SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Haksızların haklılığı

20 Nisan 2013

3 kupada da sağlam adımlarla ilerleyen F.Bahçe'nin bu sezonki ani “efor” yükselişinin altında antrenmanlardan daha önemli bir şey yatıyor; iç dinamizm. Bu sezon, uzun yıllardır tam anlamıyla yaşanmayan bir tablo yaşandı F.Bahçe'de. Yönetiminden teknik heyetine, taraftarından futbolcusuna kadar önce “ayrışma” ve yer yer alevlenen öfkeler dindikten sonra da “eleştiri ve tartışma” ortamı doğdu. Ve bu da başarı çıtasının yükselmesini sağladı.

Arma öpen ama ter akıtmayan oyuncular, kimi hatalarda ısrar eden ve zihin yorgunluğuyla baş edemeyen teknik heyet, taraftarla kavga eden yönetim ve tepkilerini yanlış zaman-mekanda veren taraftar…

F.Bahçe, bu sene kendi muhalefetini kendi içinde bulup uyanık kalmasını bildi. Kısacası, özellikle sahadaki değişim ve motivasyonda, camia içindeki muhalefet seslerinin kararlılığı ve doğruluğu var.

Keza Volkan'ın bile her maçtan sonra taraftara yönelik birkaç cümle sarfetmesi bu sağlıklı iletişimin bir işareti oldu. Bu etkileşimin camia karakteri haline getirilmesi çok zor ama imkansız değil. Bunun için tek bir yol var; bu vakitten sonra takım sezonu kupasız bile kapatsa taraftar, oyuncu, teknik ekip ve yönetim birbirlerine güzel anlar için teşekkür etmeli, hakkını vermelidir. Ondan sonra mı? Eleştiri ve gelişime devam. Çünkü eleştirideki iyi niyet bildirimi sözle değil, yanlış şeylere karşı ayaklanırken güzel manzaraları da alkışlamaktan geçer.

FUTBOLUN ÖLÜMÜ…

Simon Kuper, Financial Times'taki bir yazısında İngiltere'deki eski futbolcuların düştüğü maddi bataklığı anlatıyordu. Yazıyı isterseniz internetten arayıp bulabilirsiniz fakat orada en çok dikkatimi çeken cümleler iki hukuk danışmanına aitti. Birçoğu finans danışmanlarının ve menejerlerinin kurbanı olan bu oyuncularla ilgili şu cümleleri sarfediyordu Hannah Sutton ve Damon Parker:

Sutton: “Futbolcular, kendilerinin bir bal kovanı olduğunu ve çevrelerinde uçuşan sinekler olduğunu farkediyor. Fakat finans danışmanlarına çoğu zaman teslim oluyorlar. Bunun en büyük sebebi de hayli genç yaştayken onlarla tanışmaları.”

Parker: “Bu bataklığın en üzücü yanı ise tanrı vergisi yeteneğe sahip olup kariyerinin sonunda ‘bir hiç' olarak kalmak.”

Simon Kuper'in yorumdan çok tespit olan bu yazısı hepimize klişe gelebilir ve şimdi arenalarda dövüştürdüğümüz adamların, saha dışındaki hayatı hiç mi hiç ilgimizi çekmiyor olabilir. Fakat yazıya bir ek yapıp, tersten okuyalım; futbolun ekonomiyle savaşı aslında basit bir doğa olayı.

İşte bu sağlıksız genleşme, proje yıldızlar ve gittikçe artan organizasyonların kirliliği sürdükçe her şey bir gün başa dönecek. Einstein'in meşhur sözünü uyarlarsak; 2018 Dünya Kupası'nı bilmiyoruz ama 2022'de futbolun lastik topla oynanacağı kesin.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek