SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Fatih Terim'in futbolu bıraktığı günlerde Florya'nın kapısından biri girer. Adı Vahit Sezgin'dir. Ağabeyi Galatasaray'ın atletizm takımında koşucudur. Kendisi de futbolcu olmak ister. Olamaz… Deneme maçlarında sınıfta kalır. Ama o Galatasaray logosuna aşıktır ve kulüpte kalabilmek için her yolu dener. Garsonluk yapar, güvenlik görevlisi olur, çay ocağına bakar. Adı da Çaycı Vahit olarak Florya'da nam salar.

Futbolcu olmak için geldiği Florya'da tesis çalışanı olunca hayatı değişir. Derwall'den başlayarak sayısız hoca, sayısız futbolcu görür. Teknik adamlardan Terim'i, futbolculardan Okan, Hakan ve Arif'i hep farklı bir yere koyar. Fatih Hoca demişken… İmparator onu emeklerinin karşılığını olarak 2000'deki UEFA Kupası finaline götürür. Yetmez geçtiğimiz ay oynanan Real Madrid deplasmanı için Çaycı Vahit'e de İspanya uçağında bir yer ayırır.

EFSANE DEVAM EDİYOR

1985'te başlayan Çaycı Vahit efsanesi 28 yıl geçmesine rağmen Florya'da halen devam ediyor. Ferguson'un 13 lig şampiyonluğu sonrası bıraktığı bir dönemde ise Çaycı Vahit 14. kupa için gün sayıyor…

‘YUVAMA GELMİŞTİM’

Hem Galatasaray'ı hem de futbolu çok seviyordum. Kardeşim Ahmet Sezgin de Galatasaray'ın sporcusuydu. Maraton koşuyordu. Galatasaray'a seçmelere gelmiştim. Kazanamadım ama Galatasaray'a her türlü hizmete hazırdım. Florya'ya girdiğimde yuvama geldiğim hissine kapıldım ve bir daha hiç ayrılmadım.

‘OĞLUM’UN ADI FATİH’

Kulüpte işe başladıktan sonra birçok teknik adam gördüm. Ama Fatih Terim'in yeri hep ayrı oldu. Oğluma da hocama olan derin sevgi ve saygımdan dolayı “Fatih” adını verdim. Umarım o da büyüdüğü zaman hocam gibi sevilen, sayılan ve başarıyla anılan biri olur.

‘TERİM GİTTİĞİNDE…’

1999-00 sezonunda UEFA Kupası'nı alınca Fatih Terim ayrılmıştı. O gün ne kadar üzüldüğümü kelimelerle anlatmam mümkün değil. Ailemden bir insan vefat etse ancak bu kadar üzülürdüm.

19’DA 13 ŞAMPİYONLUK

19 şampiyonluğun 13 tanesini burada yaşama mutluluğuna sahip oldum. Allah sağlık verirse bir bu kadar daha görmeye niyetim var. Şimdilik önümüzdeki sene 14. şampiyonluğumu göreceğim.

‘EN MUTLU GÜNÜM’

Şüphesiz en mutlu olduğum gün 17 Mayıs 2000… Çok müthiş bir süreçti bizim için. İçimde birikmiş duyguların şelale gibi aktığı, gözyaşlarıma hakim olamadığım, emeklerin karşılığının alındığı muhteşem bir gündü. Kendimi bu kadar mutlu, heyecanlı, coşkulu bir halde hiç hatırlamıyorum.

Egehan ŞENGÜL / AMK