaptım. Siz de anlayın, siz de yapın. Türkiye’de kaç kulübün böyle salonu var? Bir gün gelirsiniz, yaparsınız, ama karalamayın. Fenerbahçe benimle birlikte varlık sahibi olmuştur. Kulüp denetleniyor. Borsada işlem görüyor. Borcu nasıl saklarsınız? Biz hep şeffaf olduk.

Bir de şu ev meselesi var…

Evleri geri alacağız. Biz Kurtköy’de evler yaptık. Bunları isteyen futbolcularımıza oturmaları için, tahsis etmek amacıyla kulübe aldık. Gelen futbolcuya, ‘Ya burada oturun ya da kendi evinizin ücretini siz verin’ diyoruz. Bu konu çok büyütüldü. Durumu 2015 kongresine getireceğiz. ‘Satalım mı, alalım mı?’ diye soracağız. Kalsın derlerse kalır, kalmasın derlerse ‘Paranı al, evleri de ver’ deriz. Kulüp bundan zararlı mı, kârlı mı ona bakacaksın. Birkaç gün önce 850 bin dolara evi sattılar aynı yerde. Biz neye vermişiz, 550 bin dolara…

 

 

 

Yayınlanma Tarihi:07:50,