SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Yazarlar ne dedi?

UEFA Avrupa Ligi yarı final ilk maçında Benfica'yı 1-0'la geçerek önemli bir avantaj elde eden F.Bahçe'nin final şansını Türk spor yazarları değerlendirdi.
GÜNTEKİN ONAY - Muhteşemdiniz

Tarihinin en önemli maçında F.Bahçe ilk 15 dakika biraz tedirgindi. Bu bölümde daha çok kendi yarı alanında kalmayı tercih etti. Ancak önce Webo’nun getirip Sow’a verdiği top ile gelen pozisyon, ardından Kuyt’ın ortasında Sow’un direkte patlayan topu temsilcimize golü getirmese de büyük bir güven ve cesaret getirdi.

Üstün mücadele gücü ve defansif yardımlaşma oyunu rakip yarı alanda oynamak isteyen Benfica’ya izin vermedi. Sahada daha istekli ve fiziksel olarak güçlü görünen F.Bahçe devrenin sonunda öne geçme şansını Cristian ile kullanamadı. Kaçan penaltı o kadar önemliydi ki devrede içeri 1-0 girebilsek 2. yarıdaki oyun lehimize gelişecek bir stratejiyi de beraberinde getirecekti.

İkinci yarının başlama düdüğü ile birlikte yine agresif bir F.Bahçe vardı. Sahanın her yerinde basan rakibe üstünlüğünü hissetiren olağanüstü arzulu bir F.Bahçe... Sezonun belki de son yılların en iyi F.Bahçesi...

AH O DİREKLER

Arka arkaya Cristian ve Meireles’in füzeleri sonra da Kuyt’ın direkten dönen topu.. Egemen ile gelen gol fazlasıyla çok daha önceden hakedilmişti.

Bu kadar çok istemek, müthiş yardımlaşma ve tempo ile birleşince F.Bahçe, Benfica’yı resmen sahadan sildi. 38 maçtır tek bir resmi maç kaybetmeyen Benfica iplere yaslanmış bir boksör gibiydi.

Öyle ki direklere takılan o 3 top olmasa Amsterdam’ı düşünmeye çoktan başlamıştık.

BEKLE BİZİ AMSTERDAM

Dün herkes muhteşemdi. Görevini yapmayan tek bir oyuncu yoktu. Rövanşta en büyük güvencemiz F.Bahçe’nin deplasmanda şu ana kadar hiç maç kaybetmeyen organize takım savunması. Bu mücadele gücü ve arzusunu Luz Stadı’na taşıyabilirsek Amsterdam hiç de uzak değil.
Rıdvan Dilmen - Gurur duy F.Bahçeli!

Finale kalır mı kalmaz mı bilmem, kupayı alır mı almaz mı bilmem. Bildiğim tek şey, bütün Fenerbahçeliler'in bu oyuncularla, bu teknik direktörle gurur duyması gerektiğidir.

Taraftarlarla da kendileriyle gurur duymalılar.

Gerçekten de dün akşamki maçta hem sahadaki futbolcular, hem de tribündeki taraftarlar tek kelimeyle muhteşemdi.

Çok değil, bundan 1.5-2 yıl öncesine dönün.

Bu kadar kısa bir sürede UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final oynayacaksın; bu sezon kendi liginde ve kupasında mağlubiyet almayan, sadece Şampiyonlar Ligi'nde Barcelona ve Spartak Moskova'ya mağlup olan bir takıma karşı mücadele edeceksin, bu takımı çok iyi futbolla yeneceksin, hem iki topun direkten dönecek, hem penaltı kaçıracaksın, hem de rakibine hemen hemen 1 poziyon bile vermeyeceksin.

Ve bütün bunlar olurken binlerce kişi bir saniye susmadan takımına destek verecek.

Çok büyük bir camia

Futbolculuk zor bir işmiş. Bunu Fenerbahçe'nin Benfica ile oynadığı maçı izlerken çok daha iyi anladım.

Herkes birbirine yakın, herkesin arkasında bir oyuncu, nefes nefese, fizik gücü yüksek, tempo yüksek, en küçük dalgınlığa yer yok... Gökhan Gönül çok iyi oynadı dersem, diğer oyunculara haksızlık yapmış olurum. Hepsi birbirleriyle çok iyi yardımlaştı.

Yardımlaşmayı top hem rakipteyken, hem de kendilerindeyken harika bir şekilde gerçekleştirdiler.

Kupayı alır ya da almaz, bunu bilemem. Ancak bildiğim bir şey varsa o da Fenerbahçe'nin çok büyük bir camia olduğudur...
OKAY KARACAN - Final yakışır!

Sana final yakışır

Avrupa’nın iki büyük kupasında enfes yarı final serisinin İstanbul ayağından tıpkı Münih’te, Dortmund’da olduğu gibi 4 gol çıkmadıysa futbolun adaletini sorgularım.

En fazla futbol çok şakacı bir kimseymiş derim, başka bir şey çıkmaz kalemimden.

Bu maçın derin teknik analizi yapılmaz, yapılsa da gerek yok!

Olay İstanbul’a bizim egosunu şişire şişire getirdiğimiz aaa acayip takım dediğimiz Benfica’nın pozisyona bile girememesi, Fenerbahçe’nin onları pozisyona sokmamasıdır.

Ya da üçbuçuk direk tek gol talihsizliğidir.

