SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Zorunlu yazı

3 Mayıs 2013

Hayatımın en zor yazılarından biri bu, tek bir kelimenin çevresinde dönüp durup görevimi yerine getirmek için yazmak durumunda olduğum bir yazı. Tek kelimeyle olmadı. Olmadı ama olsun; tekmeye kafasını sokan Gökhan'ın sayesinde, 90+2'de kafa vuruşu yapan Egemen'in yüzündeki tarifsiz istek sayesinde, 90+5 oynanırken bile “gol atacağız” cümlesini içimde yankılatan bu takımın sayesinde… Oldu. İLK golde X, ikinci golde Y, üçüncü golde Z hatalıydı. Önemi yok. Kimileri takım savunmasına katkı yapmadı, kimileri oyun disiplinini sıkça bozdu, kimileri gole davetiye verdi önemi yok. Hiçbir şeyin önemi yok.

OLMADI

Dün yazdığım yazıda “Bu Işık Stadı ya Benfica'nın umutlarının söndüğü yer olacak ya da biz Chelsea maçındaki gibi ‘Arka direkte o topa nasıl vuramadın be Sow!' diye hayıflanacağız” demiştim. Oldu. Öyle oldu; Sow değil de finale yürüyüşün kahramanlarından olan Kuyt, dokunmadı topa içeri doğru arka direkte. Olmadı.

VECDE ULAŞMAK

Spor yazarlığı yapmaya başladığımdan beri maçları izlerken hissettiğim o “Vecd anlarını” kaybetmiştim. Çünkü aklım yerinde kalmalı ve maçı analiz edip objektif ve güzel yazılar yazmalıydım. Yıllar sonra ilk kez bir maçta yine mide bulantıları, baş dönmeleri ve vücut uyuşmaları yaşadım. Ama yetmedi. Ne totemlerim, ne dualarım ne de Gökhan'ın suratına yediği tekmede kendi suratımda hissettiğim o acı. Fakat kupadan büyük bir şey verdi bu takım dün bize; tutku. Futbol tutkusunun gebertildiği coğrafyamızda dün bu takımı destekleyen desteklemeyen herkes “tutkuyu” hissetti. İster eteğine yapıştıkları Benfica adına ister omuz verdikleri Fenerbahçe adına. Fenerbahçe futbolu yeniden doğurdu. 3 TOPU içeri almayan Kadıköy'ün direkleri; rahat uyuyor musunuz geceleri? Sadece bunu merak ediyorum.

Ve son bir cümle daha; Allah'ın şanslı kuluymuşsun Platini!

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek