SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Aslolan Galatasaray

Her maçın ayrı bir öyküsü var… Hele böylesine sıkıntılı dönemlerin ardından gelenlerin bambaşka bir hikayesi var.

Nasıl mı?

Gelin anlatayım:

Maç öncesi Levent civarındayım… Ortalık sarı kırmızı renklerle bezeli her zamanki gibi… Ama her zamankinden farklı bir durum da var ortada. Çünkü maça kalan dakikalar azalmasına rağmen sarı kırmızılı kalabalık azalmıyor civarda. Sanki biri çıkıp “Ya bırak maça gitmeyi şurada iki tek içip öyle seyredelim” dese kimse gitmeyecek stada.

Bir efkar, bir gazı alınmışlık, bir tadı kaçmışlık söz konusu… Tüm bunlara rağmen sevda ağır basıyor. Ali Sami Yen Arena, maç başladıktan sonra da olsa yükünü alıyor.

Maç öncesinde tribünlere vefa ve “İmparator Fatih Terim” tezahüratları hakim.

Maç başladıktan sonra ise ‘Aslolan Galatasaray' inancı ve renk aşkı sahne alıyor.

Galatasaray taraftarı, adeta ders veriyor cümle aleme… Kulübün geçmişinde çok da görülmemiş çalkantılı günlerin ardından hem değerlerine hem kulübüne sahip çıkıyor. Hatta daha da fazlasını yapıp geçen sezondan bu yana süren “Frikikleri kim atmalı” sorusuna bile cevap buluyor…

İlk yarı itibariyle koşan, basan, ısıran bir Galatasaray var sahada. Sezon başından beri ağır oynayan, yaş ortalamasının yüksekliğinden olsa gerek hızı pek sevmeyen takım gitmiş, Beşiktaş maçının ikinci yarısıyla birlikte sisteme dahil olan Bruma'nın desteğiyle adeta vites büyütülmüş.

Bunun sonucu olarak Engin'in muhteşem golü, Burak'ın iki, Bruma'nın üç yüzde 100'lük pozisyonu sığdı ilk 45 dakikaya. 6-0 bitmesi gereken ilk yarı 1-0'la sonuçlandı.

İkinci yarı Rıza Hoca'nın oyuna müdahalesi ile Rize skoru eşitlediyse de oyunun hakimi Galatasaray'dı… Yine Bruma oynadı, yine Burak pozisyon buldu, bir top çizgiden çıktı, bir top altı pastan auta gitti ama bir türlü beklenen, arzulanan, hak edilen gol gelmedi.

Üstüne üstlük Selçuk'a kırmızı kart geldi.

Uzatmalar dahil yaklaşık son 20 dakikayı oynayan Galatasaray takımının da; bir galibiyetle bu kritik dönemi en az zararla atlatmak isteyen yönetimin de şansa ihtiyacı vardı.

O şansı yaratmak adına her şeylerini ortaya koydu Galatasaraylı futbolcular… Bir eksikle oynamalarına rağmen rakibi adeta sahasına hapsettiler.

Sağdan denediler, soldan denediler, cepheden denediler ama olmadı. Olmamasında maçın hakeminin de payı vardı.

Her şeye rağmen hem Galatasaray taraftarı hem Galatasaraylı oyuncular, zor bir sınavdan alınlarının akıyla çıktı.

Taraftar; beklendiği, daha doğrusu bekletildiği gibi stadı yangın yerine çevirmedi, sahaya falan da girmedi.

Futbolcular, onur, emek ve asaletin 3 puandan daha önemli olduğunu herkese gösterdi…

Bir camia hep bir ağızdan “Aslolan Galatasaray” dedi.

Yazarın Diğer Yazıları