SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

ŞAMPİYONANIN 2. gününde bizim maçtan önce oynanan D Grubu maçında gördük ki bizden kötü bir İsveç takımı var, en azından grubu sonuncu tamamlamayacağız, herhalde onlara da yenilmeyiz ama belli de olmaz. Fakat kötü dediğimiz İsveç takımının bile en azından bizde olmayan bir sistemi var.

Dün akşam takımımız turnuvayı maç maç oynamanın bilincinde, bir önceki günün hezimetini unutmuş olarak maça iyi başladı. Erken atış kullanmadan içeriden ve dışarıdan etkili hücum ve daha da önemlisi sert savunma yaptık, bu da gösterdi ki bizim yıllardır maç seçme ve takımları kategorize etme huyumuzu hala terk edememişiz. KENARDA daha da kötü bir görüntü hakim, abimiz canımız ciğerimiz Tanjeviç hayretler içerisinde ellerini sürekli havaya kaldırıyor. Emir, Semih ve Hidayet dışında adamın derdini net anlayan yok milli takımda. Yugoslavca, İngilizce karışımı bir şey konuşuluyor, her molaya “Hajmo” diyerek başlıyoruz ama olmuyor. Bu sırada kenarda oturanların suratından düşen bin parça korku filmi seyreder gibiler…

MOLADAN dönüşte fark eden bir şey olmuyor ve İtalyan oyuncular 3-6-9 diye yollarına devam ediyorlar ve fark giderek açılıyor. 20'li yaşlardaki 2. Jenerasyon Gentile koskoca Hidayet'li, Ersan'lı Türk Milli Takımı'nı ipe diziyorsa federasyonun da kulüplerin de yabancı oyuncu konusunda ne yazık ki hala İtalya'dan öğreneceği çok şey var demektir. Bundan sonra saçma bir galibiyet almasak da canıyla dişiyle kısıtlı kapasitesiyle iyi şeyler yapan Fin takımını saf dışı bırakmasak.

NOT: Bir şey itiraf etmeden geçemeyeceğim yazımın büyük çoğunluğunu maç başlamadan yazmıştım.

Son güncelleme: 09:59 06.09.2013