SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Bir rüya gördüm ben

2 Mayıs 2013

Bugünkü maçla ilgili birkaç kez ön inceleme yazdım ve bilmiyorum kaç defa bu maçı kafamda yaşamaya çalıştım. Olmadı. Webo'nun ilk maçtaki yüksek top oyununa uyumu, rakibi sürekli bozuşu ve Fenerbahçe savunmasına zaman-enerji kazandırmasını düşündüm, Webo bugün oynamıyordu. Ama ürkmedim; bu disiplini herkes gösterecek bugün dedim. Özellikle ilk maçın uzak ara en önemli adamı olan Mehmet Topal'ın eksikliği… Meireles'in bu sezonki en iyi performansından sonra rövanşta bulunamayışı… Ne fark eder; isimler değişecek olsa da aynı olacak bugün formanın rengi. Bir rüya gördüm ben; yüzbinlerce insanın Sabiha Gökçen'e gitmek için yola çıktığı ama bütün yolları kitleyen trafikle yolda kaldığı. Fakat kimsenin bu trafiğe küfretmediğini gördüm; bayraklar ve marşlarla, başka başka formalarla iç içe yüzbinlerce insan. Gece parıldıyordu gökte. Lizbonlu büyük şair-yazar Pessoa, “Ne mutlu yaşamlarını kimseye emanet etmeyenlere” diyor. Evet, hiçbirimiz yaşamlarımızı başkalarına emanet etmemeliyiz. Ama bugün Pessoa'yı en çok duyması gereken kişiler, o sahaya ayak basacak adamlar olacak. Estadio da Luz'un ışık oyunlarından ürkerseniz bilin ki gökyüzünde hep daha parlak şeyler var. Ve o sahanın tavanı bugün göğün tavanı olacak. Salih, Caner, Volkan ya da Egemen… Yoruldukları saniye ya da ürktükleri an başlarını bir kez olsun yukarı kaldırıp baksalar yetecek; zafer orada. Bir rüya gördüm ben; bütün futbolcuların toplanıp Aykut Kocaman'ı havaya fırlattığı… Ziegler'in sevinç gözyaşlarını gördüm. Ve ona gelip sarılan Hasan Ali'yi… Sevincin kademesine girenleri gördüm. Yüzbinlerce insanı “Uçak biletleri çok pahalı, nasıl Amsterdam'a gideceğim ben?” derdine düşürüp bu tatlı telaşı yaşatan bir rüya… Sahaya dünyanın bütün stadyumlarını doldurabilecek kadar fazla insanın çıkıp aynı topu kovaladığı, aynı kaleyi koruduğu bir rüya. Hepsinin üstünde çubuklu… Omuz omuza. Bugün, Portekizlilerin deyişiyle o “Işık Stadı”, Benfica'nın tükenen final umutlarıyla anılacak belki de bir süre sonra; “2013'teki o final ihtimalimiz şimdi burada, ışıklar içinde uyuyor” diyecekler. Belki de biz düşünüp duracağız yine, tıpkı Chelsea maçındaki gibi; “Direk dibinde o topa nasıl dokunamadın be Sow?” diyeceğiz mesela. Fark etmez… Gökyüzünün bugün bize düşen paydası, o stadyumun üstünde olacak. Ve o manzarayı gördüğümüz için, bu rüyanın ilhamına hürmeten, taktiğin ve dizilişin, forma arkasındaki isimlerin… Hepsinin önemsizleştiği bu noktada, 90 dakika boyunca hayattaki her şeyi unutabileceğiz bugün… Bir rüya gördüm ben; çoktan kazandığımız bir rüya. Ve işte size en büyük totem; bu rüyanın arkası yarına…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek