SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Van Gogh’a sorun!

12 Nisan 2013

Taktiksel anlamda sıkışık ve görsel zenginlik sunmayacağı belliydi maçın. Ama Fenerbahçe adına iş fazla çığırından çıktı. Bunun sebebi ise Fenerbahçe'nin savunma ve hücum konsantrasyonu arasındaki büyük uçurumdu. Topsuz oyunda ve bazen fazla abartılan- rakibi geride karşılama konusunda gösterilen direnç, topa sahip olduğumuzda tam bir bilinçsizlik haline bıraktı kendini. Savunmanın topu oyuna sokmak yerine “uzaklaştırma” telaşı, Volkan'ın rakibe giden uzun topları ve Lazio'nun kolaylıkla tekrar hücum yerleşimi sağlayışı… İlk yarıda pas isabet oranı en düşük 2 oyuncu Yobo (%40) ve Volkan'dı (%33) dün…

SALİH ADAM!

Fenerbahçe dün kendisini reddederek oynadı 70 dakika. Avrupa Ligi'nde bu aşamaya gelene kadar oynadığı futbolun tam tersini koydu sahaya; kontrolü rakibe verip, dönen topların hiçbirini toplayamadı. İşin garibi taktiksel anlamda sahanın en kritik adamı Cristian'dı dün ama kendisi o kimseyi şaşırtmayan “hayal kırıklığı” tablolarından birini sundu bize. Ve Cristian'ın yerine giren Salih yine oyuna dokundu; tur geldi. Fakat eğri oturup doğru konuşalım; turun gelişi ilk maçta oldu, zira dünkü oyun her türlü sonuca açık bir görüntü veriyordu bize, gole kadar…

KİMLİK SAVAŞI

Bu harika günde can sıkıcı konuşmaya gerek yok daha fazla; sezon boyu büyük dalgalarla boğuşan Fenerbahçe, gemiyi daha güvenle sürüyor şimdi. Ve henüz Plzen'i geçtikten sonra dillendirdiğim cümle dalga dalga yayılıyor; kara göründü!

Yarı final ve umarım final için Fenerbahçe'nin sürekli hatırlaması gereken bir 90 dakika var; o da İstanbul'daki Lazio maçı. Çünkü bu noktadan sonra rakibinin kim olduğu değil senin sahada hangi kimlikle savaştığın önemli.

Ve Amsterdam'a gidecekler için şimdiden tavsiye; Van Gogh Müzesi'ne girip oradaki tablolara baksınlar. Birçok sarı-lacivert ve Fenerbahçe'nin tarihi boyunca içinden geçtiği çetin dalgaları görecekler. Fakat bütün o karamsar tabloların içindeki en temel gerçeği asla gözden kaçırmasınlar; tutku!

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek