SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Bir gol farkla!

Önce; bütün takıma teşekkürler…

PIerre Webo'dan, Moussa Sow'a, Salih Uçan'dan taraftara kadar…

Büyük bir başarı elde ettiniz. Hepinizin emeğine, bileğine, ayağına sağlık.

Sonra; İstanbul'da başlayan, Benfica'da devam eden şanssızlığa isyan etmek lazım. Saracoğlu'da direkler, Luz Stadı'nda sakatlıklar Fenerbahçe'nin kaderini belirledi.

Oysa öyle güzel gidiyordu ki işler. Maçın hemen başında yediğimiz gole penaltıyla karşılık verdik. Ardından Cardozo'nun golüne engel olamadık. Soyunma odasına 2-1 ile girdik ve deplasmanda attığımız golün avantajı cebimizdeydi.

Ne olduysa, Gökhan Gönül'ün sakatlandığı an oldu. Yüreğimiz ağzımıza geldi adeta. Allah'tan önemli bir şeyi çıkmadı. Selçuk Şahin kendini sakatladı, iki kez inanılmaz kademe yapan Gökhan Gönül ise göze geldi sanki.

Üçüncü golden sonra artık tüm riskleri göze almak zorundaydı Fenerbahçe. Kocaman, son hamleyi Miroslav Stoch ile yaptı. Kanadı kırılan bir Kanarya gibiydik. Atacağımız bir gol bizi Amsterdam'a götürecekti. Ama bu hayal gerçekleşmedi.

Olsun… Tarihinde ilk kez yarı final gören Fenerbahçe zaten başarılıydı. Taraftar bu takımla ne kadar gurur duysa azdır.

Benfica tek eksikle çıktı sahaya, Fenerbahçe ise çok önemli 3 oyuncusundan mahrumdu. Webo, Mehmet Topal ve Meireles bu takımın ‘olmazsa olmaz' isimleriydi. Bunlar da yetmemiş gibi sakatlıklar yolumuzu kesti.

Sarı-lacivertli taraftarların bugün Sabiha Gökçen'e koşması ve bu takımı ‘şampiyon gibi' karşılaması gerek. Çünkü çubukluyu onurlu bir şekilde temsil eden futbolcular bunu çoktan hak etti. Bu bir başlangıç olsun. İnanın çocuklar, çocuklar inanın. Bugün yarı final, yarın nice finaller göreceğiz Avrupa'da.

Sezon başında hayal olan finale sadece bir gol farkıyla gidemedik. Bir gol nelere kadirmiş. Ah Şükrü Saracoğlu'nun direkleri ah…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek