SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

‘Hocayı görünce ter basıyor’

Şampiyon Galatasaray'ın yıldız oyuncusu, yaşadıkları başarılardan Fatih Terim'e, çocukluk döneminden Fenerbahçe derbisine kadar pekçok konuda samimi ve çarpıcı açıklamalar yaptı...

13:07 -
‘Hocayı görünce ter basıyor’

“Vardırya, onu gördüğünüzde bile heyecanlanırsınız, terlemeye başlarsınız, bizde öyle bir şey Fatih hoca”

Bu sözlerin sahibi, son 2 sezonun şampiyonu Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Selçuk İnan…

NTV Spor’dan Irmak Kazuk’a konuşan yıldız futbolcu samimi açıklamalar yaptı. Geride kalan 2 sezonu, elde ettikleri başarıları değerlendiren ve “İyi ki Galatasaray’a geldim” diyen Selçuk, ardından çocukluk yıllarını anlattı.

Burak Yılmaz ile yaşadıkları ilginç olayı da anlatan Selçuk aynı zamanda Fenerbahçe derbisiyle de ilgili içten konuştu. Ve Selçuk, Fatih Terim ile ilgili sorulara da dikkat çeken yanıtlar verdi… İşte Selçuk’un NTV Spor’a yaptığı açıklamalar:

Çok yorucu bir sezon oldu değil mi sizin için?

Aynen öyle oldu. İki sene önce geldim Galatasaray’a… Bunu yaşamayı herkes ister, 2 sene üst üste şampiyon olmayı, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynamayı. Bunlar benim için unutulmaz şeyler, büyük başarılar. Bu yüzden takımımla, hocamla, camiamla, Galatasaray’la gurur duyuyorum. İyi ki de buralara gelmişim, bu başarıları yaşamışım.

Yapılan transferler ile daha sezon başında açık ara şampiyon olunacağı yönünde yorumlar yapıldı. Ve sonrasında gelen mutlu son… Şampiyonluk nasıl bir duygu?

Bireysel olarak baktığınızda çok iyi oyuncular var takımımızda. Ancak rüya takım olabilmek için sadece iyi isimler yetmiyor, iyi bir takım olmak gerekiyor. Bunun dev avantajını yaşadık açıkçası sezon başı. Herkesin rüya takım demesi ama sonra biraz hayal kırıklığı yaşaması normaldi. Ama bu bir ekip işi, beraber oynama işi. Sahada çok vakit geçirmeniz gerekiyor iyi bir takım olabilmek için. biz de zamanla bunu aştık. bunda hocamızın da katkısı büyük. İyi bir kadro kurarsanız, iyi bir takım olursanız ve yıldızlar da olursa başarının gelmesi normal…

Senin Galatasaray’a transferin “Türk futbolunun gidişatını değiştiren hamle” olarak gösteriliyor. Sen, transferinin bu yönde ilerleyeceğini düşünüyor muydun?

Böyle şeyler insanın gururunu okşuyor, biraz da utandırıyor. Bunu ilk söyleyen Mehmet Demirkol’du, kendisine teşekkür ederim. Ben hangi takımda oynarsam elimden geleni yapıyorum. Takım ve arkadaşlarım için çalışıyorum, onların saygısını kazanmaya çalışıyorum. Ondan sonra da gerisi geliyor, Allah nasip ediyor. İnşallah daha da ileri giderim, bu hem çalışma hem de Allah’ın lütfu…

Biraz gerilere gidelim, senin Dardanel’e transferin de bir hikaye barındırıyor, annen baban istememişti değil mi?

O zaman çok küçüktüm, şu zamanda hiçbir anne baba çocuğuna izen vermez. Babam çok karışmazdı bana ama annem gitmemi istemiyordu, çok küçüktüm. Ama ben aklıma koymuştum futbolcu olmayı ve bu şansı değerlendirmek istiyordum. Çok zor dönemlerden geçtim, 14 yaşında gittim, çok sıkıntılar yaşadım, kaçmayı düşündüm. Dardanel altyapısı Türkiye’nin en iyi altyapılarından biri ama o yaşta bir çocuk için çok zor.

Baban seni marketin başına mı geçirmek istiyordu?

Yok, babam da futbolcu olmamı, okumamı istiyordu. Ama küçük bir marketimiz vardı daha çok orada duruyordum. Çok yaramazdım markette durmak istemezdim maçlara giderdim.

Dardanel altyapısı nasıldı?

Çok iyidi, bir çok hocamız Ajax’ın altyapı kasetlerini getirirdi. Oraya giderlerdi, izlerlerdi, bize de aynısı yaptırırlardı. Nahit ağabey vardı, Zidane’ın kasetlerini getirirdi, onları izliyordum. Haklarını ödeyemem hiçbirinin…

Senin bir Zidane hayranlığın var. Ben bir de şunu merak ediyorum. Dışarıda, şu an çok sakin birisin. Ama sahadaki lider görünümünle buradaki sakin kişiliğin arasında tezat var gibime geliyor. Bunu nasıl elde ettin?

Dışarıdaki görüntüm benim ailemden aldığım bir şeydir, kişiliğimdir karakterimdir. Aslında sahada da böyleyim ama futbol anlamıda bir şeyler söylemek gerekiyor ve bazen bağırmak gerekiyor. Belki de azarlamak gerekiyor. Mesela Burak ve Umut bazen söyleyince geçmez, azarlamak gerekiyor. Ben önce takımda saygınlık kazanmaya çalışıyorum, kendimi tanıtmaya çalışıyorum. Ben onlara saygı duyuyorum, onlar da bana duyuyor.

Dardanel döneminden beri duran top çalışmaların varmış. Mutlaka yetenek çok önemli ama çalışmadan da olmuyor. O zamanki çalışmaların nasıldı?

Daha öncezine de dayanıyor çalışmalarım, amatör takımdayken de yapıyordum bunları. Televizyonda frikik golü görünce hoşuma gidiyordu. Çanakkale’ye gelince Cemil Akkoyun hocamız bu yeteneğimi görünce her gün 1 saat özel çalışma yaptı benimle.

Burak Yılmaz ile altyapılarda da beraber oynadınız. Sizin profesyonel oluşunuz da ilginç bir hikaye… Önce sen profesyonel olmuşsun, hatta seni televizyonda görmüş Burak ve aramış. Ama sen telefonu açmamışsın… O da bozulmuş biraz…

Bozuldu biraz ben de açamadım telefonu korktum ne diyecek diye. Çünkü biz beraber Genç Milli Takım’da oynarken diğer bütün futbolcular profesyonel takımda oynuyordu bir tek ben ve Burak altyapıdaydık. Burak da övünüyordu “Ne olacak Selçuk da altyapıda” diye. Ben de A Takım’a çıkınca biraz burukluk yaşadı açıkçası, çünkü birbirimizi avutuyorduk. İlk başta telefonu açamamıştım, sonra konuştuğumuzda “Kusura bakma onlar oynattı” dedim… Tabii ki burada Metin Tekin hocayı analım, beni ilk A Takım’a alan oydu, hem de biraz araştırma ile beni A Takım’a alıp oynattı, teşekkür ederim…

Altyapılarda senin hatırladığın, o dönemlerden 10 yıl sonra damga vuracak isimkler hatırlıyor musun?

Yabancılardan mesela Ramos var, Messi var bir çok isim sayabilirim ama zaten onlarda bizdeki kadar futbolcu kaybolması diye birşey yok. Bizde kaybolan çok iyi futbolcular var…

Zidane hayranlığın biliniyor. Sahadaki soğukkanlılığın ona benziyor…

O, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu. Nasıl söylesem ki, onu gerçekten çok seviyorum, sahadaki duruşu, efendiliği, takım arkadaşlarının ona saygısı, oynadığı futbol, kariyeri…

Hiç bir araya gelebildiniz mi? Madrid eşleşmesinde olabilirdi aslında…

Olabilirdi ama yokmuş, yurtdışındaymış, sordum… Ama imzalı formasını yoladı o da yetti…

Şampiyonluğa dönersek, kırılma anı olarak Melo’nun kurtardığı penaltı gösterilebilir. Ama benim gözlemim, özellikle Avrupa maçları sonrası takımın gösterdiği reaksiyon diye düşünüyorum.

