SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbol hayatı, Antalyaspor'da başladı Burak Yılmaz'ın. Ardından Beşiktaş, Beşiktaş'tan kiralık olarak Vestel Manisaspor'a, oradan da tekrar Beşiktaş'a, yine bekleneni veremeyince Kadıköy'ün yolunu tutmuştu. Kadıköy'de de bekleneni verememişti. Bir sezonda sadece 16 maçta oynamıştı,  hücum oyuncusu olmasına rağmen çıktığı 16 maçta ağları sarsamamıştı.

2009-2010 sezonunda Trabzonspor'a transfer oldu, tutunamadı. Kısa süre sonra Eskişehirspor'a gitti. Sonra yeniden Trabzonspor'a geldi, işte her şey bundan sonra başladı. Burak herkese saç baş yoldurmaktan bıkmıştı, usanmıştı.

2010-2011 sezonunda Burak Yılmaz yeniden doğuyordu. Trabzonspor forması altında çıktığı 36 maçta 20 gol atmayı başarmıştı. Bir güneş gibi doğmuştu Şenol hocasıyla.

2011-2012 sezonuna geldiğimizde Burak Yılmaz Trabzonspor'da altın çağını yaşıyordu attığı 32 golle gol kralı olmuştu.

Biraz geç olmuştu belki de, kendi çağdaşlarıyla aynı seviyede olamamak, kaliteliyken onlardan geri kalmak ve kendini bulamamak.  Burak, Ronaldo'yla aynı yaştaydı. Bırakın onu yakalamayı kovalayamamıştı bile. Ama Trabzonspor'da kovalamaya başladı.

O artık bir Kral’dı ve yakışmıştı da ona kral olmak.

2012-2013 sezonunda sürpriz bir şekilde Galatasaray'a transfer oldu. Krallar Galatasaray'da oynar, Kral'da Aslan'ı seçti.

Burak gençliğinde birşeyleri başaramadığından eleştirilerin odak noktası olmuştu, herkeste Burak Yılmaz'a karşı bir ön yargı vardı.

Ama Galatasaray'a Kral olarak gelen Burak'ın bu sezon krallığı kimseye bırakmaya niyeti yok ve öyle de oldu aldı başını gidiyor.

Bir zamanlar Ronaldo'yu kovalayamayan Burak Yılmaz şimdi ensesine yapışmış bırakmıyor, Ronaldo'ya ya sen ya ben diyor.

Tabi ki Galatasaray'ın Real Madrid'le eşleşmesi büyük şans bence kim ne derse desin.

İnanıyorum ki Burak çıkacak ve yine şovunu yapacak.

İşte bu yüzden diyorum, Burak geç doğdu diye. Ama hiç fark etmez, efsaneler erken doğsa bile,  Burak geç doğan bir efsane olsun.

VEYSEL NADİROĞLU