SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Kamera arkası: Süper Lig

19 Mayıs 2013

Özellikle basketbolda geçerli olan prensip, Karabük'ün bu sezonki romanında ilk cümle oldu; hücum maç kazandırır, savunma şampiyon yapar. Karabükspor'un derdi elbet şampiyonluk değildi ama onları ligden düşme noktasına getiren yaş tahta savunmalarıydı. Hücumcuları açık alana mecbur olan Karabükspor, ligin en çok gol yiyen 2. takımı oldu bu sene.

45 DAKİKADA SÜPER LİG

Dünkü maça kadar ligde toplam 38 gol atan Karabük'te bu gollerin 12'si 4 Büyüklere'ydi. Ve F.Bahçe'nin savunma hattı, özellikle Bekir-Orhan stoperi, Karabük'ü ligde tutmaya yetecek uygunluktaydı dün. Hat disiplini olmayan, birlikte oynama alışkanlığı sıfır ve bireysel hata payı yüksek iki isim. İlk yarı hiçbir mücadele sergileyemeyen Karabük, 2. yarı oynayıp 45 dakikada ligde kalmayı garantiledi kısacası. F.Bahçe için kapanmış bir defterin tozlu sayfaları gibiydi; iyi ya da kötü şaşırtıcı bir şey yoktu sahada.

Bir tek Mert'in hayal kırıklığı yaratan ve korkutan performansını eklemek lazım; Mert kalede bir kaleci gibi değil de daha çok eski tip bir libero gibi duruyor. Bir kalecinin zihinsel olarak her an tetikte kalıp, gergin kaslara sahip olması gerekirken, Mert hiçbir pozisyonda bu diriliği gösteremedi.

ÜNAL AYSAL’IN TEZATLIĞI

Lig bitti, bu yolda kavga edenler, küfredenler ve hatta ölenler oldu. Fakat bir şeyi söylemeden geçemeyeceğim; son hafta olmasına rağmen Arena'da açılan provokatif pankartların anlamı neydi? Kameralar önünde sürekli ‘insanlık ve dostluk' mesajları veren başkan Ünal Aysal, bu insancıl cümleleri sadece hisse senetlerinin değeri artsın diye mi söylüyor?

Ben başka açıklama bulamıyorum; zira o denli ‘insancıl' görünen bir insan, her golden sonra Arena'da ‘Fener ağlama' müziği çalıp, tribünde sürekli saldırgan pankartlara izin veriyorsa ortada içler acısı bir tezat var demektir. Yangına bir ateş de siz atacaksanız, en azından bunu giz-lememek lazım. Yoksa ceketinizin içinde sakladığınız o ateş, emin olun bir gün sizi de yakar.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek