SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Denk kuvvetlerin mücadelesi dedikleri bu olsa gerek. Sahada tüketilen güç bu kadar birbirine yakın olsa da Trabzonspor yine ilk yarının mutlak mahkumuydu diyebiliriz. Bu yarının sonunda ev sahibi daha çok topu sevdi, dolaştırdı, pozisyona girdi. Kayserispor net diyebileceğimiz 2 pozisyon buldu ki, Onur geçen sezonları hatırlattı. Tolga gittikten sonra diyorlar da buna katılmıyoruz. Onur sezonu henüz açmadı diyebilirsiniz. Psikolojik değil, defansla, takım savunmasıyla, tüm ekiple ilgili şeyler. İlk yarım saatte Kayserispor, Trabzonspor 18'ine rahat indi. Orta alandaki güç kaybını neye yormak lazım; kadrolara… Adrian ilk yarının sonunda nasıl 5 bin metre koşmuş televizyondan izlerken inanamadık doğrusu! Prosinecki Biseswar, Mouche, Cleyton ile teknik olmayan ama fiziki üçgen oluşturdu.

Bu Eylül sıkıntısı hep böyle mi devam edecek derken, 61'de maçın en tartışılan ikinci adamı Henrique, boş kaleye yuvarladı. Şimdi bu golde gol mü denebilir? 3 metreden boş kaleye yuvarladı denebilir. Doğru. Ama dakikaya baktınız mı? 61'de en son goller Hüseyin Tok atardı. Sever 61'i Trabzonlular! Henrique'yi çok sevmeseler de. Gol gelir gelmez bir adam kendini dışarı bulursa o kulüp Trabzonspor'dur. Belli ki hoca kararını vermiş ama o anda Brezilyalı için ‘devam' kararı verebilirdi. Malouda yürürken, Adrian öylesine takılırken, santrfor santrfordur deyip çıkan olmamalıydı. Trabzonspor'un önde olduğu her dakika mahkum olduğu her dakika! Hele son on dakikada top Trabzonspor orta alanından karşı tarafa geçmedi mesela! Trabzonspor'un belalısı Nobre, bir kez daha atar mı diye kendi aramızda konuşmadık değil! Sekiz yıldır Kayseri'de kazanamayan ve bu sezon henüz bir deplasman galibiyeti olmayan bir takım için 3 puan, büyük başarı! Küçümseyebilirler ama Apollon maçından daha önemliydi.