SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Onun kariyerinin miladı Abdullah Avcı… 1999 Düzce depremini memleketinde hisseden Gökhan Süzen, “A Takım'a çıksam yeter” diye düşünürken bir anda Galatasaray, Beşiktaş ve Sakarya'nın dikkatini çekti. Gökhan, Sakarya'yı istedi ancak transfer gerçekleşmedi. Beşiktaş ise yetiştirme bedeli ödemedi. Florya onun için mecburi istikamet oldu. SARI-kırmızılı ekipte 2000'li yılların en çok konuşulan genç oyuncuları Arda Turan, Aydın Yılmaz, Uğur Uçar, Cafercan gibi isimlerle birlikte geleceğin yıldız adayları arasında gösteriliyordu. O dönem Galatasaray PAF takımının hocalığını yapan Abdullah Avcı ile tanıştı ve hayatı o tanışmanın ardından değişti.

Gökhan, ilk sene Florya'da süper genç ve iki sene de PAF takımı oyuncusu olarak boy gösterdi. 2006-07'de ise Galatasaray'dan hocası Abdullah Avcı'nın izinden giderek İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a transfer oldu.

2006 yılı Eylül ayında, İstanbul BB'nin Samsunspor'u penaltı atışları sonucu 6-5 yendiği maçın 107. dakikasında oyuna girerek ilk resmi maçını oynadı. Alibeyköy'deki kiralık günlerinin ardından Süper Lig sahnesine adım attığında ise tarih 20 Eylül 2008'i gösteriyordu. Aynı sezon toplam 22 maçta şans bulan Gökhan, hem futbol izleyecisinin dikkatini çekmeyi başardı hem de takımın sivrilen oyuncularından biri oldu. Şimdiye dek 119 kez Süper Lig maçına çıkan Gökhan Süzen, 5 aydır siyah-beyazlı camianın oyuncusu.

‘DAHA İYİ OLABİLİRDİ’

Kartal’ın 1987 doğumlu oyuncusu, Beşiktaş'a transferi için “Hedefsiz bir takıma gelmedim” derken “Transferim sezon başı olmayınca devre arasını bekledim. Beşiktaş'ın ilk yarıdaki maçlarını izledim. Ve ben de maçları izledim. Takımımız çok genç olması nedeniyle tecrübe eksikliği yaşadı. Karabük ve Gaziantep maçlarında o son dakika gollerini yemeseydik belki Fenerbahçe'nin üzerinde olacaktık. Güzel bir lig oldu ama bizim adımıza daha iyi olabilirdi” şeklinde konuşuyor.

İçinde bulunduğumuz sezon içinde yer yer eleştirilen, kimi zaman da alkış alan Gökhan Süzen ile arkadaşımız Ersoy Özdem konuştu, Hüseyin Çağlar ise fotoğrafladı…

‘SOL BEKTE OYNAMAK ZOR’

Burada sol bek oynuyorum ama biraz zor oluyor. Geçen sezonun ilk yarısını hep önde oynayarak geçirdim. Önde oynamak hücum seven oyuncu için daha iyi. Samet Hoca beni isterken sol bek olarak istediğini biliyordum. Yapabileceğimi de biliyordum. Alışmak biraz zor ama çalışıp başaracağım. Her gün yeni bir şey öğreniyorum. Oynadıkça daha çok alışıyorsun. Durduğun yeri öğreniyorsun.

‘GEÇMİŞİMİ UNUTMAM’

Düzce dönemlerini çok iyi hatırlıyorum. Geldiğim yerleri hiç unutmadım. Bazen öyle bir an geliyor ki; kendi kendime ‘Hatırla o eski günleri' diyorum. Ne zaman şans geleceği belli olmaz, gelince de iyi kullanmak lazım.

‘NEDEN BÖYLE OLUYOR?’