Benfica’yı çok bilmiyordum! Fenerbahçe’nin bu kadar talihsiz olacağını ise tahmin etmemiştim! Öyle ya Türkiye, İngiltere, Almanya tamam da Portekiz ligini izlemeye pek vakit kalmıyor. Bizim arkadaşlar Benfica’yı öyle bir anlattılar ki İstanbul’u yıkıp gidecekler sanmıştım. Avrupa ligi istatistiklerine, Portekiz ligi liderliklerine bakarak güzel şeyler söylenebilir ama fazlası abartıymış.

Benfica ne Marsilya’dan ne Lazio’dan daha iyiydi ama Fenerbahçe, Avrupa sezonunun en iyi Fenerbahçe’siydi.

Fenerbahçe, Benfica’yı Lizbon’a tüm umutlarını yok ederek gönderemediyse topu direklere bağlayan Mozambik büyüsünden başka bir açıklama yapamıyor insan!

O kadar garip, o kadar hüzün verici!!.

Bu kadar iyi oynadığın bir devreyi bu kadar dramatik bir finalle bitirmek şanssızlık değil de nedir! Sow’un kafa vuruşu direkten döndü tamam da Baroni’nin son dakika penaltısına nasıl üzülüyor insan.

Hadi orada kalın, ikinci devre başlar başlamaz Kuyt’un direkten kaleci Artur’a dönen topuna ne diyelim? Kocaman’ın rakibe pozisyon vermemek için kurguladığı Fenerbahçe ilk yarıda hatasız bir takım savunması yaptı.

İki köşe vuruşu, iki hızlı atak dışında güçlü atak yapamayan Benfica, tüm gol planlarını üzerine kurduğu Cardozo’ya istediği yüksek topu atamadı.

Mehmet Topal ile Meireles’in beklerin önüne gelip yaptığı kademe, Kuyt ile Sow’un geri dönüşleri ise mükemmeldi.

Fenerbahçe ikinci yarıda golü bulduğu dakikaya kadar Benfica’ya üstünlüğünü tüm sahada tamamıyla kabul ettirdi.

Ancak yine direğe rağmen giren golden sonra o çok anlatılan Benfica çıktı ortaya.

Çok pas yaparak oyun kurmaya çalıştılar, öne doğru her hamlelerine takım savunmasıyla karşılık verildi. Kenarlara açmaya çalıştılar, sonsuz kademe karşıladı.

Son yıllarda bu kadar iyi yardımlaşan, işine bu kadar motive, bu kadar başarılı savunan bir Fenerbahçe izlediğimi hatırlamıyorum. Gökhan Gönül kusursuz, Yobo hatasız, Ziegler akıllıydı ama Egemen enfes savunması, büyü bozan golüyle gecenin adamı oldu. Her Avrupa Kupası maçında takımı daha ileri taşıyan Aykut Kocaman’ın müthiş rakip analiz başarısını, bu analizi dinlemekten öte iyi anlayıp, iyi uygulayan tüm oyuncularını tebrik ederiz.

Final yakışır...
ERSİN DÜZEN - Mükemmel Plan

Hafta başından bu yana, medyanın hakkını yeterince vermediği tarihi karşılaşmaya F.Bahçe taraftarı mükemmel hazırlanmıştı. Herkes, tıpkı çocukluğumdaki gibi ayakta ve neredeyse üst üste maçı izliyordu. 90 dakika hiç susmadılar ve görevlerini fazlasıyla yerine getirdiler.

Ya sahadaki “Kocaman” yürekli futbolcular? Onlar ise bu desteği arkalarına alarak, kendisinden daha formda, moralli, tecrübeli bir ekibe karşı nasıl oynanması gerekiyorsa, öyle oynadılar. F.Bahçe’yi hep oyunu dinlendiren ve ağır bir takım olarak izledik ancak bu kez kendi kimliğinden farklı başladı. Benfica’nın önde uyguladığı pres nedeniyle, savunmada oyun kurma zorluğu yaşayan sarı-lacivertliler, karşılaşmanın ilk bölümünde set halinde neredeyse hiç hücum yapamadı.

İŞ İLK YARIDA BİTEBİLİRDİ

Tüm toplar Sow ve Webo’ya atılırken, alınan ve dönen tüm toplarda beklerin desteği önemliydi. İkinci direğe yapılan her orta, tehlike yarattı.

M.Topal ve Meireles defansın sigortasıyken, Baroni hücumda biraz devreye girse, savunma zaafı olan Benfica’nın işi ilk yarıda bitebilirdi. Buna rağmen, biri kaçan penaltı, ikisi direkten dönen topla F.Bahçe, ilk yarıda net fırsatlar buldu; ve en önemlisi bunu başarırken de, rakibine çok iyi savunma yaparak pozisyon vermedi.

Başta kaleci Volkan olmak üzere, Egemen ve Yobo hatasız oynadı. Aimar’ı hataya zorlayarak, Benfica’nın ana şartelini kapattılar ve nitekim Arjantinli devrede oyundan alındı.

HER TAKIMIN HARCI DEĞİL

İlk yarıda golü fazlasıyla hak eden F.Bahçe, arka arkaya kornerlerle rakibini dövmeye başladı. Kuyt’ın direkten dönen topundan sonra, kaderin bir cilvesi yine direğe çarpan topla, gol geldi.

Dün gece, F.Bahçe bu sezon en çok savaştığı maçlarından birini oynadı. Aykut Kocaman, çıplak gözle Benfica’yı izleme fırsatı bulmasa da, rakibi nasıl durdurabileceğini mükemmel planlamış. Aylardır her takımı dize getiren Benfica’ya top göstermemek ve pozisyon vermemek her takımın harcı değil. Bu oyun, Lizbon’da da sergilendiği takdirde hep beraber Amsterdam’a gidiyoruz. Tebrikler F.Bahçe...