SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Galatasaray’da yeni dönem nasıl geçer? Yönetim kurulu güçlü mü? Terim ile ilişkilerde sıkıntı olur mu? Bu yönetim kurulu G.Saray'ı ileriye taşıyabilir mi? Hepsine cevap da bulunur.. Ama aslolan bu değil ki! Hep eleştirmek veya övmek için yönetimdeki isimlere bakılır seçim zamanı. Kim kimin adamı, kim nasıl girmiş gibi milyon tane de dedikodu üretilir. Bu 10 bin kişilik G.Saray Spor Kulübü üyelerinin vazgeçilmez, 2 ya da 3 yıllık oyunudur. Hepsi bilir ki; iş başkanda biter. İstediğin kadar gelenekçi, kafatasçı, yenilikçi ol; başkan ne derse o olur. Vizyonu da başkan çizer, işleyişi de o kontrol eder. Top çizgiyi geçmedi mi, takım şampiyon olamadı mı başkan sıkıntıya girer, yöneticiler değil.. bunun aksi olsa, yöneticiler G.Saray için “ahlar vahlar” içerisinde çalışsalar, gecelerini gündüzlerine katsalar, birbirlerini zora düşürmek adına ortaya attıkları iddialardan ve anlattıkları yaşanmışlardan kulüplerinin de zarar göreceğini bilirler. Eğer bilmiyorlarsa da hiçbirinin adının, fiziğinin, kimyasının önemi yoktur. Hepsi gelip geçicidir. Aslolan kulüptür, giyotinin altında da başkanın kellesi vardır.

TARAFTAR KUPAYA BAKAR

Taraftar yönetimde kim var kim yok hiç ilgilenmez. Onlar için önemli olan top çizgiyi geçti mi geçmedi mi, takım şampiyon oldu mu olmadı mı, transferde kim geldi kim gittidir. Bunun ilerisiyle ilgilenenin de ruhunda taraftarlık yoktur. O biraz histeri ile sahiplenme duygusuna sahiptir!

Şimdi çizgileri net çizelim… 1. Aysal yönetimi, başkana kulübü tanıtmak için mükemmel isimlerden kuruluydu. Ali Dürüst ve Celal Gürcan başarılı yıllardan, Refik Arkan ve Ali Gürsoy dibin görüldüğü süreçten, Abdurrahim Albayrak tribün kanadından geliyordu. Hepsi elinden geleni yaptı. İki senede büyük yol alındı.

Sorun G.Saray'ın geçen yıl Manchester United ve Real Madrid eşleşmeleriyle ortaya çıktı. Başkan Aysal anlatılanlardan değil, gördüklerinden etkilenen bir insan. Hem Manchester'ı hem Real'i tecrübe etti. Onlarla bu şekilde yarışamayacağını düşündü belki de! Duygusal değil bilgiyle hareket eden profesyonel kadrolar kurmak istedi. Getirdiği profesyonellerle, seçilmiş yöneticileri arısındaki çatışmaya tanık oldu. Tercih hakkını profesyonellerden yana kullandı. Bence olay buydu.

2000’İ HATIRLATIYOR

G.Saray’ın değişime ihtiyacı olduğunu söyleyenler, bugün Ünal Aysal'a ve seçime karşılar. Çünkü değişim baş döndürücü bir hızda ve gelenekçilerin beklemedikleri cesaretle yaşanıyor. Bu bir bakıma UEFA Kupası'nı kazanan kadronun dağıtılma operasyonuna benziyor. “Aman kulüp bizim olsun” zihniyeti…

Fakat unuttukları bir nokta var. G.Saray'ın üye sayısı büyüyor. Kontrol edilemez hal alıyor. Aysal vizyonu çiziyor, profesyoneller yürüyor. Yönetim kurulu ise artık bir kontrol mekanizması.. Geçmişte de böyleydi ama kimse kalkıp bunu söyleyemiyordu. Aysal'ın farkı ise o söylüyor. 2 senede “Kral çıplak” dedi.. Belki önümüzdeki 3 yılda “Kral”ı giydirir.. Ne dersiniz?