SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Barbarların oyunu: Futbol

6 Eylül 2013

NELSON Rodrigues, 1956 yılında şu satırları yazıyordu; “Taraftarlar, basın ve radyo en cüzi ve gereksiz kazalara bile müthiş önem yüklüyor: “Örneğin en ufak bir kas çekilmesi bile manşetlere taşınıyor. Oysa futbolcuları taç kullanmaktan bile aciz bırakan yürek burkulmalarına hiçbir gazetede veya radyoda asla değinilmiyor.”

ARADAN geçen 57 yıl hiçbir şeyi iyileştirmedi. Aksine futbolun ekonomik hacmi katlanarak büyüdü ve oyuncular gözümüzde birer Barbie bebek haline geldi. Barbar zihinlerimiz “O parayı alıyorsa koşacak, vuracak, atacak!” diyor. Barbar zihinlerimiz, haklılık noktası için “Ben onlardan çok çalışıyorum ama ne o kadar zenginim ne de öyle ünlü” argümanına sarılıp çağın vebasını büyütüyor; empati yoksunluğu. Kronik sakatlık

VOLKAN Şen örneği henüz sıcak ve neredeyse tüm cümleler sarf edildi o konuda. Yetmedi, bir de kameraların önüne çıkartılıp özür diletildi. Amenna, peki. Başka bir örnek; Selçuk'un Eskişehir maçından sonra “Bugün taraftarlar beni alkışladı, 10-11 yıl sonra biraz geç oldu ama” cümlesiyle belirttiği o çocuksu sitem mesela. 10 yıl kendi taraftarı tarafından kabul görülmemek bir insanın kasları ne denli iyi çalışabilir? Kronik bir sakatlık değil midir bu? Çoğu oyuncunun futbol hayatı bu illet yüzünden bitmiyor mu? Peki UEFA Kupası ve Dünya 3.'lüğü alan oyuncuların birer birer düşüşe geçip ivmeyi sürdüremeyişi nedendi?

YA da yüksek bonservis bedelleriyle büyük takımlara transfer olup yıllar boyu her maç, o takımdaki ilk maçıymışcasına kendini ispatlama telaşına girip pervane gibi tutuşan oyuncular? Veyahut tam tersi; “büyük takımda” parlama yapıp tutunamayan ve Anadolu'ya giden genç adamlar? Biri başarı mı dedi?..

Örnek: Sergen

FUTBOLCU noktasında en bariz örnek Sergen Yalçın'dır bize. Boşveren ve baskı boyunduruğunda ezilmeyen Sergen, dünya yıldızı olmak gibi bir hedef de koymadı kendine. Ve bu kas rahatlığıyla tarihimizin “yeteneğini en iyi kullanan” oyuncularından biri oldu. Çünkü Sergen'in kafası rahattı. İnsanların onu “Kafası çok rahat” diyerek suçlayacakları kadar hem de!

HEPİMİZİN bildiği bir gerçek var ki futbolcular fazla kitap okumaz, kültürel açıdan kendilerini geliştirmez ve birçoğu zaten “okul mu futbol mu” ayrılığında okulu erken yaşta bırakan insanlar. Zihinsel temeli bu denli zayıf bırakılmış insanlara, bu kadar büyük para ve şöhret sunulursa, üzerine bir de işbilmez yönetici ağaların despotizmi çökerse, yetmez gibi sürekli bir teknik direktör sirkülasyonu yaşanırsa…

FUTBOL oynanan bir yeşil saha değil, futbol oynanamayan bir piyes izleyip dururuz. Çözümü çok kolay olan bu sistemi neden hala iyileştirmiyoruz peki? Belki de biz oyunu değil, bu zalimliği seviyoruz.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek