SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Sıradaki gelsin

Galatasaray taraftarı ikiye bölünmüş durumda… Bu giriş cümlesinden sonra bazılarının umutlandığını gayet biliyorum ama boş yere heveslenmeyin, sizin bildiğiniz, alışkın olduğunuz türden bir bölünme değil bu. Bir grup sarı-kırmızılı taraftar, İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçının Real Madrid maçından çok daha önemli olduğu görüşünde… Onlara göre bu yıl Şampiyonlar Ligi'nde Real'i geçmek çok zor, finale ulaşmak ise tatlı bir hayal. Bu nedenle önce Türkiye Şampiyonluğu garantilenmeli. Diğer ve ilkine göre çok daha büyük olan grup ise finale sadece dört maç kaldığını düşünüyor. Dolayısıyla telafisi olan bir İBB maçı yerine Real Madrid'e odaklanmak gerektiğine inanıyordu maç öncesinde. Maça başlarken sahadaki dizilişe “ilk görüş mü, ikinci görüş mü” hakim olacak diye baktım. Ve şöyle tercüme edebilirim durumu: Real Madrid'in dört as ismini dinlendirdiği akşamda, Fatih Terim “Hepsini al” taktiğiyle sürmüştü takımını sahaya… Milli takımda yaşadığı sakatlık nedeniyle Madrid deplasmanı öncesi riske edilmeyeceği düşünülen Sneijder bile ilk 11'deydi. Takım her zamankinden daha iştahlıydı. Futbolcular, “Kendimizi fazla yormayalım, tüm dünyanın bizi izleyeceği Real maçını düşünelim” zihniyetinden çok, “Öyle bir oynayalım ki Çarşamba akşamını biz değil Real düşünsün” havasındaydı. Ve hepsi, Gençlerbirliği maçındaki gibi bir futbol kazasına ihtimal vermeyecek bir iştahla başladı maça. Özellikle ilk yarıda, adeta bir Barcelona performansı vardı sahada. Galatasaray'da her futbolcu adından söz ettirecek bir performansla oynadı. Ama bazılarına ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Birincisi Selçuk: Sahada basmadık yer bırakmayan, en çok koşan, en çok top çalan o neredeyse tüm maçlarda. İkincisi Hamit: Türkiye'ye gelmeden önce yaşadığı ağır sakatlığa, eleştirilere, ligin ilk yarısındaki taraftar tepkisine aldırmaksızın mücadele ediyor. Her maçta küllerinden doğuyor. Üçüncüsü Drogba: Sadece futbol değil insanlık dersi veriyor. Daha dünkü çocukların kibrine, küstahlığına alışkın Türk insanına, işe bisikletle giden Avrupalı bakan mütevazılığını gösteriyor. Golcülüğünü bir kenara bırakıp asistleriyle, verdiği demeçlerle Burak'ı yüceltiyor. Dördüncüsü Burak: 2013'e 10 resmi maçta 11 golle başlamıştı, dün 11'de 13 yaptı. Rakip ayırt etmiyor. Daha az düşüyor, daha çok mücadele ediyor. Üzerinde ciddi emeği olan Şenol Güneş de buradan bir teşekkürü fazlasıyla hak ediyor. Dün gecenin mesajını özetlemek gerekirse… Galatasaray ligdeki rakiplerine “Siz aranızda oynayın, ben Madrid'e gidiyorum, dönünce görüşürüz” dedi… Sıra, 3 Nisan Çarşamba saat 21:45'te başlayacak tarihi maça geldi.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek