SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbolu seven gönül veren herkes en az bir kere de olsa kahvehanelerde maç izlemiştir. Eş dost akraba arkadaşlarla kahvede buluşup birlikte maç izlemek genelde keyif verir ve maçlara heyecan katar.

Ancak bu ortamlarda belirli grupların hep aynı cinsten konuşması çok ilgimi çekmiştir. Bu hafta da kahvenin demirbaşlarından sayılan, yerleri bile nadiren değişen bu gruplara bir göz atalım istedim.

1) Polyanna'cılar: İyilik melekleridir. Kahvenin geneli o an bir adamı eleştirirken bu ‘Napsın be oğlum, fizik gücü bu kadar, ama süper iş yapacak bu ha bak yazıyorum buraya.' ya da hocanın kadro seçimleri yanlış bile olsa ‘Hayır ya taktik bunlar, şimdi çeviririz maçı az sabredin' diyerek savunan grupcuktur. Kim yanlış yapsa hemen savunan ve arkasında duran nadir kişilerdir.

2) Teknik Direktörler: Bunlar müthiş egosuyla göz boyamaya çalışanlardır. Özellikle bir takım yenilirken ortaya çıkarlar ve ‘ben filan hocanın yerinde olcam var ya; bu takıma 5 atarım 5. Bu takımı 15 puan farkla şampiyon yaparım. Hey gidi hey' diye veryansın edenlerdir.

3) Taktikçiler: Zaman zaman herkesin içine girip çıktığı gruptur. Özellikle maçın monotonlaştığı dakikalarda konuşma ihtiyacı duyarlar. Mesela defanstaki açığı ifade ederler, bu sistemde kanatların işlemediğini, boşa orta açıldığını, pres yapılmamasından ve daha bir sürü şeyden şikayet ederler. Güzel cümlelerle ancak biraz sesli yapınca herkesin biran olsun ters ters baktığı elit kimselerdir.

4) Derbiye odaklananlar: Bu grup takımda işler iyi giderken ortaya çıkanlardan. Bunlar takımlarındaki oyunu överken, yaklaşan derbiyi düşünerek laf atanlardır. Daha 20. haftada iken 33. haftadaki derbiyi kastederek ‘aferim beyler inşallah derbide de kazanıcaz' diye rakip taraftara şimdiden gönderme yapanlardır. Bunlar futbolun derbi kısımlarına daha çok önem verip, rakip taraftarla dalga geçmeyi seven grup olarak da bilinir.

5) Kafayı bir oyuncuya takanlar: Bu grup ise her hafta aynı oyuncunun hata yapmasını bekleyip eleştirenler. Mesela ‘Bu Emre'de fizik yok abi, nasıl oynuyor bu çocuk' diyerek her topu aldığında aynı şeyi tekrar ederler. Onların diline düştünmü bir daha kurtulamazsın. Adam gol de atsa ‘yok abi bunda iş yok'  diyerek tepkilerini ortaya koyarlar. O oyuncu ağzıyla kuş tutsa da onun gözünde hiç bir değeri yoktur.

6) Rakip takımcılar: Kahvenin en arkasına kombine almış, kimin maçı varsa onun gol yemesi veya penaltı kazanması halinde ortaya çıkan gruptur. O gün hangi büyük takımın maçı varsa bu gruplar rakip takımı tutarlar. Hele şansa bir gol bulunca tüm kahve isyan ederken bu grupcuk goooool giye bağırarak bütün gözleri üzerlerine çekince susarlar. Çok iticidirler.

7) Totemciler: Bu gruptaki kişiler genelde frikik, penaltı gibi önemli pozisyonlarda değişik uğurlara inanırlar. Bu pozisyonlarda dışarı çıkma, televizyona bakmama, bacak bacak üstüne atma, elleri cebe sokma, kafa kaşıma, amuda kalkma gibi ilginç totemlere bağlı yaşarlar.

8) Küfürcüler: Kahvehanemizin efsaneleridir. Kendilerini aşırı fanatik futbol aşığı diye tanımlarlar. Ancak pozisyonun şiddeti, ortamın adrenalini yükseldikçe bu ağabeylerin ağzı birden küfüre kayar. Pozisyon icabı hakeme, topa, sahaya, rakip oyuncuya uçana kaçana her şeye küfür edebilirler.

Kahvehanede zaman zaman bu gruplara girip çıktığımız doğrudur. Önemli olan bu kahvehane ağzının Türkiye'yi yönlendiren yorumcular tarafından kullanılmaması.  Bunu başardığımız zaman yorumcularımız da futbolumuzu ileri taşımaya devam ederler.

Bu konuda Şenol Güneş'in ‘Yorumcuyla kahvehanedeki arasında bu konuda bir fark olması lazım. Çünkü siz toplumu yönlendiriyorsunuz. Verdiğiniz mesajlarla kin ve nefret tohumu atabiliyorsunuz.' Diyerek çok haklı serzenişte bulunuyor. Çünkü bizler kimi zaman kahvede bir oyuncuyu asarız diğerini keseriz, bunların topluma yansıması olumsuz olur.

ÜMİT BERBER