Futbolun önüne geçen olaylar oldukça sinirleniyorum, kızıyorum, üzülüyorum. ‘Neden böyle oluyor' diyorum? Niye böyle bir ligde oynuyoruz. Böyle şeylerin olmaması gerekiyor. Bu tip olaylar devam ettikçe milli takımımız da düşüşe geçiyor. Derbi sonrası ölen kardeşimizin ailesine başsağlığı diliyorum. Daha ne diyeyim ki?

‘OLİMPİYAT AVANTAJ OLABİLİR’

Olimpiyat Stadı'nda oynamamız gündemde. Öyle olursa ben elimden geldiğince arkadaşlarımı Olimpiyat Stadı'na alıştıracağım. Orada 6 sene geçirdim. Evet oynamak zor, kışın soğuk var. Oraya gelen takımlar futboldan uzaklaşıyor. Biz İBB'de iken o avantajı iyi kullanıyorduk. Bunu avantaja çevirebiliriz. Orada iyi sonuçlar almamız biraz da taraftara bağlı. Gelen takımlar “Yine mi buraya geldik?” diyor. Bu bizim için avantaja dönüşebilir…

‘ABDULLAH AVCI’YA HAKSIZLIK YAPILIYOR’

Beşiktaş’ta şampiyonluk istiyorum. O duyguyu merak ediyorum. Kalıcı değil, vazgeçilmez olmak istiyorum. Yurt dışı olursa Liverpool'a gitmek istiyorum ama milli takım hedefim hep olacak. Yeri gelmişken Abdullah Avcı'ya yapılan eleştirilere katılmıyorum. Hoca oyuncu performansına bakar her zaman. Tek başına karar verebilecek yetkiye sahip ama herkesin kararına saygı duyar.

‘SAMET HOCA GİDERSE…’

Gitmek ya da kalmak yönetim veya hocanın kararı ama hocamızın ayrılması durumunda beni çok zor günler bekler.

‘FERNANDES OLAYINDA HAKLIYDIM’

Kavga olayından sonra Manuel Fernandes gelip benden özür diledi. Aleyhimde birçok şeyin yazılması beni üzdü. Fenerbahçe maçında oyundan çıktıktan sonra o hareketi yapmamalıydım. Kendimi hatalı buluyorum. Ama asla hocaya veya başka birine kızgınlığım yoktu. Tamamen kendime kızmıştım. Ama o kızgınlığımı da yavaş yavaş kontrol ediyorum. İBB'de oynarken bu tip şeyler yazılmazdı. Sadece kazandığımız zaman “Belediye çalışıyor” şeklinde gazetede yer bulurduk.

‘MUAZZEZ ERSOY DİNLİYORUM’

Boş zamanlarımda gezmeyi severim. Taksim'de dolaşmaktan, sinemaya gitmekten ve puzzle yapmaktan hoşlanırım. Jessie adında bir kedimiz var, onunla oynuyorum. Pek sakinleştiğim söylenemez ama maçlardan önce sakinleşmek için sanat müziği dinliyorum. En çok da Muazzez Ersoy'u severim.

‘ARDA DÖNMESİN’

Yıl 2005… Dönemin Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın, Türkiye şampiyonu olan PAF takımla hatıra fotoğrafı çektiriyor. Mülayim, Cafercan, Oğuz, Harun Karadaş, Ferhat, Arda Turan, Erkan dönemin kadrosunda. Gökhan Süzen ise Mehmet Güven ile birlikte ayakta ve en sağda… Gökhan o günler için şöyle diyor: O zamanlardan belliydi ama Arda'nın buralara geleceğini hiç düşünmezdim. Bence olabildiğince devam etmeli ve dönmemeli…

‘REKABETE HAZIRIM’

İsmail (Köybaşı) ve Uğur (Boral) abi iyileşecek. Futbol hayatımın başından bu yana rekabetin içindeyim. Oynadığım zamanlar da oldu, yedek kaldığım zamanlar da… Çalışmayı hiç bırakmıyorum. Hangi bölgede şans verilirse kendimi o bölgeye hazırlarım. İsmail'in ve Uğur abinin gelmesi benim için daha iyi. Ben buralara rekabet ederek geldim.

Ersoy ÖZDEM / AMKSPOR