SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

FENERBAHÇE Başkanı Aziz Yıldırım'ın kongrede aday olması ve genel kurul üyelerinin  büyük çoğunluğunun oyunu alması her ne kadar dile getirilmese de kesin diyebilirim. Peki; camiası tarafından bu kadar sevilen bir başkan 3 Temmuz sürecinde neden başta medya  yorumcuları olmak üzere medyanın büyük bölümü tarafından infaz edildi ve neden diğer  kulüplere gönül verenler tarafından sevilmiyor?

Aziz Yıldırım basının hemen hiçbir kurumu ile iyi geçinebilen bir başkan değildi. Hatta maç  çıkışlarında mikrofon bile uzatmaya çekineceğiniz bir başkan profilindeydi Yıldırım. Ve bir  hatta daha; televizyonda kendisini eleştirenler için ‘Bu cesareti nereden buluyor?' yorumu  bile yapılırdı kimi zaman.

Gücünü kaybedince

Türk futbolunun en güçlü figürlerinden biri olan Yıldırım ve tüm bu tavırları, belki onu daha  yukarı taşıdı ama sevgisizlik her geçen gün arttı. Kısacası Aziz Yıldırım konuşmazdı ama  konuştuğunda da muhakkak manşet olurdu. Aziz Yıldırım 3 Temmuz günü bu gücü  kaybettiğinde, işte bu tavır karşısında ezilenler (haklı veya haksız) sazı eline alan taraf oldu. Haksızlığa uğradığını düşünenler, ‘Güç bizde' dedi. Hakkında olumsuz yazılar yazıldı,  yorumlarda yerden yere vuruldu ve suçlamaların hep merkezi oldu. ‘Aziz Yıldırım da insan  kardeşim neden bu kadar üstüne gidiyorlar?' denilen noktada belki de sizinle aynı duygular içinde değildi eleştirenler yaşanmışlılar yüzünden. ‘Fenerbahçe Cumhuriyeti', ‘Bir gün  herkes Fenerbahçeli olacak' gibi mottolar Anadolu kulübü taraftarlarını Fenerbahçe'ye karşı cephe almaya itti. Sadece Fenerbahçe'yi değil; yayın gelirleri gibi birçok konuyu farklı  noktaya taşıyan Yıldırım; maalesef sinirli kimliğiyle kendi reklamını yapmayı başaramadı.

Avrupalı olmalı

Avrupalı başkan olmalı. Yani tüm tesisleşme, kurumsallaşma hamleleriyle aynı zamanda  tüm camialar tarafından sevilen, gittiği deplasmanda çiçeklerle karşılanan bir başkan  olabilseydi belki bugün federasyon başkanı bile olabilirdi. Şimdi camiası yaşanan bunca  olayın karşısında ‘dik duran' başkanının bir kez daha o koltuğa oturmasına izin verecek gibi  gözüküyor ama bazı gerçekler unutturulmamalı. O da sportif anlamda yaşanan başarısızlık!

Maç öncesi ya da sonrası futbolcularla iletişim kuran, motivasyon konuşması yapan,  zaman zaman futbol nedeniyle oyuncularını fırçalayan bir başkan profilini bir kenara bırakabilir. Tıpkı kulübü gibi başkanlık makamını da Avrupa standartlarına taşımalıdır…