SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

En az yerel ve genel seçimler kadar heyecanlı geçmesi beklenen bir sürece girdik. Trabzonspor Başkanı (asbaşkanı da en az başkan kadar merak ediiyor) kim olacak sorusunu bir 30 gün daha soracağız gibi. Prof. Dr. Hakan Kulaçoğlu, Metin Atasoy, Muharrem Usta, Emre Aksoy ve İbrahim Hacıosmanoğlu aday. Bu isimlere Sadri Şener de eklenebilir veya bu isimlerden bazıları seçime yakın adaylıktan çekilebilir. Bu kadar fazla adaylı kongre pek görmemişti Trabzon. İlginçtir; kulübün mali açıdan en sıkıntılı olduğu dönemde aday sayısı en fazla! Şike sürecini de bunun üzerine koyun; gelecek başkanı dertli günler bekliyor.

Bütün adaylar ya da aday olduğunu söyleyenler kendince bir çalışma içinde. Saygı duymak lazım. Trabzonspor sevgisinden işlerini, ailelerini, çevrelerini arka plana itecekler. Sonra işbaşı yapacaklar. Önce omuzlara alınacak, en küçük bir sarsılmada eleştirilecek, istifaya davet edilecekler. Belki Şener'e yapılan küfür ve hakaretler onlara da yapılacak.

YANLIŞ DÜŞÜNÜYORLAR

Başkanların ve yöneticilerinin isimleri, projeleri elbette önemlidir ama gözlerden kaçmaması gereken önemli başka şeyler var. Birincisi tüm adaylar, kendi gerçekleriyle Trabzonspor'da başarılı olacaklarını sanıyorlar ki bize göre yanılıyorlar. “Tek başıma ben kurtarırım” mantığı yanlıştır; bu mantık kimseyi bir yere vardırmaz. Bazen insan şunu düşünmeden edemiyor; Bütün adaylar Trabzonsporlu, Bütün adayların, mali idari ve sportif anlamda dünya kulübü hedefi var, Bütün adaylar, şike ve diğer tüm haksızlıklara karşı dik durmayı vaadediyorsa, Bütün adaylar için şampiyon Trabzonspor ise… Neden ayrık otları gibiler. Üstelik burası maaşlı, para getiren bir organizasyon değil. Yani siz iyi yönetici olursanız, cebinize para girmiyor. Şirketiniz borsada tavan yapmıyor. Her şeyi sevginizden yapıyorsunuz ve tamamen gönüllüsünüz.

BEN DEĞİL BİZ DESİNLER

Normali şudur; gönüllüler bu tarz yapıları büyütmek için birleşir, Trabzonspor ise ayrıştırıyor, ötekeliştiriyor. Şehir partizanca bölünüyor, taraftar kendi içinde ikilikler oluşturuyor. “Ben daha iyi yaparım” demek, “En iyi Trabzonsporlu benim” demek gibi bir şey! Bütün adaylar, yöneticiler, “Ben daha iyi yaparım” yerine “Biz daha iyi yapalım” der mi bilinmez? Bildiğimiz şu; Trabzonspor ne bir takım ne de bir kulüp! İçinde 10'a yakın markası ve şirketi olan bir holding! O büyük yapılar nasıl idare ediliyorsa öyle idare edilmeli. Yönetici avına çıkıp, “Onu alırsam seçim benim olur” tarzındaki yaklaşımlar hem kuruma hem de kendilerine zaman kaybettirir!