SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Birlikte üzülüp birlikte sevinmek

REAL Madrid maçının ardından yaşanan hayal kırıklığı bu kadar büyükken ne yazmalı bilemiyorum… Sahadaki ruhsuzluktan mı, sorumsuzluktan mı bahsedeyim herkesin gözleriyle gördüğü… Tribündeki saygısızlıktan mı, tahammülsüzlükten mi söz edeyim, kimsenin üstüne alınmadığı… 17 Eylül 2013 akşamı, her yönüyle Galatasaray tarihine kara bir sayfa olarak yazıldı. Böyle bir günde en iyisi laf kalabalığını bırakıp yeni nesillere Gündüz Kılıç'ı anlatmak sanırım… İşte tarih sayfalarında yer alan ve okumayı pek sevmediğimiz için atladığımız birkaç anekdot: Bir his takımıdır… Gündüz Kılıç, Galatasaray kulübünün kalıcı başarılara ulaşması, fark yaratması için amatör ruhla profesyonelliğin birleşmesi gerektiğini, bu birlikteliğin de kalıcı olması gerektiğini inanmaktadır. Bu anlayış iyice benimsensin ki kendilerinden sonra gelecek nesillere de aktarılabilsin diye düşünür. 1962-1963 sezonu başında futbolcularını toplayarak şu konuşmayı yapar: “Bilirsiniz ki her insanın ayrı bir huyu, ayrı bir karakteri olduğu gibi, her futbol takımının da kendine has bir karakteri vardır. Biz sizlere burada Galatasarayımız'ın huyunu suyunu açıkça ve iyice anlatabilirsek, onu adamakıllı tanıyıp, inşallah senelerce dost geçinirsiniz. Galatasaray bir his takımıdır. Feragat ve fedakarlıklarla çalışacak futbolcuların takımıdır. Galatasaray şımarıkları, kendini beğenmişleri, yalnız kendini düşünenleri sevmez. Kısacası Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır…” Galatasaray o sene şampiyonluğu kimseye kaptırmaz. Ve o sene ilk kez bir Türk takımı Şampiyon Kulüpler Kupası'nda çeyrek final oynar. Gündüz Kılıç'tan devam edelim: Tarih 18 Aralık 1960, Türkiye Birinci Ligi maçı… Galatasaray'ın rakibi Fenerbahçe… Maçın başlarında Ergun oyundan atılınca, Galatasaray sahada 10 kişi kalır. Bu arada kafaya çıktığı bir ikili mücadelede Mustafa'nın kaşı gözü yarılır, saha kenarında yere yığılır. Baba Gündüz yanına gelip sorar: “Nasılsın evladım?” Mustafa: “Galiba oynayamayacağım, bitkinim, çok kan kaybettim” karşılığını verir. Gündüz Kılıç, “Vücudunda biraz daha kan var mı?” diye sorar. Mustafa, “Evet” deyince; efsane hoca, “Öyleyse çık sahaya, onu da akıt öyle gel” der. Mustafa bu sözle sahaya döner ve o gün hayatının oyununu oynar! Mustafa ve diğerleri 10 kişilik Galatasaray, o gün Fenerbahçe'yi 5-0 yener. Sakat sakat oynayan tek isim ‘Böbrek Mustafa' olarak tarihe geçen futbolcu değildir o maçta… Bir diğer oyuncu, Baba Gündüz'ün motivasyonuyla sakat sakat sahaya çıkan ve o gün 4 gol atan Metin Oktay'dır… 11'i saymak gerekirse, kadro şu şekilde yer alır 18 Aralık 1960 günü sahada: Turgay Şeren, Candemir Berkman, Ahmet Karlıklı, Suat Mamat, Ergun Ercins, Mustafa, Samim Uygun, Mete Basmacı, Bahri Altıntabak, Metin Oktay, Niyazi Tamakan… Gelelim yazının finaline… Tarihini anlamayanlar, anlatamayanlar, ders almayanlar ve alamayanlar için son sözü Mehmet Akif Ersoy'a bırakalım: “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar… Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi…”

Yazarın Diğer Yazıları