SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Herkese karşı tek başına

Dün geceyi daha iyi anlamak için birkaç hafta öncesine, yine Arena'da oynanan ve Serkan Çınar'ın yönettiği Orduspor maçına dönelim. O maçtan sonra aynen şunları yazmıştım: “Galatasaray'ın hem Orduspor'u, hem hakemleri, hem amacı ve duruşu belli federasyonu, hem de ‘lige heyecan gelmesini' arzulayanları yenmesi gerekiyordu. Yapabileceğine inanan pek kimse yoktu… Ta ki Sneijder o mükemmel golü atana kadar… O dakikadan sonra adeta dirildi Galatasaray… Hem sahada aksayanlar hem tribünde yalpalayanlar kendine geldi. Dün gece, Türk futbolunda dönen tüm ayak oyunlarına direneceğini haykırdı Galatasaray. Ama şu çok açık bir gerçek: Ben- zer senaryolar önümüzdeki 11 hafta boyunca sergilenecek. Galatasaray'ın başka çaresi yok; direnecek, direnecek, direnecek.” Ordu maçında yaşananların bir benzeri bu kez Mersin maçında ve Süleyman Abay'la sahneye kondu. Bir takım ‘nasıl ince ince doğranır'ın, ‘sinir sistemiyle nasıl oynanır'ın adeta kitabını yazdı Abay. Galatasaray da işini kolaylaştırdı hakemin. Fatih Terim'in son maçlardaki hataları yüzünden Semih ve Eboue'yi kulübeye çekmesi, bu sezon hiç yan yana oynamamış bir defans dörtlüsüyle sahaya çıkması, Galatasaray'ın daha maçın başında yenik düşmesine neden oldu. Sonra, rahatlıkla ‘devam' denilebilecek bir pozisyonda kırmızı kart geldi. Ardından Fatih Terim, kontrol edemediği öfkesiyle yine tribüne yollandı. Onu Hasan Şaş ve Ümit Davala izledi. Maçı masörünün yönetiminde tamamlayan sarı kırmızılılar yine de direndi, direndi, direndi. Direncin fitilini, farkın açılmasını önleyen kurtarışlarıyla Fernando Muslera ateşledi ilk yarıda… Kazandırdığı penaltı ve attığı 2 golle Didier Drogba nihayete erdirdi ikinci 45 dakikada. Galatasaray; öfke, heyecan, nefret, aşk ve tutku dolu bir 90 dakikanın ardından çok anlamlı bir 3 puana daha ulaştı. Ama bu iş henüz bitmedi. Yarınlar bugünden daha zor olacak. Çünkü bir Galatasaray var bu mücadelede, tek başına, başı dik ve onurlu. Bİr de diğerleri…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek