SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Ne çektin be hocam!

Fenerbahçe'nin içinde bulunduğu durum; kesinlikle fiziksel yorgunluk değil. Sadece zihinsel yorgunluk.

Dün gece bu sezonun belki de en tempolu maçlarından birini izledik. Eskişehirspor mükemmele yakın oynadı. Fenerbahçe de ondan aşağı kalmadı. Top bir o kalede, bir bu kalede gibiydi.

İki takım da sezonun en büyük tesellisi olabilecek Türkiye Kupası finali için mücadele etti. Eskişehirspor 1-0 öne geçtikten sonra temposunu kısa bir süre düşürünce kalesinde golü buldu. Maçın her anı her dakikası heyecan doluydu.

Aykut Kocaman ve Ersun Yanal finale giden yolda her türlü riski göze aldılar. Bütün kozlarını oynadılar. Bir değil birkaç kırılma anı oldu. Volkan ile Boffin net kurtarışlarla sahneye çıktı ve maçın uzatmaya gitmesini sağladılar.

Uzatma bölümü de nefes kesti. Hele son dakikalar müthişti. Cristian iki dakika içinde iki kez golle burun buruna geldi. Önce direğe takıldı ardından yakın mesafeden kafayla topu dışarı attı. Sow'un kaleci Boffin'in geçtikten sonra pozisyonunu kaybetmesi de klasına yakışmadı.

Süper Lig ve UEFA Avrupa Ligi'nde hayal kırıklığı yaşayan Fenerbahçe, penaltı atışlarıyla Türkiye Kupası finaline adını yazdırdı. 120 dakikalık oyun sonrasında elde edilen final vizesi, derbi öncesinde sarı-lacivertliler için büyük moral olacak.

Ah hocam ah!

Son sözlerim teknik direktör Aykut Kocaman'a… Üç kulvarda Mayıs'ı gördün, kimseye yaranamadın.

İlk sezonunda şampiyon oldun, şike sürecinde tadını çıkaramadın.

Tarihinde ilk kez Fenerbahçe'ye UEFA Avrupa Ligi'nde yarı finali yaşattın, son maçta elenmenin faturasını sana kestiler.

29 yıl sonra Türkiye Kupası özlemini bitirdin, bir kenara itildin.

Üst üste ikinci kez Fenerbahçe'yi Türkiye Kupası finaline çıkardın. Bakalım bugün nasıl eleştiri alacaksın.

Futbolculuğun gibi, teknik adamlığında da kariyerine yeni başarılar ekledin. Bildiğin doğrudan şaşmadın. Adamlıktan vazgeçmedin.  Bence sen çok başarılısın. Son günlerin popüler deyimiyle;

Ne çektin be hocam…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek