SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

ASLINDA bu köşeyi bembeyaz ve boş bırakmak istiyordum. Yazacak hem çok şey var hem de hiçbir şey yok. İnsanın canı bu kadar rezil olan bir takıma bir şey yazmak istemiyor. Şampiyo-nanın ilk maçları zordur… Her takım yenilebilir. İstatistikler çıkmamıştır. Oyuncuların formu belli değildir. Rakip kötüyse maç ‘kabus' olur. Yine de bu kadar rezil, bu kadar egoistçe oynamaya kimsenin hakkı yoktur.

YOLDAN geçen 5 tane adamı toplasak en az bu kadar basketbol oynayabilir. Ya da 40-50 yaş arası veteran milli basketbolcular toplansak, biz de ancak bu kadar mücadele ederiz. O gün kötüsündür şutun girmez, çember serttir, top yenidir, pota arkasında derinlik fazladır; şut sokamayabilirsin… Ancak Ender Arslan oyuna girene kadar 6 dakika boyunca sayı atamamayı ve ilk yarıdaki düşük faul yüzdesini, 20'de 3 üç sayılık yüzdesini kimse anlatamaz.

DIŞARIDAN bu kadar çok atılan üç sayılık şut, takım oyunu oynayamadığımızın en büyük ispatı. Eğer gününde değilsen topu uzun süre elinde tutup tempoyu ayarlayacaksın.

İKİNCİ periyot sonunda attığımız 20 sayı, milli takım seviyesindeki bir oyuncunun tek başına kaydetmesi gereken sayısıdır. Ender ve ona biraz daha katkı sağlayan Kerem de olmasa halimiz nice olurdu bilemiyorum.

Hisseli harikalar kumpanyası tadında başladığımız turnuvada bu komedi maçtan bir ders aldığımızı umuyor, bundan sonra en az grup ikinciliği için mücadele etmemizi bekliyorum. Yoksa Finlandiya yerine averaj takımı biz oluruz!

Tamer Oyguç