SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Filmi başa sarıyoruz… İkinci Türkiye macerası da hüsranla sona eren Guus Hiddink'e yol verilirken, ‘milli takımın kurtarıcısı' ilan edilen Abdullah Avcı göreve gelmişti. İstanbul'daki Hırvatistan maçında yaşananlar hala hafızalarda… “Hiddink istifa” normal de tribünde neden “Abdullah Avcı göreve” nidaları yükseliyor. Milli marşı söylerken bile organize olamayan A Milli Takım seyircisi nasıl oluyor da yeni hoca hakkında böyle toplu şekilde ahkam kesiyor.

Daha ilginç olanı Avcı iyi teknik direktör ama Türk futbol izleyicisinde kişisel hayranlık uyandıracak bir şey yapmamıştı henüz. Ayrıca geldiği takım olan İstanbul B.B.'nin tribünde en kalabalık seyirci topluluğu 200-300 kişiyi geçmiyor. Ne tesadüfmüş değil mi, TT Arena'da ‘Avcısever' taraftarların bir araya toplanması. İnsan ‘yoksa bu işin ardında başka bir şey mi var' diye şüphelenmeden edemiyor.

BELÖZOĞLU, DEMİRÖREN, GÜMÜŞDAĞ

Brezilya 2014 kuraları çekilirken keyifler yerinde… Hocamız grup liderliğinin bile hayal olmadığını söylüyor. Ama sahaya çıkınca işler değişiyor, ne de olsa futbol sahada oynanıyor. Hollanda yenilgisinin ardından Selçuk polemiğiyle ilk kriz patlıyor. Milli takımda gruplaşma olduğu aşikar. İstanbul'daki 3-0'lık Estonya galibiyeti bile umut vermiyor. Herkes ‘bu takımdan bir şey olmaz' modunda.

Emre'nin yedek kulübesindeki Hamit Altıntop ile yaşadığı ‘sen de sevin' polemiği bu maçın en akılda kalan enstantanesi. Sonrasında “Milli takımı Emre Belözoğlu yapıyor, federasyonu da aslında Gökse Gümüşdağ yönetiyor” söylentileri… İnsan inanmak istemiyor. Ama milli takımda bir şeylerin yolunda gitmediği aşikar. Romanya ve Macaristan mağlubiyetleriyle geçen karanlık ekim aslında Brezilya 2014'ün hayale dönüştüğünün habercisi.

COPACABANA BİZİ BEKLİYOR

Sonra zaten ne yapsan boş… FIFA'da 204. sırada bulunan Andorra karşısında sonuç var, futbol yok. Avcı “Kazansaydık, Türk futbolu için Avrupa kupalarıyla çok başarılı bir mart ayı geçirecektik” diyor. Evet iyi oynadık, belki de elemelerdeki en iyi futbolumuzdu. Ama sorun zaten Macaristan maçını final haline getirmekte. Yıllar sonra milli takım grupta ilk kez bu kadar erken kopma aşamasına geldi.

Baraj maçları bizim için hep bir umuttu ama bu kez abonesi olduğumuz Play-Off'a bile gitme şansımız yok gibi. Rakiplerin fikstürü göz önüne alındığında bize artık mucize gerekiyor. Ama tüm bunlara rağmen hala umut tacirliği yapılıyor ve kimse suçu üzerine almıyor. Milli takımın içine düştüğü durumun bir sorumlusu olmalı ve bu kişi en kısa zaman içinde hesap vermeli. Copacabana'nın kumlu plajları bizi bekliyor, ondan sonra ver elini EURO 2016!

KAPIDAKİ TEHLİKE!

2014 Dünya Kupası'na havlu atan Türkiye'yi çok önemli bir tehlike bekliyor. Brezilya 2014 kuralarına 2. torbadan giren Ay-Yıldızlılar bir sonraki turnuva olan 2016 Avrupa Şampiyonası öncesi büyük düşüş yaşıyor. FIFA sıralamasında 45. sıraya gerileyen milli takım, Avrupa genelinde ise 22.'liğe kadar düştü. Türkiye şu anki performansıyla 3. torbada gözüküyor. Ancak kötü sonuçlar sürerse zor bir ihtimal ama 4. torbaya kadar gidebilir. Fransa'da yapılacak şampiyonaya tarihte ilk kez 24 takımın katılacak olması bir avantaj sayılabilir. Ama Avrupa'nın önde gelen iki futbol ülkesinin bizim grubumuzda olması kesin gibi. Örneğin İspanya-İsveç ya da Almanya-Danimarka ile aynı anda grupta olabiliriz. 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde 9. grupta ilk iki sırayı alan 18 takım direkt olarak finallere kalacak. En iyi üçüncü de Fransa vizesini kapacak. Geri kalan 8 üçüncü arasında yapılacak play-off maçları sonrası gelen 4 takımla kontenjan tamamlanacak.

Kaan BORA / AMK