Buradaki maça çıkarken kendimiz için kişiliğimiz için bu maçı kazanmak çok önemli diye konuştuk. Dediğiniz gibi geri dönüş de olabilirdi. Maçlar da bir çok kırılma anı oluyor, size göre kurtarılan penaltıdır bize göre atılan bir goldür. Tek bir pozisyon bile kırılma anıdır. Bir çok maçı sayabiliriz ama Real Madrid maçındaki sonrası Galatasaray bambaşka bir takımdı, bu çok önemli…

90 dakikanın içinde geri dönüşlerin yaşandığı maçlar da oldu. Bir maç öncesi Hasan şaş ile konuşmuştuk, “Maçtan önce ne konuştunuz?” dedim, o da “Biz de devre arası ne konuşulduğu önemlidir, soyunma odası etişli geçiyor” dedi. Çok özel değilse neler yaşanıyor Fatih hoca ile?

Hocanın bir çok davranış şekli var. Ne yapacağını kestiremiyorsunuz. Her devre arası davranış şekli değişebiliyor ve hepsi olumlu yansıyor. Bazen kimseyle konuşmadan bizi izliyor, bazen çok kızdığı oluyor, bazen içeri girip ne olursa olsun bizimle gurur duyduğunu söylüyor, “Galibiyet sizin mağlubiyet benim” diyor. Bu da tabii ki ekstra motive ediyor bizi…

Eksiklerinin ne olduğunu düşünüyorsun?

Herkesin eksiği vardır, benim de var. Fiziksel eksikliğim olduğunu düşünüyorum ama 2 yıl öncesine göre daya iyi durumdayım. Eskiden durup neyi yanlış yaptım diye düşündüğümde 2 saat sürüyordu, artık 20-25 dakika sürüyor. Hergün daha da azalıyor. 28 yaşındayım, inşallah 30-32 yaşında hiç düşünmemeye başlayacağım. Futbolu bıraktığımızda bile eksiklerimiz olacaktır, bunun bilincinde olup çalışmak önemli, başka insanlara da sormak gerekli eksikleri…

Bu hafta Fenerbahçe derbisi var. Nasıl bir mesaj vermek istersin?

Ben tüm röportajlarımda dostluk mesajı veriyorum. Fanatizmin, holiganlığın bize hiçbir katkısı olmadı. Biz Fenerbahçe’nin stadına şampiyon olarak gidiyoruz, Fenerbahçe de şampiyon olarak gelebilirdi Arena’ya. Bu, sadece bir maç, bence bütün insanların keyif alması gerekiyor, biz açıkçası bu şekilde hazırlanıyoruz Fenerbahçe maçına. Fenerbahçe-Galatasaray maçları dünyanın en iyi maçlarından biridir, hep öyle geçer. Ben özellikle taraftarların bundan sadece zevk almasını, kim kazanırsa da diğer tarafı tebrik etmesini diliyorum. Çünkü futbolun böyle olması gerek. Bugüne kadar pek çok insan mesaj verdi ama hep açıkçası boşa oldu. Umarım bundan sonraki mesajlar boşa gitmez, bu bir başlangıç olur.

Son olarak buradan Fatih hoca ile ilgili söyleyeceğin bir şey var mı?

Benim için özel bir insan, onu çok seviyor saygı duyuyorum. Vardırya, onu gördüğünüzde bile heyecanlanırsınız, terlemeye başlarsınız, bizde öyle bir şey Fatih hoca. İyi ki de Fatih hoca ile çalışma imkanı buldum Fatih hoca ile Galatasaray’da. İyi ki de buradayım… Bana verdiği katkılardan ve takıma kazandırdığı başarılardan dolayı teşekkür etmek istiyorum…

(NTVSpor)