SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Bazen 90 dakikada, bazen sezon ortasında… Kırılma anları takımların kaderini belirler. Türkiye'de kırılma anları denildiğinde de akla Galatasaray gelir. Mesela; Almanya 1984 Avrupa Şampiyonası'nda İspanya'ya elenmese Derwall kovulmayacak; Galatasaray'a gelmeyecek ve tarih belki hiç yazılmayacak. Ya da aynı şampiyonada Simoviç Fransa'dan 4 gol yemese Türkiye yerine söz kestiği Everton'ın kalecisi olacaktı.

KUPALARIN HABERCİSİ…

Edirne’nin ötesinde isminden söz ettirmeye 1980'li yılların ortasında başlamıştı Galatasaray. Craiova'ya, Uerdingen'e, PSV'ye kaybederek kazanmayı öğrendi; Avrupa'daki farklı yenilgilerden sonra toparlanmayı ve hatalardan ders çıkarmayı bildi. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Yıl 1996… Galatasaray Kupa Galipleri Kupası'nda Constuctorul'u eledikten sonra PSG ile eşleşmiş ve İstanbul'da 4-2 kazanmıştı. Ancak sarı-kırmızılılar Fransa'da 4 gol yedi ve çeyrek finale yükselen taraf PSG oldu. Aslan hezimete aldırmadı, sezon sonunda arka arkaya alınacak şampiyonluklardan ilkini havaya kaldırdı.

UEFA DA BÖYLE GELDİ

Sarı-kırmızılılar 1999-00 sezonunda Hertha Berlin, Milan ve Chelsea ile Şampiyonlar Ligi'nde gruplarda eşleşmiş; Chelsea İstanbul'da Galatasaray'ı 5-0 yenerek fişi çekmişti. Galatasaray aldığı dersle Hertha ve Milan'ı yenerek yoluna UEFA Kupası'nda devam etti. Ve hiç maç kaybetmeden UEFA Kupası'nın sahibi oldu.

LEVERKUSEN’İ UNUTMA!

2007-08 sezonu. Galatasaray taraftarının hatırlamak istemediği tarihlerden biri 21 Şubat 2008. UEFA Kupası 3. tur rövanşında Alman ekibi Leverkusen'e 5-1 mağlup olan Aslan, Avrupa'daki en ağır üçüncü yenilgisini almıştı. O takımın hocası Feldkamp sezon sonunu göremedi, göreve Cevat Güler getirildi. Sarı-kırmızılılar Fenerbahçe ve Sivas galibiyetleriyle şampiyonluk ipini göğüsledi.

Sözün özü Real Madrid hezimeti dünyanın sonu değil. Belki de yeni kupaların ve şampiyonlukların habercisi.

Coşkun ÇELİK/AMK